18. Bölüm

938 Kelimeler
Şu an sürü kütüphanesinde oturmuş önümde ki kurt ansiklopedisini izliyorum henüz kapağını bile açmadım çünkü Eva'nın kurdu ile ilgili okuyacağım şeyler beni korkutuyor Kapağı açıp yavaş yavaş sayfaları çevirip cevaplarını alacağım sayfayı açıyorum derin nefes alarak okumaya başlıyorum Turquoise wolf Rengi: Beyaz ve turkuaz Göz rengi: turkuaz Genellikle kendi türüyle çiftleşir Farklı tür ile ciftleştiği milyon da bir olarak görülür. Ancak bu tür diğer türlerden üstün olduğu için omega olsa bile diğer türlerin alfası ile eş değerdir ve eşini işaretleyebilir. Eşi kendi türünde değilse işaretlenmiş yada işaretlemiş bile olsa işaretin silinmesi mümkündür "Nasıl yani isterse beni reddedebilir mi?" Turquoise bölgesine ait olan bu tür başka bölgelerde görülmez "Lanet olsun yoksa Eva benjamin'in kızı değil miydi? Eğer onun kızı değilse yaptıklarımı nasıl telafi edecektim? Lanet piç ailemi katlettiği yetmemiş gibi ruh eşimle aramda ki ilişkiyi de mahvetmişti" Biraz daha ansiklopediyi okuyup zihin bağlantısı ile Tony'ye bağlandım ve ona çalışma odasında beni beklemesini söyledim. Hızlı adımlarla kütüphane görevlisini bulup ansiklopediyi yanıma aldım. Tony çalışma odamda beni bekliyordu ayağa kalkıp beni selamladı ve yerine oturdu bende kendi sandalyeme oturup ansiklopediyi açtım. "Bana bu bölgeyi araştır Tony, yanına bir kaç adam al ve sürüden ayrıl en kısa sürede toplayabildiğin tüm bilgileri topla. Bu biraz acil bir konu lütfen acele et ve içlerinde bu türden faklı kurt olup olmadığını öğren" Tony şaşkın gözlerle bana bakıyordu "Şu an nedenini anlatacak zaman yok Tony gerçekten acil bir konu" "Emredersin alfa hemen yola çıkıyorum" Tony'ye stresle başımı salladım. Tony odadan çıktıktan sonra ayağa kalkıp bir sağa bir sola yürümeye başladım. Eğer Eva benjamin'in kızı değilse beni asla affetmeyecekti. Hatta eminim yaptıklarımdan sonra beni reddedecekti. "Lanet olsun" diyerek masanın üzerinde ki her şeyi yere döktüm cam eşyaların sesi kulağıma dolunca kırılan şeyin sadece cam parçaları olmadığını anladım. Sinirle duvarları yumruklamaya başladım. Bir süre sonra birinin beni zaptetmeye çalıştığını ve bana bir şeyler söylediğini duydum. Ama o kadar kaptırmıştım ki tüm duvarı yıkana kadar onu yumruklamaya kararlıydım. Ses duysamda gelen kişinin kim olduğunu anlayamadım. En son gelen kişinin beni sakinleştirmesine izin verip sırtımı duvara verdim. Yavaşça sürünerek yere indim ve ayaklarımı uzattım. Bir süre boş boş duvarı izledim. Ne bir şey düşünüyor nede hissediyordum Sahi bu hayatın bana kaçıncı çelme takışıydı. Benim ayağa kalkmamı hiç mi istemiyordu? Herkes topal, aksakta olsa yürüyordu, hatta bazıları koşuyordu bir beni mi dünyaya çok geliyordum? Kalbimi yeniden hissettiren şeyi kaybetmek... Haklıydı beni terk edip kendi türünden biriyle olacaktı büyük ihtimalle. Bense eski yalnızlığıma geri dönecektim. Ama tek bir farkla bir merdiven daha aşağıya. Belki iki, belki üç, belki de merdivenin en dibini görecektim Ama ya ona gerçeği söylemesem benimle kalmaya zorlasam? Yada belki bana aşık olur affeder olamaz mı? Affeder mi? Affetmeli mi? Affedebilir mi? Ben affedilmeyi hak ediyor muyum? Kesinlikle hak etmiyordum "Beni sonsuza kadar uyutsana Braylan" "Sorun ne dostum? Ellerinin üzerini parçalayacak kadar seni üzen nedir?" Braylan ellerimi temizlemek istiyordu ama ona izin vermiyordum "Lütfen Andrew izin ver kanı temizleyeyim ellerinin acısını alayım" "Temizleme bırak kalsın ruhumun acısı elimin acısının çok daha üzerinde" Braylan itiraz edeceği sırada elimi kaldırıp onu susturdum Bir süre daha duvara baktıktan sonra Eva'nın güzel kokusu burnuma doldu. Onu şu anda göremezdim yüzüne bakamazdım. "Eva geldi ona şu an onu göremeyeceği mi söyle lütfen" "Ama..." "Bu önemli Braylan" Braylan ayağa kalkıp kapıyı açıp çıktı ve kapıyı kapattı "Andrew nerde Braylan?" "Şu an müsait değil Eva" "O nerde dedim Braylan neden acı çekiyor?" "Bunu bende bilmiyorum ama şu an iyi değil ve kimsenin onu görmesini istemiyor" Bir süre sonra "Çekil önümden Braylan onu göreceğim" "Olmaz Eva Andrew istemiyor" "Çekil dedim sana Luna'n olarak sana emrediyorum" İşlerin çığırından çıktığını anlayınca pencereyi açıp kendimi geriye doğru atıp dönüştüm. Yere dört ayak üzerine düşüp vakit kaybetmeden koşmaya başladım. Onun yüzüne bakamazdım Saatlerce koşup bir tepenin üzerine oturdum. Bir şey düşünmüyordum şu an Aron olmasaydı hiç bir güç beni ayakta tutamazdı. En son Sky amcanın kucağında tüm gücümü kaybettiğimi hissetmiştim. O zaman kurdum yoktu bana el ve ayak Sky amca olmuştu. Şimdi ise Aron aslında yanlız degilmişim her düştüğüm zaman biri bana destek olmuştu. Sky amca olmasaydı ailemin intikamını alamazdım. Beni yeniden hayata bağlayan onun bana verdiği sevgi olmuştu. Hava aydınlanmaya yakın bir mağara bulup içine girdim şu an güneş ışığını bile görmeye tahammül edemezdim. Benim yerim karanlığın içiydi. Saatler geçiyordu ama kıpırdayacak gücü kendimde bulamıyordum. Gün akşama dönünce mağaradan çıktım tekrar bir tepenin üzerine oturdum ve ay ışığını seyretmeye başladım... Eva'dan Braylan'ı atlatıp odaya girebilmiştim ama Andrew odada yoktu. Pencereyi açık görünce oraya koştum. Aron'un koşarak ormana girdiğini gördüm. Hemen kapıya yönelsem de Braylan beni durdurdu. "Şu an iyi değil biraz yanlız kalması onun için iyi olacaktır" "Ona ne oldu Braylan?" "Bende bilmiyorum ama çok üzgün olduğunu biliyorum. Ben onu ilk defa bu kadar kötü görüyorum aranızda bir sorun mu yaşandı?" "Hayır yani aramızda olan şeyleri biliyorsun onun dışında bir şey olmadı" Andrew'in odasında göz gezdirdim gözüm kurt ansiklopedisine takıldı. Fazla okuma yazmam yoktu ama biraz okuyup yazabiliyordum. Babam okuma yazmama bile izin vermemişti, ordan burdan öğrenmiştim Braylan'ın sesiyle kendime geldim "Anlıyorum" Braylan'a veda edip çalışma odasından ayrıldım. Eve dönüp yemek yapmaya başladım. Saatlerce bekledim ama o gelmedi. Yemekler soğudu benimde iştahım olmadığı için odama geçtim. Gecenin geç saatlerine kadar kulağıma ilişen her sese kalktım. Ama o yinede gelmedi. Ağlayıp üzülmekten yorgun düştüğüm için uyuyup kaldım. Sabah uyanınca yatağımdan atlayıp hemen üst kata çıktım ama odasında yoktu ve yatağı hiç bozulmamıştı Onu eve gelemeyecek kadar ne üzmüştü Oturma odasına geçip tekrar beklemeye başladım ama akşam olmasına rağmen gelmemişti Artık yeter diyerek ayağa kalktım Bahçeye çıkıp dönüşmeye başladım bu benim canımı yaksada pes etmedim Aron'un koştuğu tarafa doğru koşmaya başladım Saatler ilerledikçe kokusu yoğunlaşmaya başladı yavaşlayıp yürümeye başladım Kokunun kaynağını bulunca oraya bakmaya başladım Aron bir tepenin üzerine oturmuş Ay'ı izliyordu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE