9

1418 Kelimeler
...1 HAFTA, 2 GÜN SONRA... '' Yah! Uyuz şey uyan artık! '' diye bağırdım iki gün önce var olan neşenin ve kalp taneciklerini silerek. Yatağımda- benim yatağımda, Hoon Oppa'nın benim için hazırladı odadaki yatağımda öküz bir sevgili yatıyordu ... '' Bae! '' diye tekrar bağırıp yorganı üzerinden çektim. Biraz titredi ve ellerini saçlarının içine daldırdı. Sersemlemişti ve bir şebeğe benziyordu. Tatlı bir şebeğe ... Yatağımda gerildikten sonra bana baktı. Biraz terlemişti ve saçları birbirine karışmıştı. Gerçekten ama gerçekten bir bebeğe benziyordu. Şeker isteyen sevimli bir yaratığa. '' Günaydın! '' dedim saçlarımı tepeden toplayarak. ‘' Günaydın. Ben sana nasıl itiraf ettim sen beni nasıl uyandırıyorsun? Uyuz! '' '' Yah! '' dedim ve kafasına yastığı fırlattım. Sırıtarak yataktan kalktı ve bana sarıldı. Ona gülümseyip odadan çıkarttım. Kendimi yatağa atıp aptal aptal çığlıklar atmaya başladım ... ...OLAYLARIN BAŞLADIĞI OLAY... Hoon Oppa'nın boş zaman anlayışı evde yatıp dinlenmek, pijamalar ile televizyonun karşısına geçip atıştırmalık yemek ya da alışveriş yapmak değildi; tek tarafı deniz, tek tarafı alışveriş merkezleriyle dolu olan bir ormanda kamp yapmaktı. Konser sonrası evde bir telaş vardı. Eve yeni gelmiştim ve herkes ya sövüyor ya birbirlerine eşya fırlatıyor ya da Hoon Oppa ile konuşuyorlardı. Çantamı kanepeye fırlatıp ne olduğunu çözmeye çalıştım ya da birinin yanıma gelip bir şeyler anlatmasını bekliyordum. Tembellikte son noktaya ulaşmıştım ve hiçbir şey yapmadan kanepede öylece yattım. Yapmış olduğum uygulama filiz verdiğini görünce gülümsedim. Doyoon Oppa bana deliymişim gibi bakıyordu. '' April! Bavulunu hazırlasan iyi olur şafakta gidiyoruz! '' dedi bana bakışlarının arasından. '' Nereye? '' '' Kampa gidiyormuşuz! '' dedi ve somurtarak yanımdan uzaklaştı. Umutsuz başarım ile evde dolanmaya başladım. HYO. Oppa iki bavul hazırlamıştı ve şimdi de mutfak malzemelerini çantaya koyuyordu ve mırıldanıyordu: '' Eğer aç kalırsak tüm alışverişi Minki'a yükleyelim ya da Doyoon Hyung’a! '' Üst katta Bae ve Hyunshik Oppa ikişer bavul hazırlıyorlardı. Namkyu Oppa 'da şapkalarını çantasına yerleştiriyordu. Onun şapka koleksiyonu çok önemliydi. Şapkaları olmadan hiçbir şey yapmıyordu ve bu da Namkyu Oppa'yı sevimli kılıyordu. Odama gidip iki gün önce Hyolabın altına attığım çantalarımı çıkarttım. İki orta boy spor çantası. Ormanda olacağımız için soğuk olma ihtimaline karşı kazaklarımdan bazılarını çantaya koydum. Çoğunlukla eşofman koymuştum. Eğer HYO. Oppa'nın mırıldandığı gibi bir alışveriş olayı olursa diye pantolonlarımı koymuştum. Belki bu sonbahar havasında azıcık güneş bize gülümserse diye de ince tişört koymuştum. Birinci çantamın tamamı ve ikinci çantamın da yarısı dolmuştu. Spor ayakkabılarımdan birini seçip özenle kutusuna sonra da çantaya yerleştirdim. Telefonumun şarj aletini, diş fırçamı ve diş macununu özenle kalan yere yerleştirip çantaları yatağın üstünden indirdim. Küçük bir çanta daha alarak gerekli olacağını düşündüğüm şeyleri koyup üstümdeki kıyafetlere baktım. '' April! Hadi ... Şafakta çıkmaktan vazgeçtik. Birazdan gideceğiz! '' dedi Hoon Oppa kapının ağzından. '' Nereden çıktı bu kamp? Hem siz dolu değil misiniz?'' '' Birinci resmi konuşma, ikinci çok sıkıldık ve dinlenmeye ihtiyacımız var, üçüncü iki hafta boşuz! '' dedi bana sırıtarak. Başımla onaylayıp eksik olan bir şey var mı yok mu diye odaya son bir kez bakındım. Her şey tamamdı. Kapının önünde iki tane siyah artı büyük araba vardı. Bae ve HYO. Oppa bavulları yerleştirmeye çalışıyorlardı. Ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar bavullar sığmıyordu ve kimse de eşyasını bırakmıyordu. Çantalarımı da alarak araba da ki yerime geçtim. HYO. Oppa da içinde mutfak malzemesi olan bavulu ile yerini aldı ve kulaklığını çıkartıp müzik dinlemeye başladı. HYO. Oppa tam karşıma oturuyordu, onun yanında da Hyunshik Namkyu çifti ... Bae 'de benim gibi cam kenarını tercih etmişti ve Minki 'da yanıma oturmuştu. Hoon Oppa en öndeki yerini aldığında araba hareket etmeye başladı ... '' April’loo! '' dedi Minki. Bu onun bana taktığı saçma lakaptı. Ben ona Minkinie ya da Kiki gibi bir şey ile seslendiğimde bana böyle sesleniyordu. Hyunshik Namkyu çiftine baktım. Hyunshik Oppa Namkyu Oppa'nın omzuna yatmış selfie çekiniyordu. '' A-loo! '' dedi tekrardan Minki. '' Ne Minkinie? '' '' Nasıl erkeklerden hoşlanıyorsun? '' dedi imalı bir şekilde ... Birden tüm K üyeleri bana baktığını hissettim. '' Bilmem ... Hiç düşünmedim! '' '' Hadi ama ... Utanma Ap-loo! '' '' 12'nizin de özelliklerini barındıran bir erkek! '' dedim somurtarak. Bae bana bakıp surat salladı. Son birkaç gündür yaptığı gibi ... Beni gördüğünde kaçıyor, ona bir şey dediğimde duymamış gibi davranıyordu ... '' Açıkla! Apr-oo '' '' Yani HYO. Oppa gibi yemek yapabilen, Hyunshik Namkyu çifti gibi neşe dolu, Hoon Oppa gibi koruyucu, Doyoon Oppa gibi erkeksi, Shin Oppa gibi huzurlu, Haniel Oppa gibi savaşçı, Chul Oppa gibi işine gelmeyince tarzı olmayan, Cihoon Oppa gibi sevimli, Kran Oppa gibi müzikal, Bae gibi karizma ve Minkinie gibi konuşkan biri olmalı! '' '' Haa! Sana o üretimde bir erkek bulamayız, üzgünüz stoklarımızda bulunmuyor! '' dedi dalga geçerek ... '' O zaman karizmatik ve neşeli ayrıca da koruyucu olsun! '' '' Hım! Elimizde Haniel, Hoon, Kran ve Bae var. Hangisini sipariş ediyorsunuz? '' '' Bae olsun Minkinie! Çünkü o tüm özellikleri sergiliyor her ne kadar odun olsa da! '' dedim. Minki telefonunu çıkartıp bir şeyler yazdı ve Bae'ye gösterdi. İkisinin de suratında aptal bir gülümseme oluştu! '' Eğer bugün dinlenirsek yarın bisiklet yarışı yaparız ve sonraki gün de sahile gideriz ... '' Hoon Oppa kendi kendine konuşuyor, mırıldanıyordu ... Kafamı cama yaslayıp insanlara bakmaya başladım ... Kimisi sadece para için kimisi ise eğlence için, kimisi de ölüm için yaşıyordu ... Amerika'daki son günümde bir kız beni arayıp ölmek istediğini söylemişti ... Ona nedenini sorduğumda ise hayatın ona zarar verdiğini söylemişti ... Kız kanser hastasıydı ve doktorlar fazla ilerlediği için hastalığın tedavisini kesmişlerdi ... Ona pes etmemesini, hastalığı için savaşmasını söylemiştim... Kız sadece iki gün dayanabilmişti ve kendini asarak intihar etmişti ... Bu yaşadığım şeyi düşününce ürperdim ... Evet hayat acımasızdı ama imkânsız olan şeyleri başarmak için yaşamalıyız ... Pes etmemek için ... '' Ap-Loo !! '' '' Hıı! '' '' Aramızdan biri sana çıkma teklifi etse kabul eder misin? '' diye sordu. Minki'ye dik bir bakış attım ... '' Kim olduğuna bağlı! '' '' Kran Hyung mesela ?! '' '' Hayır! '' '' Dodo Hyung ?! '' '' Hayır!'' '' Namkyu Hyung ?! '' '' O benim Oppam. Hayır! '' '' Ya Bae! '' dedi. Birden duraksadım. Ne cevap vereceğimden emin değildim ... Ne yapacağımdan ya da neden böyle aptalca hissettiğimden ... Emin değildim. '' Böyle sorular sorma ... İşine bak! Kiki! '' dedim ve hızla telefonumun kulaklığını takıp müzik açtım ... Paradise'nun Moonlight şarkısıydı ... Ne güzel ... - Sana dokunamadığım, seni tutamadığım bir yer Birden kalbimin sıkıştığını hissettim. Hissetmediğim duyguları ... - İlerledikçe daha çok incineceksin bu yüzden Elimi kalbimin üstüne koyup yavaşça nefes almaya başladım. Ne hissettiğimi anlamaya ... - Ne kadar anlatsam da dinlemiyorsun Kafam benden izin bile almadan Bae'ye doğru döndü. Başını cama yaslamış ve derin düşüncelere dalmıştı ... İç çekiyordu ... - Neden hayal kuruyorsun? Tehlikeli bir hayal. Nefesim kesildi ... Durdum ve sadece yere baktım ... - Hiçbir şey olmamış gibi bana gülümsemeye bile çalışıyorsun Karar verdim alamadığım nefesim ile... Eğer Bae bana karşı bir şeyler hissederse ona sevgimi sunacaktım ... Yeter ki bana garip davranmasın ... Kalbimin acısı daha da arttı ... - Gitme bebeğim, kanatların ıslanacak Elimi kalbimin üzerinden çektim ... Şarkı bitmişti artan duygularım ile ... Seslendirecek olduğum ve ezberlemem gereken şarkıların listesini açtım. Park Chen Unni'nin You and I şarkısını açarak dinlemeye başladım. - Bu gülümsenin ardında benim için gizlediğin Acıyı görebiliyorum Geçişi, Bae ile geçirdiğim zamanlar aklıma geldi. Başımı cama dayadım. Aptalca tanıştığımız gün, Kore'de koştuğumuz ve Bayan Min'den yediği dayak, Edward olayında yanımda durup bana destek olduğu zaman, yangında benimle ağladığı zaman ve birden benimle olan ilişkisini kestiği zaman ... - Bu dünyada kim olursa olsun Senin yerini dolduramaz Onun değerini yeni anlamıştım. Ona olan en derin duygularımı ... Gözlerimi açtığımda Hoon Oppa bana bakıyordu. Esnedim ve kulaklığımı çıkarttım. Araba durmuştu ve birçoğumuz inmiş, çadırları kurmaya başlamıştı. '' Geldi prenses! '' dedi hafif fısıldar gibiydi. Çantamı oturduğum yere bırakıp dışarı çıktım. Her tarafta farklı tipte ağaçlar, böcekler ve bilmediğim şey vardı. Toprak çamur değildi ama ıslak gibi görünüyordu ... Gökyüzü çok nadir görünür gibiydi ... Ağaçların her biri farklı boydaydı ve şekil, cinste… Anlatılamayacak bir dünyaydı burası ... Tam yedi farklı çadır vardı ... Hoon Oppa her şeyi önceden almış ve ayarlamıştı... Çadırlar, uyku tulumları, sandalyeler ve benzeri gerekli şeyler ... Arabadan çantalarımı alıp çadırım olduğu düşündüğüm yere girdim. Uyku tulumu ve renkli yastıklar ... Teşekkürler Hoon Oppa. Sen harikasın ... '' Gelin ve yemek yiyin aç insanlar! '' diye bir ses duydum ... Çadırdan çıkmayarak yastıklardan birini alıp dizlerime koydum. Yalnızlığım ve yeni duygularım ile baş başa kalmaya karar verdim. Onu düşmeye başladım... - Sen ve ben birlikte Ellerimin gitmesine izin verme Hoşça kal diyeyim deme sakın Benim için bu dünyada sadece sen teksin
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE