15

1146 Kelimeler
...--APRİL'IN AĞZINDAN--... Kendimi havanın karanlığını umursamadan ormanın içine attım. Namkyu Oppa ne demişti. Her an şey yapabilirmişiz. Yalnız kaldığımızda ... Bae ile ... Kırmızının yüzlerce tonuna bürünen bedenim ile bir ağacın altına oturup dizlerimi kendime çektim. Bae bunu yapmazdı. Değil mi? Ona olan aşkım bana bunu yapmayacağını söylese de Bae sapıktı. Biraz gevşek ayarlara sahipti ama kendini tutardı. Düşüncelerim ile boğuşurken Edward geldi aklıma. Kafenin ortasında beni öpmesi. Elleri tüm bedenime izinsiz dokunmuş, o iğrenç dudaklar dudaklarımda buluşmuştu. Ve Bae ... Onu orada dövmeye başlamış ve karakolluk olmuştuk. Eğer Bae bir sapık olsaydı bana böyle davranırdı. Edward'ın davrandığı gibi. '' Lanet olsun! April buradasın! '' diye söylenen ses ile irkildim. Elinde bir fener ve tek ayağını sürerek yürüyen Bae. Başımı kaldırdığım gibi geri dizlerime yerleştirdim. Hala kıpkırmızı ve düşünceli bir haldeydim. Yanıma oturup bana sarıldı. '' Ayağın? '' dedim boğuk bir sesle. '' Koşunca biraz acısa da iyi. Merak etme! '' Başımı salladım ve sessizliğe göğüs gerdim. '' Namkyu Hyung ... '' dedi. '' Kafayı yemiş. Ben sana asla ama asla öyle yapmam. '' ''Sana inanmalı mıyım? Yani sen de Edward gibi yaparsan! '' '' Beni o ayarsız herif ile karşılaştırma. Sana daha yeni kavuştum ve zor ayrıca aptalca itiraf ettim. Nasıl olurdu gerçekten sevdiğim bir kızın bedenine izinsiz dokuna bilirim? Sapık olabilirim ama saygısız değilim. '' dedi. Başımı kaldırıp ona baktığımda göz göze geldik. Sıkıca kollarımı boynuna dolayıp ona sarıldım. '' Hem ayrıca evlenmeden böyle bir şey de yapamam. Evlenince eğlencesi kalmaz! '' dedi pis pis sırıtarak. Sarılmamın sırasında sırtına yumruklar atmaya başladım ve ona daha sıkı sarıldım ... ...KAMPIN SON GÜNÜ- EVE DÖNMEDEN ÖNCE ... Herkes yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı. Sonunda teknolojinin uğramadığı ama huzur ile dost olan ormandan geri dönüyorduk. Doyoon Oppa'nın ve Shin Oppa'nın çadırları bile toplanmışken, Haniel Oppa çadırıyla yuvarlanıyordu. Bae eşyalarını bavuluna sığdırmaya çalışıyor ve bende ona yardım ediyordum. Minki benimle uğraşmaya devam ederken de anne Hoon Haniel Oppa'ya azar çekiyordu. '' Kaç kere dedim sana akşamları ikiye kadar uyanık kalıp korku filmi izleme diye. '' Gülmeye başladım. Son gündü ve birkaç saat sonra yola çıkacaktık. '' Bitti! '' dedi bavulunu yere koyarak. Bae 'ye gülümseyip çadırdan emekleyerek çıktım. Çadırımın çoktan toplandığını görünce gülümsedim ve bavullarımı arabaya yerleştirdim. Hoon Oppa'nın gitmeden önce birkaç gizli planı olduğu için bir tane çadır toplanmamıştı. '' Son ve eğlenceli bir planımız daha var! '' dedi dün akşam ateş yaktığımız alanda. '' Bugün? '' '' Evet! Son eğlencemiz olarak hadi sahile gidelim! '' dedi ve en önden yürümeye başladı. Bae elimi tutup yavaş yavaş yürümeye başladık. Sahilde ne yapacaktık? Çakıl taşı mı toplayacaktık ya da kumdan melek mi yapacaktık? Sahile varana kadar fazla konuşmamış çoğunlukla Kran Oppa ile şarkı mırıldanmış ve biraz da bağırmış idik. Wolf söylerken uluduk ve güldük. Growl söylerken hırladık ve yolda dans hareketlerini bilenler bir maymun gibi görünerek yürüdü. OverHyose söylerken bir ara Namkyu oppa Hyunshik Oppa'yı önüne alarak o favori hareket olan davul dansını yaptılar. Mama söylerken özellikle de Bae'nin bölümünde tüm üyeler taklit etmeye çalıştı ama en başarılı Bae oldu. Araya birkaç gözyaşı katarak Baby Don’t Cry söyledik. Sahile vardığımızda ise özenle ve ağzımızı açık bırakan herhangi bir şey göremedik. '' Eee? '' dedi Doyoon Oppa. '' Bugün. Son olarak herkes ama herkes denize girecek. Aynı Showtime 'da yaptığımız gibi! '' dedi neşe ile montunu çıkartırken. Herkes tek bir ağızdan inkâr etmeye başladıktan sonra lider biraz kaş çattı ve herkes soyunmaya başladı. '' April girmeyecek dedim Hyung! '' diye bağırdı Bae son sesiyle. ''Neden?'' diye onu çıkıştım. '' Sen benimsin ve sana izin vermiyorum. Şimdi otur yerine! '' dedi ve ona itaat edermiş gibi oturdum. Birkaç dakika sonra yanıma gelip bana sarıldı ve diğerlerinin bulunduğu yere gitti. '' Paradise Sizi Seviyoruz! '' diye bağırdı tüm grup. '' April seni seviyorum! '' diye farklı bir ses çıktı ortalardaki esmer çocuktan. Ve koşmaya başladılar. Şimdi anlamıştım arabanın arkasında duran ve özenle hazırlanmış olan kıyafetleri. Ve toplanmayan çadırı. Yönetmen Oppa yanıma getirip bir yığın kalın havlu bıraktıktan sonra geri döndü. İki tane havluyu Bae için kucağıma alıp suyun içinde yüzen adamlara baktım. Koca bebekler ama sözde iHyolüz diye geçiniyorlardı. '' Paradise Come Back! '' diye bağırdım İngilizce bir şekilde. Geri dön! Hepsi tek tek sudan çıkmaya ve havlularına sarılmaya başlamıştı. Bana Hyoğru koşan Bae 'ye havlusunu verip sıkıca onun ıslak bedenine sarıldım. '' Islanacaksın! '' dedi kolları ile beni sıkıca tutarken. '' Arabada benim için de kıyafet var! '' dedim ve elini tutarak diğer üyelerin yanına gittik. Hepsi mutlu görünüyordu ama biliyorum ki içlerinden Hoon Oppa'ya kızıyorlardı. Herkes tek tek arabadan kıyafet alıyor ve toplanmamış olan çadırda giyiyorlardı. Benim için mavinin açık tonlarında bir gömlek, mavinin koyu tonlarında da bir pantolon ayrıca da topuklu ayakkabı ayarlanmıştı. Moda anShinışları yok diyemem. İlk giyinen ben olmuştum, son giyinen de Hoon Oppa! Sonunda eve dönüyorduk. Bugün eve dönüyorduk. Yarın okulum başlıyordu. Büyük bir görüşmem ve geri dönüşüm vardı. İnanılmaz Ses geri dönüyordu. ...YARIN- OKULDAN SONRA ... Koşarak yaklaşık 15 dakika sonra olan yönetmenim ile görüşmeme yetişmeye çalışıyordum. Yeni bir yönetmek, Farklı bir XHYO stüdyosu. Alışa bilirdim. Artık İngilizce değil Korece söyleyecektim. Tek yapmam gereken buydu. Geldiğim yer WM binası gibiydi. Büyük ve muntazam. '' April Seaver. '' dedim kapıdaki kadına. Beni beklermiş gibi bir hali vardı. '' Omo! Yönetmen Lee sizi beklememi söylemişti. Beni takip edin! '' dedi ve hızla içeri girdi. Ona yetişmek için bir acele ya da uğraş vermeden sadece yürüdüm ve büyük iki kanatlı kapıya gelince duraksayarak kapıyı açtım. '' Yönetmen Lee. April Seaver! '' dedi ve odadan çıktı. '' Demek geldin! Otur! '' dedi. Denileni yaptım. Yönetmenin sağında bir oğlan, solunda da bir kız vardı. '' İnanılmaz Ses sensin demek! Bize kendinden bahset! '' dedi tekrardan. '' Adımın April olduğunu ve İnanılmaz Ses olduğumu biliyorsunuz. 19 yaşındayım ve belirli olaylar olduğundan dolayı Paradise adı verilen bir grup ile aynı evi paylaşıyorum. '' dedim. Heyecanlıydım ama belli etmek istemiyordum. '' Yönetmen Lee Kim Soo. Sonunda tanıştık seninle! '' dedi içten bir şekilde ... Derin bir nefes vererek onlara baktım. '' Yapılması gereken çok şey var ama ile önce. '' dedi ve sağındaki çocuğu gösterdi. '' Bu Jang Zee! Sahne adıyla Zee diyoruz ona. Seninle yaşıt ve senin erkek repçin ve ayrıca erkek düetçin. Yardımcı vokalistin! '' dedi ... Başımla onayladım. Soluna döndü. '' Bu Park Min Luna. Ona sahne adıyla Luna diye sesleniyoruz. Senden iki yaş küçük yani 17 yaşında. Senin yan vokalin ve bayan repçin. Küçük göründüğüne bakma çok iyi rep yapıyor! '' dedi ve gülümsedi. Onunla gülümseyip ikisini de selamladım. '' Luna senin büyük bir hayranın ve Luna'cım lütfen içecek bir şeyler getir! '' dedi. Ona gülümseyip çıkarken el salladım. '' Luna ile ilgili bilmen gereken bir şeyler var. Ayyaş bir babası var ve annesi de iyi değil. Babası sürekli Luna'yı ve annesini dövüyor, paralarını alıyor. Babasıyla ne zaman görüşsen sarhoş ya da sinirli oluyor. Ona en çok sen destek olmalısın. Seni dinleyerek ayakta kaldı ve bize başvurdu. '' '' Bir dakika ne dediniz? Luna'nın ailesi ile görüşmek istiyorum! ''
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE