Her yanımı karıncalar sarmış gibi insanlar sarmıştı. Korkuyla Baran’ın elini sıkı sıkı tutarken onu taşıyan adamlar bir saniye durmadan karmaşanın içinde koşarak çıkışa gidiyorlardı. Ayaklarım birbirine dolanmasın diye gözlerimi yoldan çekemiyordum. Baran’ın yüzüne bakmak istiyorum takılıp düşerim diye bakamıyorum. Gözyaşlarımı bile akıtmıyordum görünüşüm bozulmasın diye. Biliyorum ki yere düşersem Baran’ı kaybedebilirdim. Bu adamlar asla durmazlardı, onu iyileştirmek için nefes nefese canla başla koşan adamlar asla beni düşünmezlerdi. Geniş bir kapının arasından geçince bağırarak gelen Helena anlamadığım dilde çıldırmış gibi adamların üzerine öfkesini kusuyordu. Önde duran adamların yüzlerine tokat atıyor, ağzından tükürük çıkarırcasına kadar bağırıyordu. “Viásou,” ( Acele edin) diye bağ

