9.BÖLÜM

2892 Kelimeler
... Araf tepkisizdi ellerini başının arasına alarak önce derin bir nefes aldı daha sonra bana biraz daha yaklaştı."Bak sana şu kadarını söyleyebilirim ben güvenilecek biri değilim! Ama bu duyduklarının hepsi bir oyun! Seni kandırmak ve hayatına el koymak istiyorlar onun amacı bu!"diye mırıldandı. Kafam çok karışmıştı ve neye inanıp inanmayacağımı bilmiyordum.  "Senin amacın onlardan farksız mı? Sende benimle evlenerek benim hayatımı istediğin şekilde eline almak istemiyor musun?"diye sordum.   "Evet ama ben hayatında olduğum sürece onların sana bir zarar vermesine izin vermeyeceğim!"diye mırıldandı. Daha sonra koyu kahverengi gözlerini bana sabitleyerek konuşmaya devam etti.  "Ben senin güvenmek , inanmak istediğin o adam olmayı  isterdim fakat ben sadece çıkarlarım ve intikamım için hareket ederim beni bu hayata bağlayacak tek bir nedenim yok o yüzden hiç bir şeyden korkmuyorum!"diye mırıldandı başını öne eğerek.  "Ya bir gün seni hayata bağlayacak bir nedenin olursa? O zaman ne yapacaksın?"diye sordum gözlerimin dolmasına izin vererek.  "O zaman kendim için değil onun için nefes almaya başlayacağım!"diye fısıldadı daha sonra aramızda ki mesafeyi açarak benden uzaklaştı. Bu adamı anlamak çok zordu o bana ısrarla ona güvenmemem gerektiğini söylerken ben neden her defasında ona inanmak istiyordum? Onun kötü biri olmadığını biliyordum o sadece rotasını kaybetmiş bir gemi gibiydi rüzgar onu oradan oraya savuruyordu ama o her defasında her şeye karşı dimdik ayakta durabiliyordu. Ben bu rotasını kaybetmiş adama yardım edecektim ona doğru yolu bulmasına yardım edecektim en azından önümüzde ki şu 6 aylık zaman diliminde onun tehlikeli karanlığına ışık tutacaktım.  "Araf bu intikam hırsı senin gözünü öyle bürümüş ki ne kadar insanın canı yandığı umurunda değil!"diye fısıldadım yanına yaklaşıp , Araf bakışlarını bana çevirip cevap verdi.  "Gidelim artık şimdi hava kararacak!"diyerek geçiştirmeye çalıştı her zaman aynı şeyi yapıyordu kaçıyordu gerçekleri duymak istemiyordu.  "Kaçıyorsun işte her zaman yaptığın gibi! Dur artık ve gerçeklerle yüzleş yoksa artık hayatın yaşanmaz bir hale gelecek! Senin hayatta kalman için nedenin var!"diye mırıldandım Araf gözlerini bana sabitleyerek pür dikkat söylediklerimi dinliyordu, gergindi hemde fazlasıyla.  "Babaannen , deden hatta eda! Onlar seni çok seviyor sırf bu yüzden bu intikam hırsından vazgeçemez misin?"diye sordum gözlerinin içine bakarak.   "Bu sadece bir hırs değil benim yaşama sebebim!"diye tısladı daha sonra bakışlarını benden çekip konuşmaya devam etti."Sende artık bana akıl vermeyi kes! Az sonra hava kararacak ve yolu bulmamız zor olacak!"deyip ileriye doğru yürümeye başladı bende Araf'ın dediğini yaparak sustum ve yürümeye başladım bugün daha fazla üstüne gitmek istemiyordum fazlasıyla gergin ve kafası karışık gözüküyordu.Yarım saat sonra yavaş yavaş araba sesleri duyulmuştu doğru yoldaydık Araf bir taksi çevirdikten sonra otelin önündeydik Araf'a baktığımda hala gergin ve biraz tedirgindi. Araf'la ben odaya doğru ilerlerken aklımda ki ilk soruyu sordum.  "Ne zaman bitecek bu balayı tatili?"diye sordum. Araf soruma karşılık önce beni inceledi daha sonra tekrar konuşmaya başladı.  "Bilmiyorum!"diye cevap verdi odanın kapısını açıp içeri geçerek bende içeri geçer geçmez kapıyı kilitledim. Araf oturmadan hemen önce bana bakıp konuşmaya başladı.  "Sen üstünü değiştir sonra aşağı yemeğe inelim!"diye emir verdi. Bende başımla onayladıktan sonra edanın bana hazırladığı bavuldan bir kot şort üstüne de askılı bir kazak giydim Araf beni inceledikten sonra kaşlarını çatsa da bir şey demedi daha sonra ikimizde aşağı da yemeğe indik. Fakat tam yemeğe başlayacağımız sırada Araf'a telefon geldi ve oturduğu sandalyeden kalkıp masadan uzaklaştı bende Araf'ı beklemeden yemeğe başladım fakat tanıdık bir sesle bakışlarımı o tarafa doğru çevirdim. Bu o mavi gözlü adamdı. Araf'a baktığımda arkasını dönmüş hala telefonla konuşuyordu Araf gelmeden bu adamı buradan göndermeliydim.  "Yarın otelin yan tarafında ki binada çocukları mutlu etmek adına bir gösteri düzenliyoruz sizinde katılmanızı çok isterim!"diye mırıldandı daha sonra bana bir kağıt uzatarak yanımdan ayrıldı. Araf'ın bana doğru ilerlerken kaşlarını çattığını gördüm.  "Ne konuşuyordun o adamla?"diye çıkıştı sandalyeye oturur oturmaz.  "Yarın bir gösteri olacakmış o yüzden bir broşür verdi!"deyip az önce bana uzattığı broşürü Araf'a uzattım Araf kısa bir süre inceledikten sonra bakışlarını tekrar benimle buluşturdu.  "Neden her fırsatta senin yanına gelip duruyor bu adam? Bu durum hiç hoşuma gitmiyor! Bir daha o adamla konuşmayacaksın!"diye uyardı daha sonra derin bir nefes aldıktan sonra yemeğe başladı.  "Yine ben suçlu oldum! Hem adam sadece bir broşür verdi! Bu kadar abartmana gerek yok!"diye karşı çıktım. Araf başını yemekten çekip öfkeyle bana baktı.  "Bana o adamı savunma! Her fırsatta yanına gelmesi tesadüf olamaz!"diye karşı çıktı aynı şekilde tam Araf'a cevap vereceğim sırada Araf konuşmama izin vermeden cümlesine devam etti.  "Sen sadece yemeğine odaklan!"deyip önümde ki yemeği işaret etti daha sonra büyük bir iştahla yemeğini yemeye devam etti. Yemekten sonra ikimizde ayağa kalktık ve odaya doğru ilerledik önce Araf daha sonra arkasından bende geçip kapıyı kapattım. Araf'a baktığımda çoktan büyük ve geniş yatağa uzanmış gözlerini kapatmıştı bende önce üzerimi değiştirip daha sonra büyük ve geniş yatağın diğer ucuna geçip Araf'a sırtımı dönerek gözlerimi kapattım. Sabah uyandığımda Araf yoktu bende yavaş bir şekilde ayağa kalkıp Araf'a baktım banyo kapısını tıklattım fakat ses yoktu bende dayanamayarak gözlerimi kapatarak içeri geçtim fakat ses gelmeyince gözlerimi açtım Araf banyoda da yoktu nereye gitmişti? Çok geçmeden odanın kapısı açılınca Araf'ın geldiğini anladım.  "Nereye gittin sabah sabah?"diye sordum. Ara tepkisiz bir şekilde cevap verdi.  "Halletmem gereken bir işim vardı!"diye açıkladı.  "Hadi kahvaltıya inelim!"diyerek kapıyı işaret etti.  "Önce üzerimi değiştireyim!"diye söylendim ve tam arkamı dönmüş yürümeye başlayacaktım ki Araf kolumdan tutarak beni durdurdu. Ve arkasında sakladığı siyah poşeti bana uzattı.  "Al burada giyebileceğin doğru düzgün kıyafetler var!"diye mırıldandı ben şaşkınlıkla Araf'a bakarken o bakışlarını benden kaçırmıştı bende bana uzattığı poşeti açarak içindekileri inceledim. Bir kaç pantolon ve kazak vardı , Araf sabah sabah bunları almak için mi çıkmıştı?"Sen bu yüzden mi dışarıdaydın?"diye sordum merakıma yenilerek. Araf'ın yüz hatları gerilmişti."Hayır zaten dışarıda yapmam gereken bazı işlerim vardı aklıma gelmişken alıyım dedim! Her neyse konuşmaya devam mı edeceksin yoksa bir an önce üzerini değiştirecek misin?"diye çıkıştı sesini yükseltmeden bende vakit kaybetmeden banyoya geçip Araf'ın bana verdiği poşetten bir kazak ve pantolon çıkarıp üzerime geçirdim.     Banyodan çıktığımda Araf oda kapısının önünde beni bekliyordu bende geldiğimde alt kata kahvaltı yapmak için inmiştik. Biz kahvaltımızı yaparken Araf'ın telefonu çaldı geldiğimizden beri telefonları hiç susmamıştı zaten Araf telefonu kulağına götürüp ayağa kalktı. Bir kaç dakika sonra gelip hiç bir şey olmamış gibi kahvaltısına devam etti.  "Neden benim yanımda konuşmuyorsun?"diye sordum. Araf başını kaldırıp bana baktı daha sonra derin bir nefes alıp konuşmaya devam etti.  "Neden bu kadar merak ediyorsun?"diye sordu soruma karşılık.  "Sonuç olarak biz evlendik değil mi? Her ne kadar hala kabullenemesem de maalesef sen benim kocamsın! Ve ben seninle ilgili her şeyi bilmek zorundayım!"diye itiraf ettim. Araf önce bana tepkisiz bir şekilde baktı daha sonra konuşmaya başladı.  "Bilmen gereken her şeyi biliyorsun zaten! Geri kalanı sadece bana ait."diye mırıldandı umursamaz bir şekilde Araf'ın benden sakladığı her şeyi öğrenecektim.  "Neden geçmişini benden saklamak zorunda hissediyorsun?"diye sordum merakıma yenilip.  "Çünkü benim geçmişim seni ilgilendirmiyor!"diye mırıldandı.  "Benim anlamadığım da bu zaten ben senden hiç bir şey saklamıyorum benim hakkımda her şeyi biliyorsun! Ama konu sen olunca kapalı bir kutudan farksızsın ne kimsenin seni görmesine ne de seni tanımasına izin veriyorsun!"diye çıkıştım. Araf kaşlarını çatarak bana baktı. Söylemek istediği bir şeyler olduğunu biliyorum fakat buna neyin engel olduğunu bilmiyordum.  "Benim geçmişim karanlık ve emin ol bu karanlığın sonunda hiç ışık yok! Bir kere kapıldın mı senin de yolunu kaybetmene neden olur! Bu yüzden benden kurtulmak istiyorsan bu meseleyi kurcalamayı bırak aksi takdirde büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaksın!"diye fısıldadı daha sonra ayağa kalktı. Önce etrafını inceledi daha sonra bana bakarak konuşmaya başladı.  "Bu kadar balayı tatili yeter! Eminim bu balayı tatilini hiç bir zaman unutmayacaksın! Dönme vakti geldi Yağmur Demirsoy!"diye mırıldandı daha sonra toparlanmak için odaya çıktık ben eşyaları toparlarken Araf telefon görüşmeleri yapıyordu. Araf'ta geldikten sonra bavulları alıp arabaya doğru ilerleyip arabada ki yerimizi aldık.Yarım saat sonra hava alanına yetişmiştik bir kaç işlemden sonra uçağa yerleştik benim için yine zor bir yolculuk olacaktı fakat bu sefer korkumu belli etmeyecektim. Araf bu sefer beni pencere kenarında oturtmuştu.  "Burada sen otursan?"diye mırıldandım zaten korkuyordum.  "Hayır en azından ayağa kalktığında yol vermek için bana sesleneceksin! Bende bu sefer nereye gittiğini öğrenmek için seni aramak zorunda kalmayacağım!"diye tısladı. Bende kaşlarımı çatarak Araf'a baktım."Hem uçak kalkınca göreceğin manzaradan sonra bana teşekkür edeceksin! Şimdi sus ve kemerini bağla!"diye emir verdi.  Araf'ın bana gösterdiği gibi kemeri  bağladıktan sonra gözlerimi kapattım. Uçağın iniş yaptığını küçük bir sarsılmayla anladım ve bu sefer gözlerimi daha sıkı kapatmıştım.Bir kaç dakika sonra herkes ayağa kalkmış yavaşça aşağı iniyordu Araf'a baktığımda umursamaz bir şekilde bana yürümemi işaret ediyordu ben önde yürürken Araf arkamdan geliyordu.Nihayet uçaktan indiğimizde Araf'ın yardımcısı olduğunu düşündüğüm iki adam gelip bavullarımızı arabaya yerleştirdi daha sonra tam arabaya bineceğimiz sırada edanın sesini duymamızla bakışlarımızı o tarafa doğru çevirdik.  "Sizi karşılamaya geldim!"diyerek önce Araf'a daha sonra bana sarıldı."Anlatın bakalım nasıl geçti balayı tatiliniz?"diye sordu mutlu bir şekilde Araf cevap vermedi daha sonra bana bakarak cevap vermemi istedi.  "Güzeldi!"diyerek yalandan bir tebessüm ettim. Eda bize biraz daha yaklaşıp konuşmaya devam etti.  "Kuzen bu gece eşini senden çalmak zorundayım arkadaşlarım yağmuru çok merak ediyor ve tanışmak istiyor!"diye mırıldandı. Araf edanın söylediklerine kaşlarını çatmıştı.  "Keşke böyle bir plan yapmadan önce sorsaydın ikimizde çok yorgunuz değil mi yağmur?"diye söylenerek bakışlarını bana çevirdi.  "Evet ama madem eda böyle bir program hazırlamış onu kırmak istemiyorum!"diyerek tebessüm ettim. Eda gülümseyerek araya girdi.  "Fakat bu program sadece kızlar için geçerli o yüzden sen gelemiyorsun!"diye itiraf etti.  "Nasıl yani siz kız başınıza mı gideceksiniz? Olmaz öyle şey başınıza herhangi bir iş gelebilir!"diye karşı çıktı. Eda araya girerek konuşmaya devam etti.  "Hiç bir şey olmayacak sadece bir kaç saat! Hem bizi almaya geleceğin için bir sorun yok!"deyip bizimle beraber arabaya bindi Araf öfkelenmişti fakat bunu belli etmemeye çalışıyordu. Bu durum benim işime de geliyordu Araf'ı bir kaç saat bile olsa tedirgin için bırakmak ve sinir etmek bundan daha iyi bir fırsat olamazdı.Bir saat sonra eve geldiğimizde eda beni odaya alıp ikimizde bu akşam için hazırlanmaya başladık. Eda bana dizimin üstünde siyah bir elbise verdi arkadan sırt dekoltesi fazlaydı ve Buda beni rahatsız etmeye yetiyordu fakat edanın ısrarıyla giymek zorunda kalmıştım . Saçlarımı hafif bukleler yaparak makyajımı da tamamlamıştı. Bir kaç dakika sonra ben ve eda hazırlanıp odadan çıktık Araf ikimize de şaşkın bir şekilde bakıyordu tıpkı beni gelinlikle gördüğünde verdiği tepki gibiydi. Saniyeler sonra Araf'ın şaşkınlığı kaybolması kaşlarını çatmasıyla geri dönmüştü.  "Fazla abartmadınız mı?"diye sordu kaşları hala çatılı bir şekilde.  "Hayır hatta biz geç kaldık bizi bir an önce bırakman gerekiyor kuzen!"deyip elimden tutarak dışarı çıkardı beni eda daha sonra kendisi arkaya bende sürücü koltuğunun yanında ki yolcu koltuğuna yerleştim.Araf sinirli ve gergindi bu durum hiç hoşuna gitmemişti fakat edaya da karşı çıkmaz bir hayli zordu. Yarım saat sonra büyük bir kulübün önünde durmasıyla geldiğimizi anladık eda çoktan inmişti bile ben Araf'a baktığımda bakışlarını yola sabitlemişti.  "Neden bu kadar gergin gözüküyorsun?"diye sordum Araf'ı biraz daha sinirlendirmek amacıyla.     "İçki içmeyi teklif ederlerse asla kabul etmeyeceksin ve ters bir durumda hemen beni arayacaksın! Anladın mı?!"diye sordu sert bir ifadeyle. Bende başımla onayladıktan sonra arabadan inecektim ki Araf'ın beni kolumdan tutmasıyla duraksadım.  "Dikkatli ol!"diye fısıldadı daha sonra hafiften öksürerek konuşmaya devam etti."Dikkatli olun ikinizde!"diye düzeltip ellerini kolumdan çekip bakışlarını başka bir tarafa çevirdi bende derin bir nefes aldıktan sonra arabadan indim.  Araf biz içeri geçene kadar gitmemişti içeri geçtiğimizde yüksek bir müzik sesi karşıladı bizi eda bana göre daha rahat gözüküyordu fakat ben biraz gergin biraz da tedirgindim. Eda arkadaşlarını gördükten sonra karşımızda ki kalabalık masayı işaret etti daha sonra adımlarımızı oraya doğru hızlı bir şekilde attık.Masaya vardığımızda ben ve eda için yer ayırmışlardı bile herkesle tek tek selamlaşmıştım fakat tanıdık iki mavi gözün nezaketle elini uzatmasıyla afallamıştım bu adamı en son Paris'te görmüştüm ne zaman dönmüştü ki? Nezaketle uzattığı ele karşılık verdim.  "Merhaba yine kesişti yolumuz"diyerek tebessüm etti. Ben yalancı bir gülümseme atarken eda çoktan araya gitmişti bile.  "Siz nereden tanışıyorsunuz?"diye sordu karşımızda ki mavi gözlü adam edanın bu sorusuna hızlı bir şekilde yanıt verdi.  "Paris'te karşılaşmıştık!"diye mırıldandı. Daha sonra eda bana doğru dönerek konuşmaya başladı."Mert en delikanlı arkadaşlarımdan biridir!"diye tanıttı karşımızda ki Mert adında ki mavi gözlü adamı bende başımla onayladıktan sonra bir kaç kızın soru yağmuruna tutulmuştum tüm soruları Araf ile ilgiliydi tabi bu da beni ister istemez rahatsız etmişti.  "Araf'ın evleneceğini hiç tahmin etmezdik açıkçası!"diyerek bir çok yorum yapmışlardı. Nihayet sahnede kalabalık bir ortamın görüş açımıza girmesiyle herkes bakışlarını o tarafa doğru çevirdi. Genç bir adam sahnede güzel ve bakımlı bir kadına evlilik teklifi ediyordu. Bu durum ister istemez bir tebessüme yol açmıştı herkesin yüzünde , çok mutlu bir çift gözüküyordu. Daha sonra romantik bir şarkı ve bitmek bilmeyen danslar başlamıştı.  Yanımda bir hareket sezmemle bakışlarımı adının Mert olduğunu öğrendiğim adama çevirdim bana elini uzatmıştı. "Bu güzel şarkıya benimle eşlik eder misiniz?"diye sordu nazik bir şekilde aklıma Araf'ın söyledikleri geldiğinde yüzümü buruşturarak cevap verdim.  "Üzgünüm kendimi iyi hissetmiyorum!"diye bir bahane ürettim fakat edanın da ısrarı ve baskısı üzerine kabul etmek zorunda kalmıştım ayağa kalkarak sahneye doğru ilerledik Mert bir elini elimle birleştirirken diğer elini belime yerleştirdi. Mert mavi gözlerini bana odaklamıştı fakat ben bakışlarımı kaçırmıştım bir an önce bu dansın bitmesini istiyordum.  Saniyeler sonra Mert'in birden benden uzaklaşması ve yere düşmesi bir olmuştu. Ben şaşkın bir şekilde yerde burnu kanayan Mert'e bakarken Araf yerde yatan Mert'in üzerine çıkmış yüzünü yumrukluyordu ben her ne kadar onu kolundan tutup çekmeye çalışsam da öfkesinden gözü öyle bir dönmüştü ki beni bile görmüyordu.  Nihayet bir kaç çalışan gelip Araf'ı mertten uzaklaştırmıştı. Eda ağlıyordu ben hala şokun içindeydim Araf'ı ilk defa böyle görmüştüm ve bu hali o kadar korkutucuydu ki bir daha onu bu şekilde görmeyi istemiyordum. Araf birden sıkıca elimden tutarak dışarı çıkardı beni daha sonra bakışların bana çevirdi çok sinirli gözüküyordu.  "Ne yaptığını sanıyorsun sen!"diye bağırdı ben ürkek bir şekilde başımı öne eğmiştim. Fakat Araf elini yüzüme koyarak ona bakmamı sağladı gözlerinde ki öfke hala dinmemişti.  "O adamın sana dokunmasına nasıl izin verirsin?! Eğer amacın beni sinir etmekte bunu başardın! Başından beri o adamın amacını biliyordum ve seni bu konuda uyarmıştım!"diye sertçe çıkıştı.  "Ben yanlış bir şey yapmadım! Hatta teklifini reddetmiştim fakat edanın baskısına dayanamadım!"diye karşı çıktım sesimi yükseltmeden.  "Ne olursa olsun o adamın sana dokunmasına izin vermeyecektin! O yüzük parmağında olduğu sürece seninle bir tek ben dans edebilir bir tek ben senin elini tutabilirim!"diye çıkıştı tam konuşmaya başlayacaktım ki Araf'ın sözümü kesmesiyle duraksadım."Anladın mı?!"diye sordu kaba bir şekilde bende dayanamayarak ellerini yüzümden çekip konuşmaya başladım.  "Anlamadım ve anlamak istemiyorum da! Bu evliliğin gerçek bir evlilik olmadığını sende biliyorsun! Sence de küçük bir olayı çok fazla abartmadın mı?"diye çıkıştım Araf söylediğim her kelimeye biraz daha öfkeleniyordu.  "Küçük bir olay mı? Ben hayatında olduğum sürece bırak bir erkekle konuşmayı bir erkeğe gözünü dahi kaydırmayacaksın!"diye bağırdı gözleri öfkeden alev almış bir şekilde.  "Sen beni ne sanıyorsun her gün başka bir erkekle mi flört ediyorum! Benim sadece bir erkek arkadaşım var onunla da görüşmeyi sen hayatıma girdikten sonra kestim!"diye bağırdım. "Benim onu kast etmediğimi sen de biliyorsun!"diye çıkıştı.  "Ben hiç bir şey bilmiyorum artık Araf ! Hayatıma girdiğinden beri her şey karmakarışık bir hal aldı ve ben bu durumun içinden çıkamıyorum!"diye mırıldandım göz yaşlarımın akmasına izin vererek. Araf tekrar ellerini yüzüme koyarak öfkesini kontrol etmeye çalıştı tam bir şeyler söyleyecekti ki edanın gelmesiyle duraksadı.  "Özür dilerim yağmur Araf'ın bu kadar sinirleneceğini bilseydim zorlamazdım seni dans etmen için!"diye mırıldandı. Bende edanın yanına yaklaşarak elini tuttum.  "Senin hiç bir suçun yok eda kendini suçlu hissetmeni istemiyorum! Hem biz Arafla konuştuk özür diledi benden!"diye mırıldandım aynı şekilde ve Araf'ın yanına gittim benim yüzümden kimsenin üzülmesini istemiyordum.  "Değil mi Araf?"diye sordum tebessüm etmeye çalışarak. Araf'ta başını olumlu bir şekilde salladıktan sonra eda tekrar konuşmaya başladı.  "Sıkı sıkı sarıldıktan sonra inanacağım size!"dedikten sonra bakışlarımı Araf'a çevirdim. O da benim gibi şaşırmıştı."Eda gitsek mi artık? Çok yorgunum ve dinlenmek istiyorum!"diye geçiştirmeye çalışsam da eda çok ısrar ediyordu ben edayla tartışırken Araf'ın kolumdan tutup beni kendine çekmesiyle neye uğradığımı şaşırmıştım o kadar sıkı sarmıştı ki beni bir an kemiklerimin sızladığını hissettim.  Araf'ın denizimsi kokusu burnuma dolunca kendimi kaybetmiştim çok farklıydı kokusu insanı kendinden geçirecek kadar hafif ve güzeldi. Araf benden ayrılarak ellerini yüzüme koyup gözlerimin içine baktı.  "Ne konuşmuştuk biz hani ağlamak yoktu?"deyip göz altlarım da biriken ıslaklığı eliyle sildi daha sonra aramızda ki mesafeyi açtı. Ben şaşkınlıkla Araf'a bakarken o edayla konuşuyordu.  "Gidelim mi artık?"diye sordu. Edada da başıyla onayladıktan sonra hepimiz arabada ki yerimizi aldık. Araf vakit kaybetmeden arabayı çalıştırmıştı.  "Araf ben sana hala çok kırgınım sebebi ne olursa olsun Mert'e vurmamalıydın!"diye mırıldandı Araf önce bana baktı daha sonra konuşmaya başladı.  "Sebebi ne olursa olsun karıma yaklaşmamalıydı!"diye tısladı Araf ben sadece başımı öne eğmiş konuştuklarını dinliyordum.  "Onun niyeti kötü değildi ki sadece bir danstı!"diye karşılık verdi sesini yükseltmeden.     "Ben dans falan anlamam karıma dokunmayacaktı ayrıca şu konuyu kapat! Aklıma geldikçe delirecek gibi oluyorum!"diye fısıldadı eda tebessüm ederek cevap verdi.  "Kuzen ben sana inanamıyorum sen bugün resmen karın için bir adamı hastanelik ettim farkında mısın?"diye sordu. Olanlar aklıma gelince tüylerim ürperiyordu bir kaç dakika önce gözü öyle bir dönmüştü ki o anları hatırlamak bile istemiyordum.  "Resmen içinden bir canavar çıktı!"diye fısıldadı. Daha sonra eve gidene kadar kimse konuşmadı. Nihayet eve vardığımızda Araf kapıyı açtı ben tam odama doğru ilerliyordum ki edanın sesiyle duraksadım.  "Yağmur nereye? Siz artık evlisiniz aynı odada kalmanız gerekmiyor mu?"diye sordu. Edayı unutmuştum mecburen eda gidene kadar Araf'la aynı odada kalmamız gerekecekti. Bende tebessüm ederek Araf'ın odasına geçtim.  "Eda gidene kadar aynı odada kalmak zorundayız!"diye mırıldandım Araf'a baktığımda umursamaz bir şekilde büyük ve geniş yatağına geçti. Bende üzerimi değiştirip yatağın diğer ucuna Araf'a sırtımı dönerek gözlerimi kapattım.  "Bugün arabada Edaya söylediklerin rolden bile olsa çok iyi konuştun!"diye mırıldandım. Araf beni kendine çevirerek konuşmaya başladı.  "Bugün gördüğün ve duyduğun her şey gerçekti!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek daha sonra konuşmama fırsat vermeden beni kendine çekti. Ben daha duyduklarımı bile hazmedemezken Araf'ın beni kendine çekmesi boğazımı düğümlemişti.  Araf'ın denizimsi kokusunu alır almaz gözlerim kendiliğinden kapanmış uykunun kollarına teslim olmuştum.  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE