'Ne yaparsın yoksa beni öldürür müsün?'
Sesinde ki acı bariz belliydi. Yine de güçlü durmak istiyordu. Hayatının bir çok deminde güçlü durmuştu. Kim olduğunu hiç bilmediği öz babasına rağmen, Taptığı annesi öldüğünde de, Ve son görevi olacak bu yere hapsolduğu gecede. Her zaman hep yaptığı gibi güçlü görünmek, güçlü olmak zorundaydı Aletta.
Adamın elleri Aletta'nın boğazından hızla ayrıldı
O ve Aletta'yı öldürmek mi? Tanrım ... O sadece Aletta'yı yaşamak istiyordu(!). Tam bir madde bağımlısı gibi. Onu herkesten, bir kendine saklamak istiyordu. Aletta onun eroiniydi, o ise bağımlı. Hem de en beterinden. Bu yüzden ne kadar küfretse de sinirlense de her gece o yatağa dönüyordu.
'İmkansız şeylerden bahsetmeyelim güzelim, uyuşturucular onlar bağımlıları olduğu sürece varlığını sürdürürler.' dedi. Sesi alaydan uzak son derece ciddi çıkıyordu. Eğer bunu gündelik bir hayatta biri ona söylese evet iltifat olarak alıp gülebilirdi bile. Fakat bunu Matt söyleyince hiçte iltifat gibi gelmiyordu.Daha çok tehtit içerikli mesaj görmüş gibi oluyordu. Azılı bir katilden gelen tehtit mesajı nasıl bir etki yaparsa işte ona da öyle bir etkisi vardı. Üstelik azılı katil tam bir psikopattı. Aletta üzerinde ki baskı yüzünden ne yapacağını bilemeden küvette put gibi duruyordu. ' Ve sende ben seni istediğim sürece varsın' dedi Matt daha fazla infazı geciktirmeden.
Hançerle bir kalbi ne kadar acı çektirerek deşebilirdiniz? Ya da insanın midesini iki büklüm eden o acıyı nasıl yaratabilirdiniz? O kadar uğraşmasına gerek yoktu çünkü Matthew bunu kelimelerle bile başarabiliyordu.
'git, giyineceğim!'
Soğuk bir ruhsuz cevap almıştı karşılığında. Hiç kimse bu güne kadar ona tepkisiz kalamazdı. Kadını öylece küvette bırakıp ağır adımlarla odaya geçti. Odada ki devasa yatağa çökerken alnını ovuşturdu. Neden o herhangi bir hareketiyle onu bu kadar sarsa biliyorken kendisinin onun üzerinde hiç bir etkisi yoktu? Oysa Aletta en basit hareketiyle bile onu sarsmayı başarıyordu. kadın diğer kadınlarla aynı hareketi yapsa bile Matt'e farklı geliyordu. Sanki o Aletta'yı değil de Aletta onu tekeline almıştı.
'Tanrım!' diye inledi. Bu kadını sadece iki ay esir almıştı ve olanlara bir bak! Tam tamına seksen dört kaçma girişimi yirmi dört suikast ve on iki intihar eylemi.
Biraz fazla olmuştu. Kadın kadın değil bildiğin şeytandı. Onun aklına gelen şeylerin şeytanın bile aklına gelmeyeceğine karar verince zavallı iblise haksızlık ettiği kanısına vardı. Bu gidişle öldüğünde cehennem bile onu almayacak kadar gücenmiş olacaktı.
Bir saati geçmesine rağmen kadının kendi gidene kadar banyodan çıkmayacağını fark edince homurdanarak yerinden kalkıp çıktığı odanın kapısını ardından sertçe çarptı. Eh gittiğine dair bir sinyal vermeliydi değil mi?
Tabi adamları hemen kapanan kapıyı kilitlemişlerdi. Matthew bar da özel yerini alırken Aletta da banyodan çıkmış giydiği siyah iç çamaşırlarıyla bir duvarı boydan boya yapılmış pencereye yöneldi. içeriden dışarıyı gösteren dışarıdan ise simsiyah görünen özel yapım kurşun geçirmez camın önüne geçti.
Gözleri direk gecelerce bedenini esir alan adamı seçti. Daha ilk günkü gibi hatırlıyordu onu öldürmek için gelişini 'Macnair!' diye tısladı. Gözünde büyüttüğü o Lanet adam şimdi onu ele vermiş olmasaydı Aletta özgürce geziyor olacaktı. Ve bu dallamayı bu kadar yakından tanımamış olacaktı. Tüm o benliğini ezen hakimiyetine girmeyecekti.
Yumruk yapmış adamı izliyor haldeyken sanki adam onun orada kendisini izlediğini biliyormuş gibi kafasını kaldırıp gözlerini kızın olduğu noktaya dikti. Aletta korkuyla bir iki adım geri kaçsa da sonrasında kendine kızarak eski yerini aldı.
Dışarıdan camın simsiyah göründüğünü biliyordu. Zaten o eski yerine geçerken Matthew'in de artık başka bir yöne baktığını fark etti.
Keşke farkettiği tek şey bu olsaydı(!) Striptizci bir kızın neredeyse adamın kasıklarına oturacağını görüyordu. Yumruk yaptığı hali hazırda ki elini cama indirdi. 'Pis sürtük!'
Alev alev yanan gözlerini kısarak kadına baktığı andan itibaren kafasında tilkiler dolanmaya başlamıştı bile... İç çamaşırlarının üzerine siyah ipek sabahlığını giyip kordonunu sıkıca bağladı. Savaşa hazırlanan karateciler gibi hissediyordu kendisini. Bugün ki dövüş kıyasıya geçecekti.
Adamların durduğu kapının yanına geçti elinde ki küçük vazoyu sıkıca kavrayarak vuruş pozisyonunu aldı.
'Ahh!'diye inledi. Ardından var gücüyle çığlık attı. 'İmdaaaaaattttt! Çok acıyo!' Adamların şaşkın çıkan sesleri kulağına doldukça kıkır kıkır gülmemek için kendini zor tutuyordu.
'Hanımefendi? İyi misiniz?' Adamlar kızın üzerine düşebilecek şeyleri düşünürken bir yandan da şıpır şıpır ecel terleri döküyorlardı. Eğer ona bir şey olursa kendilerine ne olayacağını önceki nöbetçilerin başına gelenlerden dolayı çok iyi biliyorlardı.
Gelen endişeli sorulara eline tırnaklarını saplayarak gülmemeye çalıştı. Sesini ciddileştirerek rolüne devam etti.
'Lanet olsun yardım edin sizi içi boş fıçılar ölüyorum karnım, ahhh!'
İki adamda korkuyla yerinde irkilirken böyle bir olasılıkla Matthew'in onlara yapabileceklerinin arasında en acısızını düşünüyordu. En kolay ölüm aslanlara yem olmak gibiydi.
'İyi misiniz hanım efendi? Lütfen sabredin patrona haber veriyoruz.' Dedi korkuyla arkadaşına beklemesi için direktif verirken yerinden hızla ayrıldı.Dışarıdan gelen hareketlilikle durduğu tısladı Aletta.
'Kahretsin!'.
Adamlar öncekilerden daha uyanık çıkmıştı.Elindeki küçük vazoyu düş kırıklığıyla yerine koyup tekrar yatağa uzandı.
'Lanet adam o sürtüğü becermeyi bırakabilirse ancak gelir!' diye bağırdı. hazmedemediği öfkeyle.
Neden bu derece sinirlenmişti bu olaya kendisi de bilmiyordu. Oraya çıkıp onu deli etmek istiyordu sadece. Güzel bir striptiz dansı yapabilir o piçi orada kıskançlıktan kurdurtabilirdi.
Nitekim daha sonraları fark etti. Sözde hastaydı. Ona uygun olarak sabahlığını çıkarıp fırlattı, pamuklu ay yıldızlı geceliğini giydi. Bunları çok seviyordu. Evet seksilikten çok uzaklardı ama Aletta için bunun bir önemi yoktu. Soğuk yatağa uzanıp titremesinin geçmesini bekledi. Soğuk bedeni ısınmaya başladıkça adamın kokusu burnuna doldu, Bir dolu küfür savurarak 'Git!' diye bağırdı.
'Ses gelmeyince tek gözünü ardından diğerini açıp etrafına göz gezdirdi. Kimse gelmemişti. Harika kafayı üşütüyordu. kalan tek mantık kırıntısına da tutunarak Kokunun kaynağını bulmak için derin derin soludu. Fazla aramasına gerek kalmamıştı iğrenç kokunun kaynağı yastıktı(!)
Adi herifin kokusu yastığa sinmişti. Bir hışımla bütün öfkesini yastıktan çıkarır gibi onu yumruklayıp kapıya doğru fırlattı.
'Beni öldürmek istiyorsan daha sert şeyler bulmalısın tatlım' kulağına gelen alaycı sesle kafasını kaldırıp elinde tutuğu yastıkla içeri giren adamı izledi. Açıklan demir kapının kilit sesini bile duymamıştı.
Bir süre adama şaşkın gözlerle bakındıktan sonra kendini toparlayarak umursamazlıkla yatağa geri başını koydu. O sürtüğe gittiğini unutmamıştı(!)
'Neden geldin?' dedi. Soru dan ziyade hesap sorar gibiydi cümlesi; fakat yaptığı gafa takılmadı.
'Yoruldum ondan'
sanki onu deniyormuşçasına büyük bir pişkinlik ve düz bir ses tonuyla cevap veren adama daha ne kadar sakin davranacağını düşünüyordu. Şimdi şu yataktan kalkıp o herkese kalkan erkekliğini kesip eline tutuşturmak kıçına da tekmeyi koyup 'Yürü yavruuum anca gidersin!' demek istiyordu.
Adam hiç bir şey olmamış gibi rahat bir tavırla üzerindekileri çıkarırken Alette ukalaca yanıtladı.
'Hala özel günümdeyim'
Tabi ki Matt o kızın altına yattıktan sonra onu koynuna almayacaktı. Bu kadarı bir tutsak için bile çok fazlaydı.
Adam 'Hıh!' diye umursamaz bir ses çıkardı dudakları arasından.
Yatağa uzanırken 'Seninle yatmaya geldim demedim yorgunum dedim' diye kendince açıkladı.
Aletta bir günde bir insanın uğrayacağından fazla bozguna uğramıştı. Yorgundu, artık zihinsel olduğu kadar bedenen de.Halsiz bedenini yatakta çevirip adama sırtını dönerek yatarken kendi kendine söyleniyordu.
'Tabi bütün gece o kadınla uğraşmaktan...' Bu yakınma şekli DNA'sında ki Türk geninden geldiğini pek ala biliyordu. annesinin eskiden ona hoş gelen tavrını şimdi o yapmıştı. Kahrolası Türk genleri keşke kendilerini sevdiği adama saklasa...
Matthew'in duyduklarıyla dudakları yukarı kıvrılırken yalandan bir ciddiyetle sordu.
'Karnına ne oldu?'
Aletta adamı o kadınla görmenin siniriyle söylediği yalanını hatırlamayarak masumca cevapladı sorusunu 'Ne olmuş karnıma?(!)'. sert bir şekilde çıkan ses tonu hala Matt'in geç gelmesinin öfkesini barındırıyordu.
Adamın gözleri kızın küçük yalanını fark etmesiyle parıldadı, yoğun duygularla yüklü gözlerle baktı yatak da ki kadına 'Canım acıyor diye bağırmışsın çocuklara, ne oldu?' diye yineledi sorusunu daha da açıklayarak. İşkence gibi gecen dört saat sonunda neyse ki böyle bir ödül eline dondurma tutuşturulan bir çocuk gibi mutlu etmişti onu. O da eğleniyordu, dondurmasını yavaş yavaş yiyerek.
Sessiz çığlıklar atarak yalanını bu kadar geç hatırlayan Aletta içten içe faka bastığınının ilanını yapsa da telaşını gizlemeye başardı. Eh yıllarının ajanıydı o. Yalandan bir kızgınla cevapladı.
'S-seni ilgilendirmez! Hem... Kötü bir şey olsaydı zaten sen gelen kadar öbür dünyayı boylamıştım!' kaşlarını çatıp öfkeyle soludu.
Matthew duyduğu şeyin olma ihtimalinden dolayı kendine kızsa da bunun bir oyun olmasına içten içe sevinmişti. Şayet küçük kadını onu yakınında hissetmek için böyle bir yalana başvurmuş olmalıydı.
Ah bir de hamile kalsa. Artık tamamiyle ona ait olacaktı.
'İşim vardı' dedi içinde ki duygusal fırtınalara rağmen durgun bir ses tonuyla. Şimdi bu kadına olan zaafını belli etmenin sırası değildi.
Aletta içinde bir buruklukla gözlerini yumdu. Evet o sürtükle önemli bir işi olmalıydı. 'Lanet olası hamilelik hormonları(!), biran önce bu şeyden kurtulmalıydı.' Gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle sildi. Son bir kaç aya kadar o göz yaşı nedir bilmezdi.
Yarın ilk iş buradan kaçmanın bir planını daha yapacaktı.