Murphy Yasası..?

1648 Kelimeler
Kenan Kurt Yüzüme yüzüme seni istemiyorum dedi ya bu kız yemin ediyorum içime oturdu. Ben ona yaklaşmaya çalıştıkça o kendini geri çekiyor. Haksız mı asla değil sonuna kadar haklı hatta ama ne bileyim baksın da içimi görsün istiyorum sanırım. Samimi olduğumu onu gerçekten istediğimi anlasın istiyorum.. Ben de ters mantık yapmaya karar verdim, ben gittikçe o beni itiyorsa ben geri çekileyim belki o bana doğru gelir ama ne mümkün.. Öldüm mü kaldım mı diye bir kere bile çalmadı kapımı. Akşamları dışarı çıktı tabiki ben de peşinden çıktım ama ona görünmedim.. Sürekli gözüm üzerinde kapının önüne kamera taktırdım girişini çıkışını her bir şeyini izliyorum. İşlere de evden idare ediyorum haliyle. Bu güne kadar da bir sorun yoktu aslında, sessiz sakin izlemeye devam ettim Şimal'i, işinde gücünde kimseyle alakası yok. Muhatap bile olmuyor mecbur değilse ama bugün kapıda itin birini gördüm.. Yetmedi Şimal'in evine girdi, onun tedirginliğini görüyorum ödü kopuyor bir erkekle yalnız kalmaktan zaten ki hemen fırladım kapıya. Bir de sana ne diyor. Bana neymiş gösteririm ben sana! Herifi görünce anladım zaten, bariz bir şekilde Şimal'e sulanıyor. Benim kızım akıllı tabi muhtemelen anladı adamın niyetini gitmiyor yanına, bana da alttan alttan ben istediğimi alırım edebiyatı yapıyor piç herif. Onu o banyoya gömerdim de Şimal'e dua etsin. Sonra da temizlik yapıyorum diyor hanımefendi yardımcı olayım diyorum burun kıvırıyor. Bu kızda zengin insanlara karşı yıkılmaz duvarlar var ha bana lafları soktu haklı olarak. Vaktinde biz zenginleri seçilmiş ırk gibi gösteren bendim o kıza ama yetmedi mi yahu. Çektim işte.. Yetmemiş.. Akşam üzeri giyinmiş çıktı yine dışarı tabi ben de hemen arkasından ama bu defa otobüs durağına yürümüyor, baktım ara yola saptı ama o sapar sapmaz önüne yine o şebek çıktı. Herif gerçekten ayarlarımla oynuyor, oğlum Korum ben yanmaya bu kadar mı hevessin.. Şimal'e arkama geç dedim hayret edilecek bir şekilde itiraz etmeden geçti. "Lan sen laftan anlamaz mısın?" "Anlamıyorum bilader ne olacak?" "Canına mı susadın illa öbür tarafa mı yollayım seni" "Hayırdır lan tavuk mu kesiyon ne bu yukarıdan yukarıdan asarım keserimler" "Sen kaşındın" deyip yumruğumu geçirdim buna, benden nerden baksam 15 cm kısa ama yine de 1.90 civarı bir adam olması sebebiyle yumruğu sağlam o da bana indirdi. Herkes bizi izliyor korumalar ilerde işaretimi bekliyor falan derken. Birbirimize ağız burun daldık bu itle. Düşmanın kuvvetlisini severim. "Lan yakın dövüşte derecem var benim, ne sanıyorsun sen" dedi. Şimdi anlaşıldı adamın niye bu kadar iyi olduğu da kusura bakma o müsabakalara bizi onur konuğu diye çağırıyorlar.. "İyi gel de bir ara nasıl dövüşülür ders vereyim sana" dedim sağlam bir tane geçirdim. Yumruğumla yere düştü üzerine çıktım birkaç kez daha vurdum. Baktım yeterince haşat oldu, eğildim. "Bu kıza bir kez daha yaklaş bu kadar ucuz kurtulabilecek misin bakalım!" "Görüştüğüm biri var dediği sen miydin?" Bak ağzını yediğime görüştüğüm var demiş. "He bilader benim hala anlamadıysan biraz daha çalışayım suratına." Kafasını arkaya attı başka bir şey söylemeyince kalktım üzerinden, sağıma soluma baktım Şimal yok, kavga bitince millet de yavaşça dağıldı. Korumaya seslendim. "Şimal nerde?" "Abi orda" dedi gösterdiği yere baktım kendinden geçmiş pide yiyor. Gel de hayret etme.. Adamla birbirimize girmişiz lan. Gel bir yapmayın etmeyin de, hatun gitmiş pide keyfi yapıyor.. Direkt gittim olduğu yere masasına oturdum. Hiç oralı olmadı. "Afiyet olsun, çok mu güzel" "Immm enfes enfes" diyor. O mm layınca istemsiz yutkundum benim küçük oğlan şahlanmaya yer arıyor zaten.. "E bana da ısmarla o kadar dövüştüm acıktım." "Akıllı bir çocuk olmadığın için sana yemek yok" "Ha sana asılmasına izin verseydim yani" "Ben konuşuyordum zaten Kurt Bey neden araya girdiniz?" "Anlamıyordu o sik herif bence şimdi gayet iyi anladı" Derin bir nefes aldı, bıktım lan senden der gibi ama ne yapayım o herifin başka türlü akıllanacağı yoktu. "Aç mısın?" "Açım" "İyi buranın kıymalı pidesini seviyorum ben, ne yemek istersin?" "Kıymalı" Yüzüm gözüm kan içinde ama kız minnancık bir acıma belirtisi göstermeden pidesine gömüldü. Tam evlenilecek kadın! Benim pidem de geldi o zaten yarısını yemişti ben de benimkini gömdüm hiç fena değil.. Pidelerimiz bitince garson geldi. "Çaylayım mı abim" "Olur kardeşim" dedim karşımdaki tam çaycı zaten ezber ettim artık. Çaylarımız da geldi, aşkla içiyor yemin ederim çay olasım geliyor bu kız çay içerken. "Şimal?" "Efendim..?" "O adam rahat bırakmazsa seni lütfen bana söyle." "Numarasını engelledim Kurt Bey yarın da yeni ev bakacağım." "Şimal kendini benden saklıyordun ben de buldum seni. Dönelim tekrar İstanbul'a nasılsa evden çalışıyorsun. Hem kardeşin ve abin de orada" Ağzını açtı bir şey diyecekti ama vazgeçti.. "Bilmiyorum Kurt Bey biraz düşünmeye ihtiyacım var" Kocaman sırıttım o görmesede kardeşlerini çok özlediğini biliyorum e tamam artık benden saklanmasına da gerek kalmadı. Gelsin İstanbul'daki evi duruyor bıraktığı gibi. İstemezse başka ev tutarız. Kulağına su kaçırdım ben biliyorum kardeş özlemi ağır basacak.. Çaylarımızı içince hesabı ödemek istedim ama meğer çoktan ödemiş hesabı, yani benim geleceğimi de bilmiş de iki kişilik ödemiş zevkten dört köşeyim şuan. Birlikte eve doğru yürümeye başladık telefonuna bir mesaj geldi ama bakmadı. "Mesaj geldi sana" "Sonra bakarım" "Neden şimdi bakmıyorsun" "Size ne Kurt Bey?" "Bence bak" Off dedi ama çıkardı telefonu, bu kadına bir şey yaptırmak istiyorsam onu bıktırmam lazım anladım. Boy avantajımı kullanıp ben de okudum mesajı. "Yarın derhal evimi boşalt. Ben temiz aile kızısın diye ev verdim sana, kiminle yatıp kalktığı belli olmayanlara verilecek evim yok." Kaşlarım çatıldı sinir tepemde it herif kendi oğlunun yediği boku görmüyor da kıza çamur atmak kolay geliyor.. Ben herife bilenirken baktım benim kız cevap yazıyor. "Yattığım kişi oğlun değil diyeyse bu çıngar önce oğluna adam olmayı öğret! Zaten yalvarsan kalacak değilim yarın boşaltırım evini ve diliyorum sana senin gibi bir kiracı versin Allah!" Sırıttım, Şimal bu kusura bakmayın. Diline düşen kurtulamaz. Bana döndü sonra. "İstanbul'a gitmek en iyisi sanırım Kurt Bey" "Hah şöyle ya, valla orası bildiğimiz tanıdığımız şehir herkes de orada hem." Kafasını salladı sadece, eve geçince o dairesine girdi ben de iyi akşamlar deyip kendi daireme girdim. Hemen korumaları aradım. "İbrahim, Nefes Hanımın ev sahibini benzetin" "Emredersiniz Kurt Bey." Yok öyle ağzım var diye her şeye konuşmak! Adam olsun. Ardından Pars'ı aradım. "Efendim Kurt" "Naber Pars" "Bildiğin gibi" "Gazeteci kız mı hala" "Baş edemeyeceğim bir dert değil sen ne yaptın" "Şükür biladerim sonunda yarın dönüyoruz İstanbul'a." "Dönüyoruz derken, nihayet Şimal'le buzları erittiniz mi?" "Yok mevzu pek öyle değil ama olacak Allah'ın izniyle yumuşayacak" Kahkaha atıyor bir de, kolaydı sanki ama Allah'ın sopası yok. O da sınanıyor bir belayla şimdi! "İyi ne diyeyim gözün aydın zaten biraz daha gelmezsen annem gelip zorla getirecek seni, aramıyormuşsun zaten kadını" "Lan her gün görüntülü konuşuyoruz nasıl aramıyormuşum" "Ben bilmem annem diyorsa doğrudur" "Ya sabır! İyi tamam geliyorum" "Yalnız Kurt bir mevzu var." "Nedir?" "Moretti." "Ne olmuş Moretti'ye?" "Türkiye'ye geliyormuş." "Bence dersini almıştır yaklaşamaz Şimal'e oldu da yaklaştı yanmayı göze alacak" "Yine de teyakkuzda olalım" "Eyvallah.." Pars'la konuştuktan sonra rahat bir nefes aldım. Ben pek sevmiyorum bu şehri ya İstanbul'a alıştığımdan mıdır nedir.. Neyse biliyorum İstanbul'da her şey daha kolay olacak.. 🥀 Aynı gece Şimal'se odasına girdi içi çıka çıka ağlamaya başladı, ne zaman bir düzen kurmaya kalksa hayat tokadını indiriyordu suratına. Tek bir suçu olmamasına rağmen dönmüş dolaşmış yine orospu yaftası yeyivermişti. Niye insanlar bu kadar kötüydü.. Kimseye zararı olmayan bir kıza bu kadar eza niyeydi? Sil baştan bir düzen kurmaya çalıştığında bile yine erkek terörüne maruz kalmak kaderi miydi onun.. 2 saate yakın ağladı genç kız sonunda baktı olmayacak kalktı daha bugün dip köşe temizlediği evini gezdi, ardından bavulunu çıkarıp eşyalarını topladı. Fazladan bir saat bile kalası yoktu artık ait olmadığı bu yerde. Bavulunu toplayınca gitti salona oturdu dizlerini kendine çekerek, perdeyi sonuna kadar açtı gökyüzüne baktı mırıldandı kendi kendine.. Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar Yeryüzünde sizin kadar yalnızım Bir haykırsam belki duyulur sesim Ben yalnızım ben yalnızım yalnızım... Sabaha kadar yatmadı Şimal, uyumak gelmedi içinden, yaşadıklarının ağırlığı bir kabus olup çöküveriyordu zaten gecelerine. Sabah ezanı okunurken 2 bavulu kapının önüne koydu. Çekine çekine gitti karşı daireye. Birkaç kez tıklattı kapıyı ama açılmayınca zile bastı mecburen, çok geçmeden açıldı kapı ama karşısında altında siyah bir şort üstü çıplak bir adam beklemiyordu.. Önce kocaman oldu gözleri ardından kaçırdı gözlerini. "Şimal?" "Iıı Kurt Bey gidecektik ya diye gelmiştim" "Saat kaç" "5 buçuk" "Akşam 5 buçuk mu?" "Hayır sabah" "Gel buraya yaa" diyerek kolundan tuttuğu gibi içeri çekti Şimal'i Kurt, ne olduğunu anlamadı Şimal ama Kurt onu içeri alınca doğru yatak odasına gidip yeniden yüz üstü bıraktı kendini yatağa. Şimal öylece bakakaldı adama, e neydi şimdi bu.. "İstersen yanım da müsait ama şimdilik kanepede de yatabilirsin Şimal bu saatte beni siksen gitmem bir yere" Terbiyesiz diye homurdana homurdana eve bakındı Şimal, mutfak olduğunu gördüğü yere girdi. Madem kalkmıyordu bu kurt adam hiç değilse kahvaltılık bir şeyler hazırlayım dedi. Çayı demleyip birkaç bir şey de hazırlayınca baktı saat 7 olmuştu bile. Gitti kapısını tıklattı ama cevap gelmedi, biraz daha şiddetli tıklattı yine cevap gelmeyince burnundan soluya soluya adamın yanına adımladı genç kız, tam omuzundan dürtmüştü ki bir anda Kurt Şimal'i altına aldı.. Gözleri kocaman oldu Şimali'n bir anda. "Ne yapıyorsun" diyebildi ama sesi soluğu içine kaçtı sanki fısıltı gibi.. Şimal'i altına alınca kızın boyun girintisine kafasını koymuş güya uyuyan Kurt cevap verdi.. "Uyuyorum" Zorlukla yutkundu Şimal.. Ne kadar iri bir adamdı bu böyle.. "Kalk üstümden" "Iııh olmaz böyle çok rahat" "Kıymetline bir darbe daha almak istemiyorsan kalk üstümden" Kurt kızın boynunu derince kokladı ama aldığı tehdit son derece caydırıcı olunca kendini yana attı nerdeyse can havliyle çıktı yataktan Şimal. "Kahvaltı hazırladım kalkıp yersen ne ala gelmeyeceksen ben bir şeyler tıkınıp çıkıyorum yola!" dedikten sonra koşar adım çıktı mutfaktan ateş basmıştı, yanaklarının kızardığına emindi ama onu en çok şaşırtan şey bir erkekle tokalaşmaya bile imtina ederken az evvel yaşadığı şeyin onu rahatsız etmemesiydi.. "Aptalsın aptal sen. Stockholm sendrolumlu manyak" dedi kendi kendine. "Hadi ama ben buna Stockholm sendromu demezdim. Belki Murphy Yasası olabilir." "Ya ne demezsin, hadi otur" dedi Şimal adamın kasım kasım kasılan tavrına sinirle! Kurt güne muazzam başlamanın verdiği huzurla iştahla yaptı kahvaltısını ve saat 8 buçuk olduğunda çıktılar evden. Şimdi İstanbul faslı başlayacaktı. İçinde milyon tane belirsizlike beraber..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE