Çiçekleri severdim. Onları sahip olmayı da. Çok vaktim olmazdı ama eğer bir çiçeğim olursa ona gözüm gibi bakardım. Gübresini verirdim, düzenli sulardım. Konuşurdum bile. Çünkü biliyordum ki onun da konuşmaya, dertlenmeye ihtiyacı vardı. Yapraklarını da severdim, güneşe de koyardım, gölgeye de alırdım. Severdim çünkü, onca işimin arasında kendi zamanı harcayıp onunla ilgilenirdim ve bu hiçbir zaman benim için bir iş olmamıştı. Olmak zorundaydı çünkü. Ben onunla ilgilenmeliydim, her şeye rağmen. Sevmeliydim, öpmeliydim, konuşmalıydım. Çünkü sevmek sadece kelimelerle olmazdı, kendini bile feda edeceğim durumlar olurdu. Bundan hiç gocunmazdım. Hoşuma bile giderdi hatta. Şimdi ise göğsüme yatan koca adamımın saçlarını okşarken gözüm beyaz tavandaydı. Bembeyaz tavan ne de şeyler anlatıyordu b

