"Bak Doruk, ne olursa olsun asla ama asla konuşmuyorsun anladın mı?" dedim yürümeye devam ederken. "Anladım komutanım." diye cevap verdi Doruk'ta tıpkı benim gibi fısıldayarak. Bir kaç saat önce timden ayrılmıştık, arka arkaya gitmek riskli olabilirdi. Bu yüzden helikopter onları dağın başka bir tarafında indirmişti. Kulağıma takılan kulaklıktan nefes seslerini duyabiliyordum. Ara sıra Karan komutan nerede olduğumuza dair bilgi alıyordu, bunun haricinde hiç bir konuşma geçmemişti aramızda. Yanımda yürüyen Doruk tıpkı benim gibi siyah eşofman, siyah spor ayakkabı giymişti. Üzerindeki gri kapşonlu ise şimdiden toz içindeydi. Elinde daha önce teröristlerden alınmış Kalaşnikof vardı. Onun asker olduğunu bilmeseydim, terörist olduğu konusunda emin olabilirdim. Batmakta olan güneşin yüzüne vur

