SİDRA Öğleden sonra hastane odasındaki yatağımda yatarken gözlerim önce Anneme sonra Alper’e takıldı. İkisi de oldukça bitkin görünüyordu; yüzlerindeki yorgunluk izleri, uykusuz geçen gecenin tüm ağırlığını taşıyordu. Ben ara sıra gözlerimi kapatıp uyumaya çalışsam da, onların uykuya dalmadan sabaha kadar benimle baş başa kaldıklarını biliyordum. Alper’in gözaltındaki koyu halkalar, onun bir an bile gözünü kapatmadığını ele veriyordu. Annem ise sanki yorgunluğunu gizlemeye çalışıyordu ama göz kapaklarının ağırlaştığını fark etmek zor değildi. Bahar anne de sabaha kadar kalmak için direndi, ama ısrarlarıma dayanamayıp yarım saat önce eve gitmeyi kabul etmişti. O, gider gitmez içime biraz rahatlık çöktü, çünkü bizimle kalmasının dışında gece çok üzülmüş çok gözyaşı dökmüştü. Sadece beden

