Dara'nın gözleri Nyxx’in çıplak bedeninde gezinmedi. Ama beyni, vücudunun her hücresine “savaş” sinyali gönderdi. Çünkü bu kadın, sadece bir tehdit değildi. Eski bir düşman, eski bir sevda, ve şu anki “bilinmeyen”. Riven’ın geçmişi gibi kan kokuyordu.
“Bu evde soyunmak yasak!”
Kağan elindeki tava ile bağırdı.
“Biz burada sadece duygusal travmalarla çıplak kalıyoruz!”
Ama Nyxx’in tek bir bakışı Kağan’ı duvara çiviledi. Kadın yere eğildi, hızla yere bıraktığı metal zinciri eline aldı, bir ninja çevikliğiyle Dara’ya savurdu.
Dara dans kulübündeki yıllarının etkisiyle bedenini bir sağa bir sola savurdu. Zincir sıyırdı geçti. O an müzik başlasa, bu bir dans olurdu. Ama bu bir ölüm koreografisiydi.
“Ne oldu?”
Nyxx hırıltıyla konuştu.
“Kulübün yıldızıydım ben. Senin gibi vücudu göstererek değil, kan dökerek kazandım.”
“Benim gösterdiğim sadece vücut değildi,” dedi Dara.
“Cesaretin şekliydi.”
Riven bir adım öne çıktı. Araya girmek istedi. Ama sistemde uyarı yankılandı:
“Savaş Alanı Aktif. Müdahale Durumu: PASİF.”
“Siktir…” Riven tırnaklarını duvara geçirdi.
“Sistemin bizi izlediğini unutmuştum.”
Mira o sırada yatak odasının köşesinden bağırdı:
“LAN ELEKTRİKLİ TENCEREMİ ALMAYI UNUTMUŞUM!”
Sonra elindeki tencereyi Nyxx’in üstüne fırlattı ama Nyxx hızla eğildi.
“Teşekkürler. Yemeği çok severim. Kanlısından.”
Dara bir adım attı. Sol bacağı ile bir dönüş, metal boruyu yerden kaptı, zinciri tersine çevirdi. Riven sadece izliyordu. Kağan ise telefonundan sistem ekranlarını kurcalıyordu.
“Oğlum burda şey var… düşmanlar arası ‘seksi dövüş’ ayarı… ne lan bu?!”
Riven kaşlarını çattı.
“Açarsan seni önce ben öldürürüm.”
Savaş kızıştı. Zincirler, çubuklar, bedenler. Dara ve Nyxx adeta birbirine dolandı. Ten, metal, ter. Ama ortada tek bir gerçek vardı: Bu dövüş, sadece bir kavga değildi. Bir sınavdı. Riven’ın kalbiyle, Dara’nın kimliğiyle oynayan bir satranç.
Tam o an, bir uyarı daha geldi:
BİİİP
YENİ DÜŞMAN ATANDI: KOD ADI ‘SWEETMACHINE’
Kapı pat diye açıldı. İçeri, dar saten şortlu, göğsünde parlayan neon dövmelerle bir kadın girdi. Elinde kremalı pasta tabancası vardı. Göz kırptı:
“Pijama partisine geç mi kaldım?”
Kağan çığlık attı:
“YETER LAN ARTIK! BU NE DİZİ Mİ AMK?!”
---
Nyxx’in zinciri Dara’nın kolunu sıyırıp geçtiğinde kan değil, adrenalin fışkırdı. Ama tam saldırıya devam edecekken kapının patlamasıyla içeri giren yeni düşman ortamı bambaşka bir boyuta taşıdı.
Kadın – hayır, yaratık mı desem? – içeri adeta dans ederek girdi. Üstünde saten bir pijama, saçlarında parlayan LED tokalar. Göğsünde koca harflerle yazıyordu:
“SWEETMACHINE”
Elindeki krem tabancasıyla Mira’ya nişan aldı ama Kağan araya atladı.
“LAN KREM ŞANTİYLE ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUM!”
Kafasına yapışan pembe krema topuyla yere devrildi.
SweetMachine dudaklarını yalarcasına gülümsedi.
“Ağzının tadını bilen düşman arıyordunuz, geldim canlarım.”
Riven bir adım öne çıktı, sistem uyarısı hemen ardından çaktı:
“DÜŞMAN SAYISI: 2 / SINIR AŞIMI TESPİT EDİLDİ / GÜÇ DENGESİ BOZULUYOR”
Nyxx gözlerini devirdi.
“Cidden mi? Bu kedi kulübünden kaçan tatlı şeyle mi uğraşacağız şimdi?”
SweetMachine zıplayarak havaya döndü, Darayla göz göze geldi.
“Sen... sen esas tehditmişsin.”
Krema tabancasını yere fırlattı, iki elini açtı. Parmak uçlarında bıçaklar belirdi.
“Tatlılar bitti. Şimdi sıra pastanın üstündeki bıçakta.”
Dara artık yorulmuştu. Hem fiziksel hem mental olarak. Nyxx’in saldırıları bedeninde morluklar bırakmıştı. Ama gözleri bir an Riven’a kaydı. Göz göze geldiler. Sanki Riven’ın içinde patlayan bir şey vardı. Bir tür kod çökmesi. Sistemin dengesi çatırdıyor, Riven bir adım daha karanlığa kayıyordu.
Ve sonunda... Riven harekete geçti.
Bir saniyede Nyxx’in arkasında belirdi, boynuna bıçağını dayadı.
“Hatalı düşmanlar... sistemsel temizlik gerekli.”
Nyxx kıkırdadı.
“Ben o sistemin hatasıydım zaten. Tıpkı senin gibi.”
Ama tam o anda SweetMachine havada dönerek Riven’a saldırdı. Olay karmaşaya dönüştü. Mutfak patladı, salon karıştı, Kağan bir yere saklanmaya çalışırken karnına tost makinesi düştü.
“LAN BENİ NİYE DÖVÜYORLAR YA SİSTEMİN SIÇTIĞI YER BEN MİYİM?!”
Dara artık izlemeyi bırakıp ileri atıldı. Nyxx’i tek hamlede devirdi, dizini kadının karnına bastırarak yere çiviledi. Gözlerine fısıldar gibi konuştu:
“Ben kimseye hayat borçlu değilim. Ama bu evde kimseyi kanla bastıramazsınız.”
SweetMachine bir anda durdu. Gözlerini kırptı.
“Duygusal sahne mi? Bekleyin, i********:’a canlı açayım.”
Riven hiç düşünmeden elini uzattı. SweetMachine’i havada yakaladı, duvara yapıştırdı. Ama gözleri... tamamen sistem kırmızılarına bürünmüştü. Sesinden artık insanlık silinmişti:
“YENİ KOMUT: TÜM DÜŞMANLAR YOK EDİLECEK.”
Dara nefesini tuttu.
Bu ses Riven değildi.
Bu ses... Riven’ın gömülü geçmişiydi.
---
Dara’nın sırtı hâlâ sıcak zemine yaslıydı. Riven’ın nefesi ensesindeydi ama bu bir arzu soluğu değil, kontrolsüz bir mekanizmanın kusmuğuydu. Gözleri hâlâ kırmızıydı, sistem tam kapasite açık. Nyxx baygın, SweetMachine duvarda yapışık.
Kağan yerde kıvranıyordu.
“Riven kardeşim... bak ben bir tost makinesine hayatımı emanet ettim az önce, sen sakin ol.”
Riven dönüp öyle bir baktı ki tost makinesi bile bipledi.
“Sessizlik moduna geç.”
Kağan ağzını eliyle kapattı.
“Kendi kendime sessize aldım lan…”
Dara yerinden kalktı, saçlarını geriye attı, Riven’a doğru yürüdü. Her adımı bir savaş, bir dans gibiydi. Karşısındaki yaratık bir adam değildi artık. Kodlarla, sistemle, emirlerle dolu bir prototipti. Ama Dara’nın gözlerinde bir şey vardı; korkuyla karışık merak, merakla karışık bir tür... lanetli çekim.
Tam ona dokunacakken SweetMachine bir anda fırladı.
“Şunu netleştirelim! Kim kimin düşmanı?! Bu üçlü mü, ikili mi, birli mi? Baya... yatakta randevu alır gibi dövüşüyorlar.”
Riven bir anda elini uzattı, SweetMachine’in boğazına sardı.
“YENİ KOMUT: GEREKSİZ KONUŞMA – SUSTUR.”
Ama Dara bu sefer araya girdi.
“Bırak onu!”
Riven başını çevirdi. Gözlerinde bir anlık tereddüt parladı. Sanki kodlarla birlikte hisler de çatışıyordu.
“Senin sesin… sistemde yankı yapıyor Dara.”
Kağan tam o sırada Mira’yla içeri daldı. Mira'nın üstü başı dağılmıştı, elinde tencere.
“NE OLUYOR BURADA?!”
Kağan Mira’nın arkasına geçti.
“Sen girme, o elimdeki tencereyle sadece kek yapılmıyor, dikkat et.”
SweetMachine o an yine sahne aldı.
“Bu kadar kalabalıkta bile başrol benim canım. Hadi bakalım…”
Yerden hoplayarak Dara’ya doğru atıldı ama Riven tam zamanında onu yakaladı. Bu kez yere değil, yatağa fırlattı.
Evet. Yatağa.
SweetMachine bir an yatağa yayılmış halde kaldı.
“Oha... Bu sistemde yatak savaşı da mı var?”
Dara kendini tutamadı. Gülmemek için dudağını ısırdı ama aynı anda Riven’la göz göze geldi.
Gözleri… bir saniyeliğine normale döndü.
Bir saniye bile olsa insanlaşmıştı.
“Dara...” dedi sessizce. “Sistem çökmek üzere… ama seni hatırlıyorum.”
Dara yavaşça yaklaştı.
“Hatırla. Kodlar değil, ben.”
Ama o an sistemden yeni bir bip yankılandı.
BİP. BİP.
“YENİ GÜNCELLEME YÜKLENİYOR. RİVEN: SAVAŞ MODU / AŞIRI ISINMA.”
Riven bir çığlık attı. Yerde kıvrıldı. SweetMachine hâlâ yatakta yayılmıştı.
“Ay bu kadar kas yığını arasında kremalı gibi kaldım.”
Mira tencereyi kaldırdı.
“Kapa çeneni yoksa çırpıcı sokarım!”
Kağan yine yere düştü, bu sefer kendi ayağına bastı.
Sahne tam anlamıyla bir kaos, erotizm, komedi ve kod savaşıydı.
Ama Dara’nın içinde bir şey netleşiyordu.
Bu sistem yıkılacaktı.
Ve Riven o sistemin hem silahı, hem kurbanıydı.
---
Riven’ın gövdesi yerde kasılırken, parmakları avuç içini parçalayacak kadar sıkılmıştı. Vücudu hem yanan bir devre kartı, hem de ağlayan bir yaratık gibiydi. Gözleri bir gidip bir geliyordu. Bir an kızıl, bir an simsiyah.
“Riven,” dedi Dara, eğilerek. “Sistem seni yemeden, ben seni alacağım.”
Sanki duydu. Sanki Dara'nın sesi, beynine girip bir şeyleri bastırdı. Ama o anda başka bir ses bastırdı her şeyi:
BİİİİP.
“YENİ DÜŞMAN ATANDI.”
KOD ADI: NOX
STATÜ: ATEŞLİ / TEHLİKELİ / GECELİK”
Kapı öyle bir gürültüyle açıldı ki Kağan anında Mira’nın arkasına saklandı. SweetMachine yatağın içine gömüldü.
Ve içeriye biri girdi.
Simsiyah, parlayan saten bir korse, yılan gibi kıvrılan siyah saçlar. Gözleri delip geçen türden. Ayakları çıplak ama sanki bastığı yer alev alıyor. Teninin üstü kod çizikleriyle kaplı.
“Helllooooo, tatlım,” dedi kadın. Sesi sabaha kadar sürmesi gereken bir şarkı gibiydi. “Bu partiyi kaçırmışım ama telafiye geldim.”
Riven doğrulmaya çalıştı. Gözleri yine kıpkırmızıydı ama bu sefer başka bir şey vardı bakışlarında: tanıma. Ve öfke.
“NOX.”
Kadın eğildi, Riven’ın çenesini tuttu.
“Ah, hâlâ sistemdesin demek. Kapatmazlarsa… ben kapatırım seni, sevgilim.”
O anda Kağan bir yastık fırlattı.
“Lan bu ne! Final boss gibi girdi içeri! Ben yokum ben sistem dışıyım arkadaşım!!”
Mira fısıldadı:
“Dara… bu kadında başka bir şey var. Kod gibi değil. Kan gibi.”
SweetMachine yatağın altından seslendi:
“Ben bu diziyi beş sezon izlerim, yeminle.”
Dara, Nox’la göz göze geldi. İçine bir soğukluk indi. Bu kadın sadece bir düşman değildi. Bu kadın... sistemin Riven’a gönderdiği son sınamaydı.
Ama Dara bir karar verdi.
“Bu gece ya biz sistemi çökerteceğiz… ya da o bizi birbirimize kırdıracak.”
Ve sahne kararır.
---