Zelal Okan ile buluşmak için kafeye doğru yürürken içimde garip bir his vardı. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi huzursuzdum. - Ben bırakırım, dediğinde Ateş pek itiraz edemedim ama içten içe onun bu kadar rahat olmasını da beklemiyordum. Beni kıskanacağını, belki de gitmemi istemeyeceğini düşünmüştüm. Ama tam tersine, fazla sakin duruyordu. Ateş arabayı kafenin önünde durdurdu. Korumalar biraz uzağa park etti, göz ucuyla onları fark edebiliyordum. Aracın içinde kısa bir sessizlik oldu. - Ne zaman bitecek güzelim? diye sordu, gözlerini bana dikerek. - Bilmiyorum, ödevin gidişatına bağlı. Başını hafifçe salladı ama yüzünde belli belirsiz bir gerginlik vardı. Beni izliyordu, ama fazla bir şey demedi. Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. - Hadi bakalım, görüşürüz, dedim gülümse

