-O akşam-
[...]
En son elimde biten şişeyi bırakıp olduğum yere yığılmışım.
Gözümü açtığımda, biran gözlerimi sımsıkı yumup açmış olduğumu sanıyorum ama saatler geçmiş. Nasıl bir bünyeyse alkol komasına girecek miktarı çoktan geçmiştim ama koma baygınlık arası çok da ciddi olmayan birşey olmuş. Çok bir müdahale yapmamışlar, serum falan, birde kendime gelmemi beklemişler. Garip saçma bir durumun içindeyim. Etrafımdaki insanları endişelendirme işindeydim yine bir gün.
Gözümü açtığımda suratıma vuran bir sürü parlak ışıkla şok olmuştum, biraz da mide bulantısı.Beni farkeden hemşire olduğu tahmin ettiğim formalı bir bey koşarak geldi. Buraya geliş şeklimden dolayı benden hiç hoşlanmamalılardı ama gülerek gelmişti. "Çok garip bir grupsunuz ayıkken de bu kadar duyarlı mısınız acaba!" dedi."Ne de kalabalık bir arkadaş grubun var." diye söylemeden de edememişti giderken ağzının içinde, bir yandan bıyık altı gülerken bir yandan da şaşırmış ifadesiyle. Doktorumu çağıracağını ve hareket etmemem gerektiğini söyleyip ayrıldı.
Ben aniden kendimi kaybedince, etrafta ki arkadaşlar çok endişelenmiş olmalı ki bir sürü insan gelmiş benimle ama bahçede bekliyor ve kimseye rahatsızlık vermemek için kibarca gelip bir haber var mı diye soruyorlarmış aralıklarla tek tek.
Doktor geldi genel muayenemi yaptı. Oldukça yaşlıydı, ton ton bir dede hissi verecek kadardı nerdeyse. "Kendini iyi hissediyorsan taburcu olabilirsin ama gözlem altında olmalısın." dedi. "Gerçi bu kadar çok senin için endişelenen arkadaşın varken sana bir şey olmaz derdim ama nasıl olmuşsa olmuş." dedi.
Artık utancımdan küçüle küçüle unufak olmuştum. Ne için insanları meşgul ediyordum. Sürekli insanları beni düşünmek zorunda bırakıyordum. Sürekli birileri benim için endişelenmek yada beni kontrol altında tutmak zorunda gibiydi. Sanırım düşüncelerim yüzüme yansımış olmamalı o anlarda."Takılma gençlikte hatalarda olur, bunlar seni büyütecek, seni sen yapacak.." diye ekledi o anda doktor. Ben daha ne kadar utanabilirdim bilmiyorum.
Teşekkür edip toparlandım. Yanımda kimlik ve telefon olmadığı için kayıt açamamışlar, kimlik olmadan kayıt açılmıyormuş ve benide bırakmıyorlardı. Ama eşyalarımı getirecek kimse de yoktu. Tesadüf mü artık doktor geldi arkamdan, "Yardımcı olalım genç kardeşimize bu defalık, zaten bir daha böyle bir şeye mahal vereceğini hiç sanmıyorum dedi.
Dışarı çıktığımda dışardaki kalabalık sanki yüzüme buz gibi su çarpılmış hissiyle bir defa daha beni kendime getirmişti. Anfide daha önceleri tanıştığım o akşam orda olan olmayan ne kadar insan varsa hepsi bahçedeydi. Garip bir bağ vardı artık bu grupla aramızda. Sözlü yada yazılı karşılı olmayan güzel güçlü bağlar. Adımı bile bilmeden bana değer verebilen güzel insanlar. Üstelik yalan söylemiş gibi de hissediyorum şimdi. Çok utanç verici bir durum daha.
Birbirimizi hiç sorgulamayan, yargılamayan bir gruptuk hep ve öyle davrandılar. Sadece bir defa "Daha iyi hissediyor musun?" diye sordu adının Aslı olduğunu hatırladığım ve sık sık karşılaştığımız bir arkadaş. Önceden konuşup sözleşmediklerine eminim ama öyle gibi kimse beni darlamadı, 'nasılsın' yada 'ne yapalım senin için' gibi boğucu şeyler yaşanmadı.
Sadece eve bırakalım dediler. İstemedim ama. Ne eve gitmek istiyordum, ne Neslihan'ı ne de başkalarını görme ihtimalini düşünmek bile istemiyordum. Üstelik böyle bir halde. Israr etmediler anfiye geçtik. Yolda taksinin cızırtılı radyosunda tanıdık bir melodi eşlik bize bütün yaz anlarımda bir bir geldi peşisıra..
Derindeyim çok derindeyim
Çok karanlık bu ben miyim
Tutun beni son nefesteyim
Söyle ruhum söyle
Hiç yenildin mi böyle?
Düşmemek için
Hiç atladın mı söyle?
Söyle sen de söyle
Hiç yenildik mi böyle?
Acılar biter diye
Sen bittin mi söyle?
Kaybettim bile kendimi
Yaşayamadım zaten beni
Ben istedim olan her şeyi
Söyle ruhum söyle
Hiç yenildin mi böyle?
Düşmemek için
Hiç atladın mı söyle?
Söyle sen de söyle
Hiç yenildik mi böyle?
Acılar biter diye
Sen bittin mi söyle?
Yine de biter
Bir gün gider
Rüzgar diner
Bir ömür geçer
Hayat yine
Aşk yine
İçine siner
İçine girer
Bir hayat biter diye
Güldün mü söyle?
Söyle ruhum söyle
Hiç yenildin mi böyle?
Ben daha birşey içmedim, su dahil. Tabi sigara içmeden duramadım. Öyle havadan sudan sohbet ettik, kimse konuyu açmadı. Aslı ve ev arkadaşı Seda beni misafir etmek istediler, zaten sabah olmaya çok az kalmıştı. Geri çevirecek durumda değildim.
Sabah kalkıp hızlıca toparlandım, teşekkür edip eve geçtim. Sabah dediğim saat öğleye varmak üzereydi. Eve gider gitmez hızlıca kıyafetlerimi kişisel eşyalarımı topladım aklımda net birşey yoktu. Valizleri alıp çıktım ama kimseye bırakmak kimseye dert anlatmak istemiyordum. Kapının önüne bırakmaya karar verdim geri kata çıkıp kapıya bıraktım ki en azından yüzyüze gelmek gerekmezdi.
Koşar adım çalıştığım kafeye geçtim, acilen evi taşımamızı gerektiren bir durum oldu deyip avans istedim. Fazla fazla çalışıp yada ekstra işlerle kısa zamanda kapatma sözü verdim. Sorun etmediler, 1-2 aya bir şekilde kapatacaktım. Günlük alıyordum ödememi yarım almayı teklif ettim, ama çok sıcak bakmadılar, biriktirip verecektim inşallah bir sorun çıkmaz.
Yolun karşısına geçtim. Caddedeki emlakçılara ilk gözüme çarpana girdim. Ne kapı kapı ev arayacak vaktim vardı, ne de sahibinden ev kiralayan. Kefilsiz yada ailem olmadan ev vermiyorlardı, öğrenciye güvenmiyorlar. 3.sınıfım ama 1-1,5 senelik dersim kaldı kalmadı, çıkınca hemen yeni kiracı bulursunuz, tuttuğumdan daha iyi durumda bırakırım, ne dediysem olmadı. En son kirayı bir ay önden vereceğime yoksa beni çıkaraklarına anlaştık, sonra bana evleri göstermeyi kabul etti. Benim gözüm büyüklerde olsada 1+1'e bile bütçem yetmiyordu. Ama biraz kendimi zorlayacaktım. Anlaştık el sıkıştık. Hemen anahtarları alıp çıktım.
Eve geçmeden elimde kalan parayı kafeye geri verdim hesabı güncelledik, üstümde kalıp bir kazaya kurban gitmesindi. Geri eski eve döndüm, evde hala kimse yoktu. İçeri girip kalan kişisel eşyalarımı topladım. Ortak eşyalara el sürmedim. Ortaktı ama bazılarını ben almıştım, bazılarını Nesli almıştı, yinede dokunmadım. Sadece rafta her gittiğim şehirde almadan duramadığım kahve kupalarımı, birde dolaptaki çikolatalarımı aldım. Taksi çağırdım.
Yeni eve adım attığımda çok yorulmuştum. Pencereden dışarı baktığımda kiranın neden bu kadar yüksek olduğunu anladım. Ev 7.kattı ve manzarası bütün ana caddeyi görüyordu. Bir sürü insan bir yerlere koşturuyor, çeşit çeşit dünyalar, çeşitli sıkıntılar ve birbirinden çok farklı bir sürü amaç..
Hiç birşeye gücüm kalmamıştı. Sadece yatacağım odayı hızlıca süpürüp sildim, biraz toz aldım, yatağımı yaptım. Valizlerden birini açıp üstüme rastgele birşeyler aldım. Bir duş alıp hızlıca giyindim ve kafeye doğru yol aldım.
Vizeler yeni bittiği için bu hafta ders yoktu isabet olmuştu. Kafeye geçtiğimdi oldukça dolu olduğuna sevindim. Hiç birşey düşünmediğim bir gün oldu. Vardiyam ve işlerim bittiğinde saat epey geç olmuştu.
Kendime büyük boy bir kahve yaptırıp çıktım. Bugün bir değişiklik olsun. Anfiye ulaştığımda herkes yerini almıştı. Dün hiç yaşanmamış gibi günlük sohbetlerimize devam ettik. Bir süre sonra bende günlük rutine dönüp gidip bir köpek öldüren aldım.
Annemin, en sevdiklerimin çekip çıkaramadığı bu derin kuyudan rezilliklerimde beni çıkarmaya yetmemişti. Yine de az da olsa birşeyler başarmıştım bugün kendim için. En son sağlam bir kafayla parktan ayrılıp yeni evime geçtim. Sonunda temiz bir uyku çekebilecektim.