LEYLA Pars eğitim vermek için sabah saatlerinde çıkmıştı. Onu yolcu edip yeniden kendimi uykunun kollarına teslim etmiştim. Tembellik deyince de ben yani… Haftanın iki akşamı birkaç saat çalışıyordum ama tüm haftayı çalışmış gibi bir tembellik hakimdi üstümde. Pars ‘yemekle uğraşma, dışarıda yeriz,’ dediği için evde bir işim de yoktu. Zaten yemek yapmamı isteseydi de, basit şeyler seçeceğim gün gibi ortadaydı. Açlıktan ölmeyecek kadar hazırlardım bir şeyler ama teferruatlı yemekler yapma konusunda sıfır yeteneğe sahiptim. O konuda Nazenin'in eline su dökebilecek biri varsa da, o kişi kesinlikle ben değildim. Nazenin’in mutfağa girişiyle benimki arasında sekiz kuşak Anadolu kadını farkı vardı. O yemek yaparken ortalıkta Osmanlı ruhu dolanıyor, ben girince mikrodalga bile korkup bozul

