3 Sene Önce 🍄
İpek evden çıkmış, Mardin’de arkadaşlarıyla buluşmaya gitmişti. Bir kafede oturuyorlardı; kızlı erkekli bir gruptu. Tabii haber hemen Maraz’a gitmişti.
İpek on beş yaşındaydı. Maraz ona o zaman âşık olmuştu. O günden beri peşine adam takmıştı.
Maraz delirdi.
“İnşallah İpek… inşallah o piçlerden biri sevgilin değildir,” diye söylendi kendi kendine.
Hemen arabaya atlayıp kafeye bastı. İçeri girdi.
Kızlardan biri İpek’e eğildi.
“Kuzenin geldi. Aşırı yakışıklı ya… ayarlasana bana. Dövmeleri var, boyu posu da var.”
İpek arkasını döndü.
“Maraz abi…”
Maraz gülümsedi.
“İpeğim… Ne yapıyorsun burada?”
“Arkadaşlarla oturuyoruz abi.”
Maraz etrafa baktı.
“Hımm… İyi. Hadi gel, seni eve bırakayım.”
“Ben zaten kalkacaktım abi. Kendim giderim, sağ ol.”
“Olmaz güzelim. Dedim ya, bırakayım seni.”
İpek arkadaşlarına döndü.
“Görüşürüz.”
Maraz’ı beğenen kız ayağa kalktı.
“Merhaba Maraz Bey, ben Defne.”
Maraz başını salladı.
“Merhaba bacım. Hadi görüşürüz.”
Erkeklere tip tip baktı. Sonra İpek’le birlikte çıktılar.
Arabaya bindiler.
Maraz bir süre sustu. Sonra göz ucuyla İpek’e baktı.
“İpeğim… bir daha erkeklerle oturma olur mu? Aşiretten laf söz olur, önünü alamayız.”
“Abi, onlar benim arkadaşım.”
“Biliyorum ama yine de oturma onlarla.”
Bir de kıyafetine baktı.
“Böyle de giyinme.”
İpek şaşırdı.
“Abi, babam ve abim karışmıyor.”
Maraz aniden fren yaptı.
“Ben karışırım güzelim… tamam mı? Böyle giyme. Evlenince kocana giyersin.”
İpek başını eğdi.
“Tamam abi.”
Maraz İpek’e deli gibi âşıktı ama İpek onun pis işlerini bildiği için Maraz’dan hoşlanmıyordu.
Eve vardılar.
Amcası seslendi:
“Oğul gitme, sen de yemeğe kal.”
“Tamam amcam.”
İpek odasına çıktı. Üstünü değiştirip aşağı indi. Kırmızı bir elbise giymiş, saçlarını salmıştı.
Maraz içinden geçirdi:
Nasıl dayanacağım lan ben… Üniversite bitene kadar.
İpek masaya oturdu. Maraz bir yandan yemek yiyor, bir yandan da gözünü ondan ayırmıyordu.
İpek’in abisi Savaş kendi halinde görünse de Maraz’la kötü işlerin içindeydi.
Yemek bitti.
Savaş seslendi:
“İpek, bize kahve yap.”
“Tamam abi.”
İpek mutfağa geçti, kahveleri hazırlayıp getirdi. Maraz kızı adeta yiyecek gibi bakıyordu.
İpek bunun farkındaydı ama asla yüz vermiyordu.
Şimdiki Zaman
Babası İpek’i çağırdı.
“Kızım, gel hele.”
“Efendim babacım?”
“Kızım… Amcan seni Maraz’a ister. Ben ‘olur’ dedim ama yine de sana da sorayım. Ne dersin?”
İpek delirdi.
“Baba ne diyorsun Allah aşkına! Ne Maraz’ı? Ben asla evlenemem onunla. Hiç haz etmiyorum o adamdan. İşleri pis, serseri gibi geziyor. İstemiyorum baba, ne olur yok de.”
Babası kaşlarını çattı.
“Kızım… sevdiğin mi var?”
“Yok baba ama istemiyorum. Lütfen yok de. Bak ben ölürüm.”
Babası ortada kaldı.
İpek ağlayarak odasına çıktı.
“Bir de utanmadan babama söylemişler…”
“Of Allah’ım, of…”
Ceylan kapıya geldi.
“Ne oldu abla?”
“Bir şey yok. Sen uyu.”
İpek’in babası kardeşini aradı. Durumu anlattı.
Mahmut Ağa iç çekti.
“Maraz bundan hoşlanmayacak.”
“Biliyorum. Kız istemiyor.”
Welat Ağa ağır konuştu:
“Kardeşim, kız istemezse zorla olmaz. Sen Maraz’a anlat uygun bir dille.”
“Tamam.”
Telefon kapandı.
Mahmut Ağa oğlunu çağırdı.
“Oğlum…”
“Babam?”
“Amcan İpek’le konuşmuş. Kız istememiş.”
Maraz’ın bacağı titremeye başladı.
“Niye istemezmiş?”
“Bilmiyorum oğul. ‘O benim abim’ demiş.”
Maraz sertçe güldü.
“Baba… o kız benim kardeşim değil. Babası sen değilsin, anası anam değil. Demek ki kardeş değiliz.”
Gözleri karardı.
“On beş yaşındaydım, o zaman sevdalandım. Ondan başkası olmaz bana. Yar olacak. Yoksa kan çıkar… yemin olsun kan çıkar.”
Mahmut Ağa sakinleştirmeye çalıştı.
“Lakkemin oğlum, hele otur. Belki sen konuşunca kabul eder.”
Güle Hanım araya girdi.
“Ne oldu oğul?”
“İstemiyormuş beni.”
“Oğlum, sana hep mesafelidir. Görmüyor musun? Vazgeç bu sevdadan.”
Maraz bağırdı.
“Anam! Ne vazgeçmesi? İpek benim. İster istesin ister istemesin o kız benim olacak. Gider kaçırırım.”
Mahmut Ağa panikledi.
“Oğul kaçırmak ne? Dur hele. Alacağız kızı.”
“O zaman alın baba. Yoksa kötü şeyler yaparım bak!”
Gözü karaydı.
Saksıya tekme attı, dışarı çıktı. Sigara yaktı.
“Demek beni istemezsin ha İpek…”
Direksiyona yumruk attı.
“Ama ben isterim. Hem de sekiz senedir isterim amına koyayım. Neyim eksik lan benim?”
Bir an sustu.
“Benim olmazsan… kendine mezar kaz İpek.”
Arabasını çalıştırdı, kumar oynattığı gizli mekâna gitti. Bir kızla odaya geçti.
Bir süre sonra Miran geldi.
Maraz odadan çıktı.
“Abi ne oldu? Evde esip gürlemişsin.”
“İstemiyormuş beni.”
İçkiyi kafaya dikti.
“İpek mi?”
“Babası konuşmuş.”
Miran omuz silkti.
“Abi sen değil misin ‘ister istemez alırım’ diyen?”
Maraz hırladı.
“Niye taktım biliyor musun? Dövmeleri bile onun için yaptım. Bir gün ‘dövmeli erkek çok yakışıklı geliyor bana’ dediğini duydum. Sırf onun için yaptım.”
Devran da gelmişti.
“Oğlum niye bu kadar taktın? Etrafında kız dolu.”
Maraz başını salladı.
“Onlar ortalık malı lan. O bana özel. Açılmamış gonca. Çok zarif. Benim ömrüm olacak. Çocuklarıma ana olacak.”
Devran güldü.
“Ulan kız istemiyorsa nasıl olacak?”
Maraz sırıttı.
“Mardin’de hangi kız almış istediğini?”
Devran başını salladı.
“Ooo… ne desek boş. Sen bu kızı karın yapacaksın.”
Maraz kafa salladı.
“Yapacağım… yapacağım.”
Ertesi Gün
İpek dayısının kızı Helin’le buluşacaktı. En yakın arkadaşıydı.
Helin geldi. Birlikte çarşıya yürüdüler.
Maraz bunu öğrenince hemen geldi. Devran da yanındaydı.
Kafede İpek ve Helin oturuyordu.
Maraz sandalyeyi çekip İpek’in yanına oturdu.
“Güzelim…”
Devran da Helin’in yanına geçti.
Helin göz devirdi. İkisini de sevmiyordu.
“Maraz abi…”
“İpek, biraz konuşalım.”
“Abi, ben dün babamla konuştum zaten.”
Maraz Helin’e baktı.
“Yalnız konuşalım.”
Helin ayağa kalktı.
“Ben yan mağazadayım. Ararsın.”
Devran da kalktı.
“Sana eşlik edeyim güzelim.”
Helin ters ters baktı.
“Gerek yok Devran abi.”
Dışarı çıktı.
Masada Maraz ve İpek kaldı.
Maraz eğildi.
“Babamlar babanla konuşmuş. Baban önce tamam demiş, sonra sana sormuş. Sen ‘yok’ demişsin. Niye gülüm? Ben istiyorum bu evliliği.”
İpek gözlerinin içine baktı.
“Ben seni abim olarak görüyorum Maraz abi. Lütfen ısrar etme. Bizden olmaz. Akraba evliliği de istemiyorum.”
Maraz kaşlarını çattı.
“Başka biri mi var?”
“Hayır… ama istemiyorum.”
İpek kalktı.
Maraz arkasından baktı. İpek’in kahvesini tek dikişte içti.
Hesabı ödüyordu.
İpek elini tuttu.
“Abi, gerek yok.”
Dinlemedi.
“Sağ ol.”
İpek mağazaya, Helin’in yanına gitti.
Devran Maraz’a yaklaştı.
“Ne yaptınız oğlum?”
Maraz dişlerini sıktı.
“İstemiyormuş beni. Abisi olarak görüyormuş. Akraba evliliği de istemiyormuş. S*kim sikim laflar amına koyayım.”