SİDRA Cumartesi sabahı, güneşin ilk ışıkları odanın içine süzülürken gözlerimi açtım. Perdelerin arasından sızan hafif ışık, odanın içine tatlı bir sıcaklık yayıyordu. Ancak uykusuz gözlerimi ovuştururken fark ettim ki, geceyi pek de uyuyarak geçirmemiştim. Heyecan içimde dolup taşıyordu. Bugün, uzun zamandır beklediğimiz o büyük gündü. Öğleden sonra, Bahar anne ve Faruk babanın nikahı vardı. Bu nikah, sadece onlar için değil, bizim için de çok anlamlıydı. Hayatımızda yeni bir sayfa açılıyordu ve ben bu anı sevdiklerimle birlikte kutlayacak olmanın mutluluğuyla doluydum. İçimde tarif edilemez bir huzur vardı. Yatağımın yanındaki alarm saatine göz ucuyla baktım. Güne erken başlamıştım, ama yataktan kalkmak için henüz çok erkendi. Yanımda uyuyan Alper’e dönüp baktım. Onun derin nefesi, dağ

