Zelal Üç gün olmuştu. Üç koca gün. Ateş hâlâ Diyarbakır’daydı. Belirsizlik içimi kemirirken, karnımda kıpırdanan bebeğimiz bana güç veriyordu. Ama yine de Ateş’in yanında olmasını istiyordum. Onun sıcaklığını, kokusunu, kollarındaki huzuru… Ama ben burada beklerken, evde boş boş oturmama asla izin vermeyen üç bela vardı: Furkan, Tarık ve Hakkı. Bu üçlü resmen kendilerini benim moral ekibim ilan etmişlerdi. Sabahın köründe salonun ortasında toplandılar. - Bugün Zelal Sultan’ı mutlu etme günü! diye bana ilan ettiler. Başımı yastığa gömerek homurdandım. - Beni mutlu etmek istiyorsanız, bırakın uyuyayım. Furkan hemen atıldı. - Aşk acısı çeken insan uykuyla beslenmez, eğlenceyle beslenir! - Aynen öyle. O yüzden önce ödevini yapıyoruz, dedi tarık sırıtarak. Gözlerimi kırpıştırdı

