Karanlık Elmas 1. Bölüm

2030 Kelimeler
Başımı ellerimin arasına alıp düşünmeye başladım. Koltukta otururken bile sanki yerimde duramayacak gibi hissediyordum kendimi. Kalkıp banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkadım. Havluyla ıslak yüzümü kurularken bir daha kendime bir baktım. Ben Aysu. 25 yaşında, yeni evlilik yapmış biriyim. Vücudumu oldum olası beğendim. Eskiden de diğer kızlardan uzun olduğum için hep kızlara tepeden bakma şansım olurdu. Normale göre küçük göğüslerim olsa da iyi duruyorlar. Çıplak vücuduma bakarken nefesim hızlandı. Banyonun buğulu camından kendimi görmek garip bir deneyim. Bazen neye benzediğimi de unutuyorum. Evleneli neredeyse üç ay oldu. Ve şimdi bir otel odasında, başka bir adamı bekliyorum. Kocamı aldatmak için. Doğru mu yapıyorum? Bilmiyorum. Ama şu anda içimden gelen tek şey burada oturup da yaklaşık bir yıldır tanıdığım adamın içeri girmesini beklemek... Kalbim deli gibi atarken yaptığım şeyin delilik olduğunu da fark ediyorum. Bunu anlamayacak kadar aptal değilim. Ne oldu bana böyle? Bir anda gelen bir tutku mu bu? Hayır... Hiçbir şey bir anda olmadı. Eşimle evlenmeden önce beraber yaşıyorduk. İkimizin de ailesi ile arası kötü olunca düğünsüz bir sekilde evlenmeye karar verdik... Verdik mi? Hayır... Bu kendime söylediğim bir yalan. Böyle bir şey olmadı. Ben düğün yapmak istiyordum. Küçük yaşımdan beri kendimi beyaz bir gelinliğin içinde görmek istiyordum. Ama onun ailesi bu işe sıcak bakmadı. Kendi ailem de bana destek vermeyince ortada kaldım. Eşimden destek bekledim. Bana her şeye rağmen düğün yapar diye düşünüyordum ama bu konuda yanıldığımı anlamam uzun sürmedi. Ya benimle ayrılacağını ya da evlenmek zorunda olduğumuzu söyledi. Ya da evlenmeyip beraber yaşarız, sorun yok dedi. O zamanlar tanıyordum Selçuk'u. Kendisi iş yerinden bir arkadaşımdı. Eşime göre farklı bir adamdı. Daha uzun boylu, yakışıklı biriydi. Maddi durumu da bize göre çok daha iyiydi. Kendime bakmayı severim, bu yüzden maaşımın hepsini neredeyse kıyafetlere harcıyorum. Her gün, güzel gözükmek için hem paramı hem vaktimi harcadım. Selçuk da bunu fark etti. O zamanlar yüzük takmıyordum. Sevgilim olduğunu biliyordu ama aynı evde yaşadığımı söylemedim. Bunu genel olarak çevremden gizliyordum zaten. Evlendikten sonra söylerim diye düşünüyordum. Nihayet evlendim. Düğün olmadan. Gelinlik olmadan... Çevremde ne kadar benden çirkin arkadaşım varsa, pahalı düğünler yaparak evlendiler. Ben ise düğün bile yapamadım. O zamanlar bunalıma girmek üzere olduğumu hissediyordum. Selçuk da bunu hissetti. Eşimle günde iki saat bile konuşmaz olduk. Artık konuşacak kimsem kalmadı. Ne ailem, ne arkadaşlarım ne de eşim. Tamamen yalnız kaldığımı hissettiğim bir anda onunla konuştum. Bir gün kahve içerken, ona her şeyi olduğu gibi anlattım. İçimi döktüm. O beni anladı. Daha önce kimsenin anlamadığı şekilde anladı beni. Onunla ilgili hislerim neydi bilmiyorum. Tam olarak düşünmedim. Belki de arkadaştan daha öte bir şey olacağımızı da düşünmedim. Gerçi olmadık da. Biz neyiz bilmiyorum. Sevgili miyiz... Hayır. Arkadaş mı? O da hayır... Onun bana aldığı hediye paketini almak için yatağa döndüm. Yatağın üzerinde güzel bir paket duruyordu. Oldukça büyük, parlak kırmızı bir paketle sarılmış haldeydi. Açtığım zaman gördüğüm şeye şaşırmadım. Kırmızı, dantelli bir tanga takım. Özellikle sütyen sadece dantelden oluşuyor ve giysem bile göğüslerimi cüretkar bir şekilde göstermekten geri durmaz gibiydi. Tam da Selçuk'un istediği türden. Her zaman kırmızının benim tenime ne kadar yakıştığından bahsederdi. Şimdi de bana bunu almıştı. Ona giymem için... Onunla sadece öpüştüm. O da kahve içerken bir anda beni tutup öpmesi ile oldu. Ters tepki veririm diye düşündüm başta ama vermedim. Çok farklı bir histi. Yeni bir heyecan... O anda mutlu hissettim. Kendimi yeniden genç hissettim. O kadar güzeldi ki dudakları, onun sıcaklığı... Ondan sonra elimi tuttu, gözlerime baktı. Benim çok özel olduğumu söyledi. Ona inandım. Belki bir hata yaptım ama inandım. Yine de bile bile ateşe yürüyor olsam bile umurumda değil. Kalbim deli gibi atıyor, yaşadığımı hissediyorum. Yeniden kendimi genç gibi hissediyorum. Bu his, çok güzel. Paketi açtım ve kırmızı dantelli tangayı giydim. Kalçalarımı güzel gösterdi. Aynadan kendime baktığım zaman kalçalarımın olduğundan daha dolgun göründüğünü fark ettim. Bu hoşuma gitti. Bazen vücudum çok düz geliyor. Selçuk öyle olmadığını söylüyor. Ama yine de bana her zaman öyle gelir... Ama bu model, farklı gösterdi beni. Daha seksi gösterdi... Üzerime de ipek geceliğimi giydim. Beklemeye başladım. Gelmesi gerekiyordu aslında ama biraz gecikti. Bir süre sonra telefon çaldı. "Alo… Canım, odada mısın?" dedi. Onun sesini duymak bile bana iyi geliyordu. O kadar güzel bir sesi vardı ki… Çok erkeksi geliyordu kulağa. "Evet aşkım. Oda 237. İkinci kata gel hemen görürsün zaten kapıya tıklat ben seni içeri alırım." dedim neşeli bir ses tonuyla. "Tamam… Gördün mü sana ne aldığımı?" "Evet. Çok beğendim. Giydim zaten. Geldiğinde üzerimde göreceksin." dedim. O sırada aynadan yine kendime bakmaya devam ediyordum. "Sabırsızlanıyorum. O kadar tatlısın ki…" dedi. "Tamam… Bekliyorum o zaman…" dedim. "Görüşürüz bebeğim." dedi ve telefonu kapattı. Onu beklemeye başladığım sırada kalbim deli gibi atmaya başladı. Bu, diğerlerinden çok daha farklı olacaktı benim için. Çünkü onunla bir şey yaşamadım. Henüz…. Ama bu değişmek üzere. Ve o, bu odadan içeri girdiği andan itibaren her şey değişmeye başlayacak. Hem benim için, hem onun için… On dakika o kadar uzun geçti ki. Gelene kadar her şeyi düşündüm. Şirkette ilk bana baktığı zamanları, kaçak bakışlarını yakaladığım zamanları… Her şeyi düşündüm. Aklıma gelen o kadar çok şey vardı ki. Aslında bana karşı ilgisi olduğu çok belliydi ama uzun bir süre bunu gizlemeye çalıştı. Benim evlendiğimi öğrendiği zaman moralinin çok bozulduğunu anladım. Ancak yaptığım evlilik, normal bir evlilik değildi. Bunu ona anlatmak istiyordum ama hangi zaman doğru olur bir türlü bilemedim. O yüzden bekledim. Bir süre bekledim. Onun ilgisinden emin olmak istedim çünkü evlenir evlenmez böyle bir şey anlatmak istemedim. Bir gün yine morali bozuk bir şekilde karşımda dururken ona her şeyi anlattım. Bu evliliğin, benim için bir zorunluluk olduğundan bahsettim. Bunu çok fazla istemediğimi ama şu anda mecbur olduğum için evlendiğimi söyledim. Beni sabırla dinledi ve her zaman yaptığı gibi anladı. Yine de aramızda bundan daha fazlası olacağı ihtimali aklıma bile gelmezdi. Daha sonrasında emin oldum… Onun bana karşı olan hislerinden tamamen emin oldum. Bu, beni hiç olmadığı kadar rahatlattı. Daha sonrasında ise daha çok konuşmaya başladık. Her zamankinden daha fazla konuşur olduk. O kadar büyük bir riske girdim ki bir yerden sonra yaptığım şeyden korkmaya başladım. Bir ara, vazgeçmeyi düşündüm. Onunla görüşmekten vazgeçmek o anda aklıma geldi. Ama bir yerden sonra düşündüm, ölüp gideceğim bir hayatım var. Başka bir hayatım da olmayacak. Bu hayatı, istemediğim bir şekilde yaşamaya gerek var mı? O anda kabul ettim. Ben kötü biriyim. Bu yüzden de umursamadım. Hatta bunu eşime de anlattım. Eşimle konuşurken, birbirimizi için sonsuz olmamızın çok zor olduğunu anlattım. Yeni evlendik ama hiçbir şey belli olmaz dedim. Zaten bana düğün de yapmadı. Bana çok değer verdiğini düşünmüyorum. Evde madem mutlu değilim. Madem evde mutlu değilim, o zaman nasıl yaşadığım da önemsiz bir mesele haline geldi. Umurumda olmamaya başladı yaptığım şeyler. Selçuk da bu zamanda bana çok iyi geldi. Beni anlıyor ve hissediyordu… Ve şimdi de otel odasında, ona ait olmak için bekliyorum. Tüm benliğim ile kendimi ona sunmak için burada bekliyorum. Yaptığım şey doğru değil, ama ben de doğru bir insan değilim zaten. O yüzden umurumda değil artık. Selçuk da bunu fark etti. Benim ne kadar özgür ruhlu bir kadın olduğumu anladı. Bunu seviyor. Ben de seviyorum. Kapıdan ses geldi ve heyecanla üzerimi kontrol ettim. Bornozumu iyi bir şekilde bağladım ve ilerledim. Kapıyı açtığım zaman karşımda Selçuk vardı. Her zamanki gibi çok şık giyinmişti. Siyah bir ceketi, altında da parlak beyaz bir gömleği vardı. Altında koyu lacivert bir kot pantolonu ile oldukça güzel görünüyordu her şey. Siyah deri kemeri de büyük krom tokası ile birlikte çok uyumluydu. Hemen içeri geçti. O içeri adım attığı anda dudaklarına yapışıp kapıyı kapattım. Hemen beni çevirip sırtımı duvara verip deli gibi öpmeye başladı. Elleri, bedenimi keşfetmeye çoktan başladı bile. "Çok sabırsız birisin…" dedim gülerek. "Senin için her zaman… Bu asla da değişmez…" dedi ve yeniden dudaklarıma yapıştı. Dili, dilimle dans etmeye başladığı zaman kendimden geçmeye başladım. Bornozumu çıkarmaya başladı. O sırada yavaşça beni kavradı ve elimden tuttu. Dudakları, dudaklarımdan ayrıldığı zaman gözlerine baktım. Her zamankinden daha tutkulu bir şekilde bana bakıyordu. Gözlerinde ateş vardı sanki. Üzerimi çıkardı ve iç çamaşırlarımla onun karşısında durdum. Bana sanki, lezzetli bir yiyecek görmüş gibi bakıyordu. İstemsiz bir şekilde diliyle dudaklarını ıslattı. "Çok güzel olmuş… Üzerinde çok güzel durmuş. Tenine yakışır demiştim." dedi. "Evet… Sen alırsın da güzel olmaz mı aşkım benim…" dedim gülerek. Ben de ona doğru hamle yaptım ve üzerini çıkarmaya başladım. Yavaşça ceketini çıkardım. Karşımda sadece gömleği ile kaldı. Bu gömlek, özellikle onun vücut hatlarını ve kaslı vücudunu daha çok ortaya çıkarıyordu ve bu da çok hoşuma gidiyordu. Tek teker gömlek düğmelerini açmaya başladığım zaman onun da kalbinin deli gibi atmaya başladığını hissettim. Hoşuma gidiyordu onu böyle görmek. Çünkü kendi eşimle böyle durumlar hiç yaşamıyoruz. Bu yüzden Selçuk ile olan bu anlar çok hoşuma gidiyor. Benden çok etkileniyor. Onu çok etkiliyorum. Gömleği çıkarmaya başladığım zaman onun kaslı vücudu daha çok ortaya çıktı. Göğsünün sağ tarafında bir kaplan dövmesi vardı ve çok seksi duruyordu. Hafifçe başımı eğmeye başladım ve dudaklarım onun dövmesini buldu. Kalbinin tam üzerini öptüm. "Çok güzelsin…" dedi ve saçlarımı okşamaya başladı. Yavaşça dilimi dudaklarımın arasından çıkardım ve dilimin ucunu onun teninin üzerinde gezdirmeye başladım. Hafifçe öpmeye devam ederken aynı zamanda onun tenini yalamaya, tadına bakmaya başladım. Onun her bir detayı çok hoşuma gidiyor. Dizlerimin üzerine çökmeye başladığım sırada saçlarımı okşayan elleri daha sert bir şekilde başımı kavradı. Güçlü parmaklarını hissetmek çok hoşuma gitti. Dizlerimin üzerindeyken gözlerimi iyice yukarı doğru kaldırıp onun gözlerine baktım. Bana bakarken hem nefes alışı hem de bakışları değişti. Çok güzeldi bu an. O kadar tutkulu görünüyordu ki, bu istemsiz olarak bacaklarımın arasındaki yangını korlayan bir durumdu. İyice ıslak hale geldiğimi hissettim. Kırmızı tangam, Selçuk'un bakışları ile daha ıslak haline gelirken ince parmaklarımla onun kemerini çıkarmaya başladım. Kemerinin tokası o kadar büyüktü ki ilk çıkarma aşamasında biraz zorlandım. Bunu fark etti ve hoşuna gitti. Pantolonunu çıkardığım zaman siyah boxeri ile karşımda kaldı. Aleti şimdiden sert hale gelmişti ve bu iç çamaşırının üzerinden bile belli oluyordu. Önce iç çamaşırını çıkarmadan, çamaşırı üzerinden parmaklarımla dokunmaya başladım ona. Onun sert aletini hissetmek çok hoşuma gidiyordu. Daha önce pantolon üzerinden dokundum ama hiç bu kadar yakın olmadım. Ancak şimdi onunla aramda sadece ufak bir kumaş parçası dışında bir şey kalmadı. Damarlarında akan kanı bu şekilde bile hissetmek mümkündü. Parmaklarım daha da yukarı çıktı ve onun iç çamaşırının lastiginden geçti. Boxerini çıkarmaya başladığım zaman onun aletini ilk defa gördüm. Erkeksi kokusu çok net bir şekilde burnuma geliyordu. Eşimden çok daha büyük bir aleti vardı. Bunu zaten biliyordum çünkü pantolon üzerinden dokunurken bile bunu hissetmek mümkündü. Ama bu başka bir seviyeydi benim için... Karşımda duruyordu... O kadar güzeldi ki... Baş kısmı, oldukça büyüktü. Özellikle ucundaki delikle birlikte çok erkeksi görünüyordu. Daha çok kırmızı, mor arası bir renkteydi ve agrasif bir duruşu vardı. Sürekli kan aktığı için damarları daha belirgin bir hale gelmişti. Hem büyük, hem de kalındı. Elimle kavradığım zaman bile ne kadar büyük olduğunu hissediyordum. Bir de bunun içimde olduğunu hayal bile etmek bacaklarımın arasındaki yangına daha fazla harlamak dışında bir işe yaramıyordu. Elimle hafifçe ileri geri hareket ettirmeye başladım onu okşarken. "Ahhh... Çok güzel..." diye inledi. Güçlü parmakları ile başımı daha çok kavradı ve beni kendine daha çok yaklaştırdı. Onun erkeksi kokusunu daha çok içime çekerken dudaklarım da sadece birkaç cm uzakta duruyordu onun aletiyle. Dilimi dudaklarımın arasından çıkardım ve onun tadına bakmak için hamle yaptım. İlk defa onun aletinin tadına bakacak olduğum için heyecandan kalbim deli gibi atıyordu. Selçuk da bana bakarken daha da sertleşti. "Çok güzelsin... Ahhhh..." diye inledi ve beni kendine daha çok yaklastirmaya başladı. Konu ben olunca her anlamda sabırsız olması hoşuma gidiyordu. Dilimin ucuyla, onun büyük aletinin ucunu yalamaya başladım. Zevk suyu geldiği için ucu daha parlak görünüyordu. Onun gözlerine baktım. Kendimi hafifçe geri çektim. "Zevk suyun... Çok güzel..." dedim. Ve dudaklarımı yaladım. "Harikasın... Aysu... Seni seviyorum..." dedi ve beni daha çok kendine doğru çekmeye başladığı zaman onun büyük aletinin başı daha çok yaklaşmaya başladı bana. Giderek daha da büyük görünmeye başladı gözüme. Ama bu durum hoşuma gidiyordu. İçime nasıl gireceğini düşünürken aynı zamanda birazdan onu ağzıma alacak olmam aklıma geldi. Ağzıma da zor bir şekilde girecekti. Hepsini zaten almam imkansız... Bunu da biliyordum. Yine de ağzımı açtım ve onun iri aletinin başını dudaklarımdan içeri kabul ettim. Zevk suyunun tadı daha yoğun bir şekilde gelirken artık onun erkeksi kokusu hiç olmadığı kadar ciğerlerime nüfuz ediyordu. Odada olan her şey beni ona daha çok istiyordu sanki... Evet oluyordu... Yıllardır eşimden başka bir adamın gözlerine bile bakmamış olan ben, Selçuk'un aletini yalamaya başlamıştım... Ona ait olmaya kararlıyım... Ve oluyorum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE