7.BÖLÜM

2773 Kelimeler
... Şimdi güçsüz duruma gelemezdim Araf'ın kaldığı hastaneye gitmeliydim göz yaşlarımı ellerimin tersiyle iterek derin bir nefes aldım."Hangi hastane!"diye çıkıştım o da kaldığı hastanenin adını verdikten hemen sonra koşarak ofisten çıkıp taksiye bindim.  Hastanenin önüne geldiğimde derin bir nefes aldım ve toparlandım Araf'ın beni bu kadar güçsüz biri olduğumu görmesini istemiyordum. Hızlı bir şekilde hangi odada kaldığını öğrendikten sonra seri bir şekilde Araf'ın kaldığı kapının önüne geldim ve kapıyı açıp hızla içeri girdim. Araf uyuyordu fakat benim ani girişimle ses çıkardığım için uyanmıştı beni karşısında görünce kısa bir şok geçirse de hemen toparlandı. Omzu sargılıydı sanırım oradan vurulmuştu.  "iyi misin?"diye sordum gözlerimin dolmasını engellemeye çalışarak. Fakat Araf yüzümden anlamıştı ne kadar endişelendiğimi.  "Sen neden ağladın?"diye sordu tepkisiz bir şekilde. "Hayır ağlamadım sana bir soru sordum iyi misin?"diyerek geçiştirmeye çalıştım Araf'ın onun için bu kadar endişelendiğimi öğrenmesini istemiyordum.  "Ben iyiyim ama sen kötü gözüküyorsun! Her neyse nasıl geldin buraya? Burada olmaman gerekiyordu!"diye çıkıştı Araf'ın bu haline gülümsedim onun bana hesap sorması ilk defa hoşuma gitmişti belki o kurşun biraz daha aşağıya geçseydi belki de şimdi onunla bu konuşmayı yapamayacaktık.  "Hey sana diyorum neden gülüyorsun bu durumda olmam hoşuna mı gitti?"diye sordu kaba bir şekilde.  "Nasıl yaralandın? Bana işinin olduğunu söylemiştin bir çatışmaya gittiğini bilmiyordum!"diye karşı çıktım.  "Bilsen durdurabilecek miydin beni?"diye alaycı şekilde konuştu."Hayır ama!"devamını getiremeden Araf sözümü kesti.  "Şimdi adamlarımdan biri geliyor ve seni götürüyor düğünümüz için hemen hazırlanman gerekiyor! Bende bu serum biter bitmez hazırlanıp yanına geleceğim"diye uyardı. Bu halde hala düğünü düşündüğüne inanamıyordum.  "Sen hala düğünümü düşünüyorsun hemde bu haldeyken! Araf sen vuruldun farkında mısın?!"diye çıkıştım sert bir şekilde bana kendimi düşünmemi söylüyordu ama onun ne acısı nede yarası hiç bir şey umurunda değildi.  "Ben iyiyim abartılacak bir şey yok! Bu düğün olacak! Ve biz bu akşam evleneceğiz!"diye sertçe karşı çıktı daha sonra eline bağlı olan serumu çekerek yavaşça doğruldu ve ayağa kalkacağı sırada hemen yanına gidip ona ayağa kalkmasında yardımcı oldum.Bir kaç dakika sonra hemşire içeri girdi ve Araf'a bakarak konuşmaya başladı.  "Bu durumda ayağa kalkmanız doğru değil yaranız derin ve ani hareketlerde bulunursanız kanayabilir!"diye uyardı fakat Araf hemşireyi bile dinlemiyordu yavaş bir şekilde siyah gömleğinin düğmelerini ilikliyordu daha sonra hemşireye bakarak konuşmaya başladı.  "Çıkış işlemlerini başlatın gereği neyse sekreterim halledecektir!"diye tısladı hemşirede odadan çıktıktan sonra Araf'ın yanına yaklaştım ve gömleğini iliklemesine yardımcı oldum.  "Neden yaralandığını benden sakladın?"diye sordum gömleğini iliklemeye devam ederek."Gerek duymadım!"diye mırıldandı.  "Neden? Aynı şey benim başıma gelse ve ben sana haber!"devamını getiremeden Araf eliyle ağzımı kapattı. Ben Araf'a şaşkınlıkla bakarken Araf kaşlarını çatmış bir şekilde bana baktı.  "Öyle bir şey olmayacak!"diye fısıldadı kulağıma doğru eğilerek Araf'ın bana yaklaşmasıyla o denizimsi kokusu yayıldı burnuma ve ben derin bir nefes aldım çünkü o bana her yaklaştığında kontrolümü kaybediyordum onu benden uzaklaştırmak yerine bana yaklaşmasına izin veriyordum ve bu durum beni rahatsız ediyordu.Ona karşı koyamıyordum o bana her yaklaştığında nefes alamıyor boğazım düğümleniyordu.  "Bana kendimi tehlikeye atmamam gerektiğini söylüyorsun ama sen bile bile tehlikenin içine giriyorsun!"diye fısıldadım Araf hala kulağıma doğru eğilmişken.Araf toparlanıp aramızda ki mesafeyi açtı ve bana bakarak konuşmaya devam etti.  "Aynı şey değil senin amacın birilerine yardım etmek ama benim amacım senden daha farklı!"diye tısladı tepkisiz bir şekilde."Ne? Senin amacın ne?"diye sordum sert şekilde.  "İnan bana bunu anlayamayacak kadar küçüksün!"diyerek benimle alay etti sinirlenmiştim hemde fazlasıyla.  "Beni küçük buluyorsun o zaman neden benimle evleniyorsun!"diye çıkıştım.  "Çok fazla konuştuğun gibi çok fazla soru soruyorsun ve bu benim hiç hoşuma gitmiyor!"deyip beni kolumdan tuttu ve odadan çıktık. Herkes bize bakıyordu bende Araf'ın elinden kurtulup yanında yürümeye başladım.Arabada ki yerimizi de aldıktan sonra Araf arabayı çalıştırdı bu durumda bile araba kullanıyordu. Arabadayken Araf'ın bir kaç kez acıdan yüzünü buruşturmasını görsem de hiç bir şey demedim çünkü beni yine dinlemeyecekti.  Nihayet eve vardığımızda arabadan iniyordum ki Araf'ın sözleriyle duraksamak zorunda kalmıştım."Bu durumdan kimsenin haberi olmayacak edanın bile!"diye uyardı bende Araf'a bakarak konuşmaya başladım.  "Sen her ne kadar gizlemeye çalışsan da bazı acılar saklanamaz tıpkı senin benden sakladığın gibi her ne kadar gizlemeye çalışsan da ben biliyorum ne kadar acı çektiğini hem bugün için hemde geçmişte yaşadıkların için!"diye mırıldandım.  Araf kaşlarını çatarak bana baktı ve konuşmaya başladı."Hiç bir şey bildiğin yok! Sen sadece duydukların kadar biliyorsun!"diye çıkıştı.  "Anlat o zaman Araf ben seni dinlemeye hazırım!"diye mırıldandım.  "İçeride seni eda ve ekibi bekliyor bir kaç saat sonra seni almaya gelirim!"diye konuyu değiştirdi. Ben onu anlamaya çalıştıkça o her defasında kaçıyordu. Hiç bir şey demeden arabadan indim ve eve doğru yöneldim Araf çoktan gitmişti bende içeri geçerek beni bekleyen edanın yanına gittim.  "Nerede kaldın kızım sen her şey hazır seni bekliyoruz!"deyip beni hazırlamaya başladılar.   Onlar beni hazırlarken benim aklımda tek bir şey vardı Araf omzu nasıl olmuştu acaba? Dinlenmesi gerekiyordu fakat onun umurunda bile değildi. Gelinliğim o kadar güzeldi ki Araf'ın beni bu şekilde görünce vereceği tepkiyi çok merak ediyordum. Nihayet saçlarımda bittiğin de sıra makyajıma gelmişti makyajım bu sefer daha abartılı olmuştu fakat yine de çok güzel gözüküyordu. Son olarak ta beyaz uzun topuklu ayakkabıyı giydikten sonra artık hazırdım. Eda bana bakarak konuşmaya başladı.  "Seni en güzel gelin yapacağımı söylemiştim! Harika görünüyorsun! Araf seni böyle görünce bir kez daha aşık olacaktır sana!"diye mırıldandı. Gülümsedim daha sonra eda bir kez daha beni baştan aşağıya süzüp konuşmaya başladı.  "Benim artık düğün yerine gitmem gerek Araf'ta şimdi gelir görüşürüz!"deyip o ve ekibi evden ayrıldı. Evde bir tek ben vardım ve Araf'ın gelmesini bekliyordum kalbim çok hızlı atıyordu Araf'ın vereceği tepkiyi çok merak ediyordum. Nihayet kapının sesini duymamla kalbim ağzımda atıyormuş gibi hissettim ve ayağa kalktım. Araf içeri girdiğinde beni baştan aşağı süzdü.  "S-sen!"diye mırıldandı ben de Araf'ın bu haline gülümseyerek baktım ilk defa bugün yüzünde farklı bir tepki vardı şaşırmıştı. Bir kaç dakika sonra yanıma yaklaşıp aramızda ki mesafeyi kapattı. Ben şaşkınlıkla Araf'ın ne yaptığına bakıyordum. Araf elleriyle saçlarımı yana iterek bana baktı daha sonra hiç bir şey demeden arkama geçti. Nefesini ensemde hissedebiliyordum o denizimsi kokusu yine beni kendine çekiyordu gözlerimi kapattım ve o denizimsi kokuyu içime çektim.Araf'ın ellerini tenimde hissettiğimde boynuma üstünde sonsuzluk işareti olan bir kolye taktığını gördüm. Daha sonra saçlarımı yavaşça geriye alıp kulağıma doğru eğildi.  "Bu kolyeyi ne olursa olsun hiç çıkarma!"diye fısıldadı ve tam karşımda durdu.  "Gidelim!"deyip önümden çekilerek benim geçmemi sağladı bende yavaş adımlarla arabaya doğru ilerlediğimde yolcu koltuğuna yerleşmeme yardımcı oldu daha sonra sürücü koltuğunda ki yerini aldı ve arabayı çalıştırdı.Düğün yerine vardığımızda çok kalabalık olduğunu ve bir sürü gazete habercisinin bizi çektiğini gördüm.Arabadan indiğimizde Araf arabadan inmeme yardımcı olup elimi sıkıca tuttu ve bana baktı.  "Hazır mısın?"diye sordu. Bende başımı olumlu anlamda salladıktan sonra büyük salondan içeri adımlarımızı attık bir sürü alkış ve kamera flaşları karşılamıştı bizi eda karşımızda oturmamız için işaret veriyordu. Ben ve Araf ileride ki bizim için özel olarak hazırlatılan nikah masasına oturduk. Tüm gözler bizim üzerimizdeydi bir an bunların hepsinin bir yalandan değilde gerçekten olduğunu hayal ettim Araf'la daha iyi şartlarda tanışıp birbirimize aşık olmamız ve evliliğimiz bir yalandan değilde gerçekten olmasını düşündüm bu da yüzümde bir gülümsemeye neden olmuştu.  Nikah memuru da geldiğinde nikah töreni başladı ve nikah töreninin o sıradan sorusu soruldu bana. Araf'a baktım o da gözlerini bana odaklamıştı bende daha fazla beklemeden cevabımı verdim.  "Evet!"  Cevabımla birlikte bir alkış tufanı koptu. Daha sonra aynı soru Araf'a soruldu Araf beni bir kez daha inceleyip aynı şekilde cevabını verdi şahitler de onaylandığında sıra imzalara gelmişti herkes imzasını attığında"Ayağına bas!"diye hep bir ağızdan seslendiler ben alayla Araf'a bakarken Araf bu duruma kaşlarını çatmıştı. Bende Araf'ın ayağına hızlıca bastım fakat bu Araf'ın yüzünde hiç bir tepkiye yol açmamıştı. Nikah memurunun bana evlilik cüzdanını uzatmasıyla yavaşça cüzdanı elinden aldım daha sonra önce bir alkış tufanı daha sonra da nikah memurunun dediği o sözle yüzümün ifadesi değişmişti.  "Gelini öpebilirsiniz!"Ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken Araf bana alaycı bir şekilde bakıyordu tıpkı az önce ayağına basacağım sırada ona baktığım gibi bunun intikamı bu şekilde olmamalıydı.Araf yavaşça duvağımı açıp bana yaklaştı ben sıkıca gözlerimi kapatmıştım böyle bir final beklemiyordum. Fakat anlımda hissettiğim dokunuşla Araf'a baktım alnımdan öpmüştü. Araf geri çekilirken dans şarkısı çalmıştı bile Araf elimden tutarak beni sahnenin ortasına götürürken ben hala az önce yaşanan olayın etkisindeydim. Işıklar söndürüldü sadece ben ve Araf'ın dans ettiği o yuvarlak dairede ışık vardı ben ellerimi Araf'ın omzuna yerleştirirken yarası geldi aklıma bu yüzden ellerimi omzundan çekip boynuna yerleştirdim Araf'ta ellerini belime sıkıca doladı.  Koyu kahverengi gözlerini benim ela gözlerime çevirdi daha sonra bana biraz daha yaklaşarak beni kendine biraz daha çekti aramızda ki bu yakınlık benim dengemi bozuyordu Araf'ın bana neden bu kadar derin bir şekilde baktığını anlamıyordum yüz hatları gerilmişti ve yüzünü saçlarıma doğru yaklaştırdı Araf'ın bu hareketiyle bende yüzümü boynuna yasladım ve gözlerimi kapattım. Neden bilmiyorum ama bu anın büyüsü hiç bozulmasın istiyordum kendimi o denizimsi kokuda kaybediyordum ve o koku bana huzur verdiği kadar güvende veriyordu. Gözlerimi açtığımda tüm ışıklar açılmış ve alkış sesleri yükseliyordu ellerimi Araf'ın boynundan çekerek aramızda ki mesafeyi açtım Arafta elini belimden çektikten sonra bakışlarını tekrar bana çevirdi ben utançtan başımı öne eğmiştim.  Daha sonra babaanne ve Dede'nin bizi tebrik etmesiyle Araf'ın dikkati dağıldı. Sırayla herkes gelip bizi tebrik etti ve bir kaç saat sonra herkes yavaş yavaş dağılmaya başladı. Eda gülümseyerek bize doğru geliyordu.  "Umarım hayatınız boyunca çok mutlu olursunuz birbirinize çok iyi bakın! Benim gitme vaktim geldi tabi sizinde aynı şekilde gitme vaktiniz geldi!"deyip tebessüm ederek bize baktı.  "Anlamadım nereye gitme vaktimiz gelmiş bizim?"diye sordum edaya boş boş bakarak.  "Nereye olacak balayına!"deyip sinsice güldü ben şaşkınlıkla Araf'a bakarken o da aynı şekilde bana bakıyordu.  "Biletlerinizi aldım hemen bir kaç saat sonra Paris'e uçuyorsunuz! Endişelenmeyin bavullarınızı hazır! Sadece bu üstünüzdekileri değiştirmeniz gerekiyor! Hadi acele olun uçağınız kalkacak!"deyip yanımızdan ayrıldı. Araf ve ben sadece birbirimize bakıyorduk ben tam konuşacağım sırada Araf hemen araya girdi.  "Benim bu olanlarla hiçbir alakam yok! Edanın böyle bir şey planladığını bilmiyordum yoksa ona engel olurdum!"diye açıkladı. Araf'la balayına gitmek bu da nereden çıkmıştı? Hemde aşıklar şehri olan Paris'e!   "Ne olacak peki şimdi?"diye sordum.  "Paris'e gideceğiz sadece bir kaç gün sonra geri döneriz!"diye mırıldandı.  "Ben sana burada katlanamıyorum sen Paris'e gitmekten bahsediyorsun hemde uçakla!"diye tısladım uçağa hiç binmemiştim fakat oldum olası hiç sevmezdim tabi fazlasıyla da korkardım.  "Peki nasıl gitmeyi düşünüyorsun ışınlanarak mı?"diye alay etti."Gitmesek?"diye mırıldandım.  "Olmaz bundan şüphelenebilirler!"diye karşı çıktı."Hem bende meraklısı değilim seninle gitmeye!"diye ekleyip kolumdan tuttu ve arabaya doğru yöneldik. İkimizde arabaya yerleştikten sonra Araf eve doğru sürdü arabayı.    Arabadayken ikimizde konuşmamıştık eve geldiğimizde ikimizde odalarımıza çekildik fakat önce Araf bana seslenip Beni durdurdu.  "Acele et yarım saate havalimanına varmamız lazım!"diye uyardı bende hiç bir şey demeden odama geçtimbüyük ve geniş yatağımın üzerinde bir bavul vardı bu edanın bize hazırladığı bavuldu bende vakit kaybetmeden üzerimde ki gelinliği çıkarıp daha rahat şeyler giydim aslında korkuyordum ama yanımda Arafın'da olacağını düşününce üzerimde ki gerginlik hafifliyordu. Bir kaç dakika sonra Araf odama gelip büyük ve geniş yatağın üzerinde ki bavulu alıyordu ki onu son anda durdurdum.  "Ne yapıyorsun?"diye sordum kaşlarımı çatarak.  "Bavulları arabaya taşıyacağım!"diye cevap verdi kaba bir şekilde.  "Araf sen yaralasın! Zaten ağır değil ben taşırım!"diye karşı çıksam da Araf bavulu çoktan alıp arabaya yerleştirmişti. İkimizde arabaya yerleştiğimizde Araf çoktan arabayı çalıştırmıştı. Havalimanı'na gittikten sonra Araf'ın yardımcısı olduğunu tahmin ettiğim bir adam Araf'la benim bavulumu aldı ve gereken işlemleri de hallettikten sonra uçağa binme zamanı gelmişti ama ben hazır değildim çok korkuyordum Araf'a baktığımda sanki her gün uçakla yolculuk yapıyormuş gibi çok rahattı. Araf bana bakıp konuşmaya başladı.  "Çok fazla gergin gözüküyorsun daha önce uçağa binmediğini biliyorum ama bu kadar korkmana gerek yok!"diye mırıldandı daha sonra uçağı işaret ederek binmemi söyledi. Ben bir kaç dakika tereddüt etsem de Araf çoktan benim elimi tutmuş uçağa bindirmişti. Araf pencere tarafında bende hemen yanında oturdum birazdan uçak kalkacaktı ve ben çok endişeliydim.  "Araf hemen şimdi inebiliriz!"diye mırıldandım. Araf eliyle öne eğen başımı kaldırarak ona bakmamı sağladı.  "Korkmanı gerektirecek hiç bir şey yok hem ben yanındayım!"diye fısıldadı ben de ürkekçe başımı salladıktan sonra bir hostes gelip bize kemerlerimizi bağlamamızı ve bir kaç şey hakkında daha bilgi verildikten sonra gitti Araf'a baktığımda o işi yüzünden yaptığı gezilerden dolayı tecrübeliydi o yüzden kemerini hemen bağladı ben Araf'a bakarken Araf eğilip benim kemerimi de bağladı.  Tam teşekkür edeceğim sırada uçağın hareket ettiğini anlayınca hemen sıkıca gözlerimi kapattım. Fakat elimde hissettiğim sıcak tenle gözlerimi açıp Araf'a baktım sıkıca kavramıştı elimi bende Araf'ın tuttuğu elimi daha sıkı kavrayıp tekrar gözlerimi kapattım. Araf'ın varlığı ve elimde hissettiğim sıcaklığı bana güven veriyordu bir kaç dakika sonra Araf'ın gülerek konuşmaya başladığını duydum ve ne dediğini daha iyi anlamak için gözlerimi açtım.  "Gözlerini açabilirsin uçak kalktı!"diye mırıldandı bende etrafımı incelemeye başladım. Herkes kendi halindeydi bakışlarımı tekrar Araf'a çevirdiğimde sıkıca tutuğum elini gevşetip yavaşça çektim. Araf'ta önüne dönerek gözlerini kapattı bu kadar rahat olmasına inanmıyordum. Bende etrafımı inceleyerek diğerlerine baktım herkes çok rahattı yan tarafta küçük bir kızın ağlama sesiyle dikkatimi oraya verdim ve onlara biraz daha yaklaşarak ne dediklerini duymaya çalıştım.  "Ben annemi istiyorum o da bizimle gelsin onu orada bırakmayalım baba!"deyip ağlıyordu. Babası kaşlarını çatarak konuşmaya başladı.  "Annen yok artık unut onu!"diye çıkıştı kız babasının bu lafı üzerine tekrar ağlamaya başladı. Dayanamadım ve Araf'ın bağladı kemeri çözüp küçük kızın yan tarafında bulunan boş koltuğa oturdum.   "Bir sorun var herhalde!"diyerek kaşlarımı çattım. Küçük kızın babası aynı şekilde cevap verdi.  "Sorun falan yok lütfen yerinize geçer misiniz!"diye karşı çıktı babası bende önce küçük kızın göz yaşlarını silerek ağlamaması gerektiğini söyledim.  "Neden kızınızı annesinden ayırıyorsunuz bu yaptığınız hiç doğru değil!"deyip biraz daha sesimi yükselttim."Siz karışmayın bu sizi ilgilendirmez!"diye tavrını koydu.  "Eğer küçük bir kızı annesinden ayırıyorsanız ilgilendirir bu sadece sizin kızınız değil onun annesine de ihtiyacı var! Anne sevgisine , şevketine , kokusuna kısaca bu kızı annesinden ayırmaya hakkınız yok!"diye sert bir şekilde çıkıştım.  "Eğer şimdi burada gitmezseniz elimden bir kaza çı!"devamını getiremeden sert ve kalın bir sesin araya girmesiyle adam cümlesini tamamlayamadan durdu.  "Eğer biraz daha konuşursan o kaza benim elimden çıkacak!"deyip sertçe karşısında ki adama baktı Araf. Daha sonra benim kolumdan tutarak yerimize otuturdu. Ben Araf'a şaşkın bir şekilde bakarken Araf kaşlarını çatarak bana bakıyordu.  "Sadece bir kaç dakika gözlerimi kapatıp dinlenmek istedim ama sen yine kendini başka bir belanın içine atmışsın!"diye çıkıştı.   "Araf o adam kızını zorla annesinden ayırıyor buna göz yumamam o küçük kızı annesiz bırakmasına izin veremezdim! Ve emin ol bu küçük kızı annesine teslim edene kadar bu işin peşini bırakmayacağım!"diye kararlı bir şekilde konuştum Araf daha da sinirlenmişti.  "Vazgeçmeyeceksin değil mi? Ne olursa olsun başın belaya girse bile başkalarına yardım etmekten vazgeçmeyeceksin!"diye çıkıştı.  "Evet!"diye mırıldandım. Ve gözlerimi Araf'a sabitleyerek konuşmaya devam ettim. "Eğer başkalarının acısını paylaşmazsak kendi acımızı nasıl dindireceğiz Araf?"diye mırıldandım. Araf'ın yüz hatları gerilmişti.  "Ben bu meseleyle ilgileneceğim ama sen daha fazla karışma!"diye uyardı Araf bende başımı sallayarak onayladım Araf'ı.Araf tekrar başını geriye yaslayıp gözlerini kapattı fakat bu sefer sıkıca elimi tutmuştu Araf'a bakarak ne yaptığını sordum.  "Başını başka bir belaya sokmanı engelliyorum!"diye mırıldandı gözleri hala kapalı bir şekilde.  "Gerek yok!"diyerek tutuğu elimi çekmek istedim fakat o kadar sıkı kavramıştı ki bırakmıyordu.  "Uçaktan inene kadar sabretmek zorundasın!"diye fısıldadı bende pes ederek Araf gibi başımı geriye yaslayarak gözlerimi kapattım.  Araf'ın beni dürtmesiyle yavaşça gözlerimi açtım.  "Burada kalmayı planlıyorsun herhalde uçakta kimse kalmadı!"diye mırıldandı etrafıma baktığımda herkesin gittiğini gördüm bende yavaşça ayağa kalkarak Araf'a baktım Araf ilerden yürürken bende arkasından yürüyordum nihayet uçaktan inmiştik Araf az ileri gidip bir telefon konuşması yapıp yanıma geldi.  "Biraz bekleyelim az sonra bir araba gelip bizi alacak!"diye mırıldandı bende hiç bir şey yapmadan etrafı izliyordum aklımda o küçük kız vardı Araf'a dönerek konuşmaya başladım.  "O küçük kızı nasıl bulacağız Araf? Onu annesine nasıl teslim edeceğiz?"diye sordum Araf bakışlarını bana sabitleyerek cevap verdi.  "Ben bu konuyla ilgileneceğim o kızı annesinin yanına götüreceğiz!"diye mırıldandı."Beraber mi?"diye sordum heyecanla. Başıyla onayladı daha sonra konuşmaya devam etti.  "Bunca işim arasında bir de bu küçük kız çıktı!"diye fısıldadı kaşlarımı çatarak Araf'a baktım."İşin varsa onlarla ilgilen bana yardım etme zorunluluğun yok!"diye tısladım.  "Ona bakarsan bende sana yardım etmeye pek meraklı değilim fakat senin başının belaya gireceğini tahmin ettiğim için yanında ben olacağım!"diye mırıldandı.  "Neden bana güvenmeyi denemiyorsun?"diye sordum kaşlarımı çatarak. Araf bu sorum karşısında derin bir nefes aldı daha sonra tam cevap vereceği sırada siyah bir araba durdu Araf arabayı işaret ederek binmem gerektiğini söyledi ardından kendisi de bindikten sonra şoför bavullarımızı arka tarafa yerleştirdikten sonra nereye gittiğimizi bilmeden arabayı çalıştırdı.Araf'a baktığımda yine tepkisiz ve umursamaz tavrı vardı yüzünde.Yarım saat sonra büyük bir otelin önünde durduk. Ben Araf'a baktığımda arabadan inmemi işaret ediyordu bende arabadan inerek büyük ve oldukça pahalı gözüken otele baktım. Araf önden yürürken bende onu takip ettim önce anahtarı aldı daha sonra asansöre bindik. Bir kaç dakika sonra Araf geniş büyük ve güzel bir odanın kapısını açtı ben içeriye geçip etrafı incelerken geniş yatağa baktım üstünde gül yaprakları vardı Araf'a boş boş bakıp konuşmaya başladım.  "Neden her yerde Gül yaprakları var?"diye sordum Araf'ta alayla cevap verdi.  "Çünkü bu oda yeni evli çiftler için özel olarak düzenlenen balayı odası!"diye yanıt verdi. Eda yapmıştı yine yapacağını. Araf'a bakarak bir soru daha yönelttim.  "Peki biz nerede kalacağız?"diye sordum.  Araf sinsice gülüp üstünde Gül yaprakları olan geniş yatağı gösterdi. Ben şaşkın bir şekilde Araf'a bakarken o sadece gülüyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE