Sistem

1277 Kelimeler
Gece sessizdi ama o sessizlik Dara'nın içinde yankılanan sorularla çarpışıyordu. Gündüz yaşananlar hâlâ zihninde dolanıyordu. Kağan’ın saçma şakaları, Mira’nın ciddiyeti, Riven’ın o kısa ama sert cümleleri... ve aralarına sıkışmış, kendi kalp atışları. Sabah olmuştu. Yatakta doğrulduğunda güneş odanın köşesine düşüyordu. Riven ortalıkta yoktu. Mira kendi odasında gömülmüş halde çalışıyordu; ekranların ışığı yüzüne vuruyordu. Kağan ise salonda battaniyeye sarılmış halde horluyordu, elinde bitmemiş bir cips paketiyle. Dara banyoya girdi, soğuk suyu yüzüne çarptı. Aynaya bakarken kendine fısıldadı: “Bu kadar karışıklığın ortasında hâlâ normal kalmak mümkün mü?” Sonra gülümsedi. “Elbette mümkün. Topuklularımı giydiğim sürece her şey mümkün.” Bir saat sonra kulüpteydi. Sahneye çıkmadan önce soyunma odasında makyajını tazeliyor, saçına son dokunuşları yapıyordu. Yanında Mira oturuyordu, bir elinde dizüstü bilgisayarı, diğer elinde bir çay bardağı. Kağan da içerideydi, ama nedenini kimse bilmiyordu. “Sen ne arıyorsun burada yine?” dedi Mira. Kağan abuk bir poz verdi. “Manevi destek. Kadınlar gününe özel kendimi kadın gibi hissediyorum, o yüzden buradayım.” Mira gözlerini devirdi. “Böyle bir günde bile saçmalamayı başarman mucize.” Kağan göz kırptı. “Bana mucize Kağan derler. İstersen dansa bile çıkarım, ama destekli sütyen isterim.” Dara güldü. Gerçekten kahkaha attı. Günlerdir ilk defa. Kağan’ın bu kadar salak olabilmesi, belki de grubun akıl sağlığını korumasına katkı sağlıyordu. Bir yerden sonra, saçmalık bile bir tür dengeydi. “Hazırsan çıkıyorum,” dedi Dara aynaya son kez bakıp. “Sahne çağırıyor.” Mira başını salladı. “Sen sahnedeyken arkada bağlantı kontrol edeceğim. Sinyal çakışmaları hâlâ devam ediyor. Biri izliyor olabilir ama çok zayıf.” “Boşver, izliyorsa da iyi izlesin. Şov kaçmaz,” dedi Dara, göz kırparak. Kulübe adım attığında ışıklar üzerine döküldü. Müzik başladığında, bedeninin ritmi müziğe karıştı. Seyirciler bağırıyordu, sahne altı uğuldamalarla doluydu. Dara ise bu kaosun ortasında kontrolü ele geçirmiş gibiydi. O sırada loş bir köşede, kalabalığın içine karışmış bir siluet vardı. Gözleri sadece Dara’ya odaklanmıştı. Riven. Sistemden düşmanlığı kaldırılmıştı ama içindeki tetik hâlâ aktifti. Onu korumak mı, gözlemek mi, yoksa sadece orada olmak mı istiyordu? Kendisi de bilmiyordu. Dara’nın gözleri bir an ona takıldı. Ama hemen sonra müzik yükseldi, bedeni dönmeye başladı, sahneye hükmettiği anlardan biriydi. Riven sadece izledi. Bu kez bir gölge olarak. Ve belki de ilk kez, bir düşman değil... sadece biri olarak. --- Gece boyunca Dara kıpır kıpır uyumuştu. Kabus değildi bu… Daha çok, bir çağrı gibiydi. Rüyasında boğuk bir ses sürekli aynı kelimeyi fısıldamıştı: "Geri dön." Sabah, gözlerini açtığında odası tanıdık ama boğucu gelmişti. Güneş camdan kırık gibi süzülürken bir ter damlası şakağından süzüldü. Sessizce kalktı. Üzerine büyük gelen siyah tişörtünü geçirdi. Mutfaktan Kağan’ın sesi geliyordu: — "Miraaa! Bu sefer tost makinesini öldürdüm, lan bu duman normal mi?! Bence değil! Alev falan çıkabilir, vallahi bak!" Mira karşılık bile vermeden bir sandalye fırlattı. Dara, yüzünde yorgun bir gülümsemeyle odaya girdi. — “Kahve yapayım mı? Belki o dumanı biraz bastırır.” — “Sen bir kahve yap, ben bu makineyi yakmadan banyoya gideyim.” dedi Kağan, gözlerinde dramatik bir panikle. Dara kahveyi hazırlarken eli birden titredi. Parmakları alışık olduğu o pratiklikle hareket etmişti… ama... fazla alışık. Bu tür hamleler bir direk dansçısından çok, eğitimli biri gibiydi. O an bardağın düşmesini bile refleksle yakaladı. Ama onu daha çok rahatsız eden şey, camın dışında beliren kısa bir gölgeydi. Kimse fark etmedi. Ama o... hissetmişti. Riven. Birkaç gündür görünmüyordu. Ama Dara onu hissediyordu. Gözleriyle değil... içgüdüsüyle. Mira yanına gelip bilgisayarını açtı. Göz ucuyla Dara’ya baktı. — “O gece seni bulan adam... kimdi, Dara?” — “Kimse,” dedi Dara hemen, fazla hızlı. “Bir müşteri sandım.” Mira gözlerini kısıp ekrana döndü. “Yalan söyledin.” Kağan ise cips poşetini açmaya çalışırken havaya fırlatmıştı. Parçalar yere dağılmıştı. — “Yemin ediyorum bu evde tek savaşamayacağım şey bu poşetler,” dedi, sonra ciddileşti. “Ama ben olsam, seni bulan adama tekme atar, sonra ikiye bölerdim. N'olmuş yani, azcık street fighter bilgimiz var.” Dara’nın gözleri bir an Kağan’a kaydı. Gülümsedi. Ama içten içe boğuluyordu. Bu sabah bir şey değişmişti. İçinde uyanan... o karanlık birikim. Aynaya göz ucuyla baktı. Göz bebekleri biraz daha küçüktü, kasları daha gergindi. Omzunun altında, daha önce sakladığı yara izi, açıkta kalmıştı. Mira fark etmiş gibi kafasını çevirdi ama bir şey demedi. Çünkü artık o da hissediyordu. Dara'nın sadece "direk dansçısı" olmadığını... --- Kulübün arka kapısı ağır bir gıcırtıyla kapandı. Dara sahneye hazırlanırken, kulisin aynasında kendi yansımasına baktı. Rujunu sürerken eli yine titredi. Göğsünün altında bir şey... sertçe atıyordu. Kalp değil. Bu, daha derin bir şeydi. Eski bir içgüdü gibi. O sırada, binanın arkasında karanlıkta bir gölge kıpırdadı. Riven. Bir çöp konteynerinin yanında duruyordu, gözleri Dara’nın kulise girdiği kapıdaydı. Vücudu hareketsizdi ama zihni uğultu gibi çalışıyordu. Dara’nın o gece aldığı darbeler, izlerini hâlâ taşıyordu. Ama asıl yara içerideydi. Riven bunu biliyordu. Bu yüzden uzaktan izliyordu. Korumak için değil belki, ama anlamak için. Çünkü artık emir almıyordu. Artık bir düşman değildi. Ama neden hâlâ buradaydı? Kulübün neon ışıkları binanın dışına kırmızı-mor bir parıltı yayarken, Mira evde bilgisayarının başındaydı. Önündeki ekranlarda kulüp kamerasından alınmış görüntüler kayıyordu. Parolayı kırmak zor olmamıştı. Ama asıl dikkatini çeken, görüntülerdeki sabit bir gölgeydi. Gözlerini kıstı. Gölge sürekli Dara'yı izliyordu ama hiçbir girişimde bulunmuyordu. — "Bu bir... sistem botu değil," dedi kendi kendine. “Ama bir insan da gibi değil.” Kağan ise onun arkasından “Miraaa? Kıyma makinesine patates atsam ne olur?” diye bağırıyordu. Mira cevap bile vermedi. Sahneye çıkma vakti geldiğinde Dara, topuklu çizmeleriyle arka kapıdan geçti. Kalabalık tezahüratla patladı. Işıklar gözlerini aldığında, içeride bir şey... tekrar uyanmıştı. Müzik başladığında, dans etmiyordu artık. Bir şey hatırlıyor gibiydi. Ve dışarıda, Riven karanlıkta nefesini tuttu. Gözleri dans eden kadının vücudundan çok... bakışlarına kilitlenmişti. Bir an... Dara sahneden göz ucuyla camın dışındaki o gölgeye baktı. Tam bir saniye boyunca. Ve sonra yüzünü başka tarafa çevirdi. Ama gözlerinde eski bir savaşçının sezgisi belirmişti. Riven oradaydı. Hissediyordu. Mira da artık biliyordu. Ve Kağan hâlâ patatesi nereye sokacağını tartışıyordu. --- Mira sabahın köründe uyanmış, gözlerinin altı morarmış halde bilgisayar ekranına gömülmüştü. Kahvesi soğumuş, parmakları klavyede adeta dans ediyordu. Kağan ise kanepeye ters oturmuş, mısır gevreğini direkt kutudan yiyor, bir yandan da Mira’ya sarkıntılık etmeye çalışıyordu. “Yani diyorum ki,” dedi ağzı doluyken, “düşman sistemini hacklemek yerine bana kalbini açsan mesela?” Mira bir tuşa daha bastıktan sonra, sandalyesini çevirdi ve Kağan’a öyle bir bakış attı ki kutudaki tüm mısır gevrekleri bir anda eski hayatlarını sorguladı. “Kağan… sustum çünkü şiddete meyilliyim.” “Tamam be, bi’ espri yaptık. Büyütme,” diye homurdandı Kağan, ama gözleri hâlâ Mira’daydı. O sırada Dara sessizce mutfağa girmişti. Gözlerinin altı yorgun, ama bakışları netti. “Ne durumdayız?” dedi kısa ve keskin bir tonla. Mira, anında ciddileşti. “Plan hazır. Riven’ı tekrar düşman olarak sisteme sokacağım… ama sadece Seviye 1. Böylece onu kontrol altında tutarız. Hem sistem bir tehdit olarak algılamaz, hem de sen ona istediğin gibi yakın durabilirsin.” Dara’nın dudakları hafifçe kıvrıldı, ama gülümsemedi. “Yani hem av, hem avcı olacak.” Kağan kaşığını kaldırdı. “İşte benim ideal ilişkim! Bir yandan seviyor, bir yandan öldürmeye çalışıyor. Aşk budur.” Mira Kağan’a doğru bilgisayar faresini fırlattı. Iskaladı. “Bir gün seni gerçekten düşman olarak atayacağım, Kağan. Ve o gün ağlayarak kaçacaksın.” “O gün gelmeden seni kahvaltıya götüreyim bari,” diye sırıtınca, Dara başını iki yana sallayarak araya girdi. “Mira, bunu bugün halledebilir misin?” Mira başını salladı. “Sisteme girmem yedi dakika. Kodları düzenlemem on. Ama sistem fark etmeden veri girişini gizlemem için biraz daha zamana ihtiyacım var. Riven’ı Seviye 1’e sabitleyip, seni de ‘yetkili temas’ olarak tanıtacağım. Böylece sistem onun sana zarar verdiğini düşünse bile engel koyamayacak. Ama dikkatli ol. Onunla oynamak hâlâ ateşle oynamak.” Dara camdan dışarıya baktı. Gölgeler arasında bir şey hissetti. Sanki bir çift göz onu izliyordu. Sanki karanlık, hâlâ ensesindeydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE