Pınar köyünden görücülerim gelecek diye beklerken bir gün, belki bir ay, belki bir o kadar daha zaman sonra... Kırıklarım iyileşsin de doğru düzgün gelin olayım diye. Her neyse o gün, güneş doğdu; sabahtan üzerime kapı kilitlenip açılırken avludaki Karabaş var gücüyle havlamaya başladı. Bu demekti ki avluya yabancı girdi. Kimin geldiğini görmek merakıyla pencerenin önüne giderken köyün eski öğretmenlerinden biri olan Sakıp Hoca'yı yanında da Onur'u gördüm. Büyük amcamın oğullarından biri: "Köpek bağlıdır hocam." diye bağırdı. Camın beton güvercinliğine dayadım ellerimi. "Hayırlı bir iş için geldik Musa, nerede baban amcan?" Hayırlı bir iş... Onur'un hayırlı işi neydi ki? Odanın kapısına davrandım kilitli, ablam açmadıkça kilitli olmaya devam edecekti. Eli mahkumdu, onu da kaynanasına bağ

