Mira'nın parmakları ekranda takılı kaldı. Boğazı kurudu, nefesi hızlandı. Ekrandaki dosyada yalnızca bir isim yazıyordu. Kod adı değil, doğrudan bir gölge imza: Kızıl Ayna. Altında ise sadece şu cümle: > “Adaletin kıyısından geçenleri ben temizlerim. Bir kadın olarak, bir silah olarak.” Ve ilginç olan… bu veri sisteme kayıtlı değildi. Dışarıdan yüklenmiş, dijital bir sızıntı gibiydi. Mira kulaklığını çıkardı. Kağan hâlâ mutfakta tostun arasında çatal unutmaya çalışıyordu. "Kağan," dedi Mira, sesi düşük ama dikenli, "Dara’nın geçmişi bize gösterdiği kadar değil." Kağan döndü, dişinde ekmek parçası. “Bence de. Çünkü kimse bu kadar güzel doğmaz. Genetik ayıp be.” “Ciddi konuşuyorum,” diye fısıldadı Mira. “Biri sistemde oynama yapmış. Dara, geçmişte birilerini öldürmüş olabilir.”

