Güneş çoktan batmış, karanlık, adımlarımda hızla kaybolan ıssız sokağa çökmüştü. Hem ağlıyor, hem koşuyor, hem kendime yalan söylüyor hem de acı çekiyordum. Gerçekler, ortaya dökülen bilyeler gibi önüme saçılmıştı. Görmemek, orada olduklarına inanmamak imkansızdı. Her şey ortadaydı. Esved bana oyun oynamıştı. Ona annemden bahsettiğimi hatırlıyordum, o sormuştu. Ona çalıştığı yeri bile söylemiştim. Benim yüzümden mi annem kayıptı? Adımlarım daha da hızlandı. Anlamıyordum, annem neden polise gitmemişti? Neden tehditlerine boğun eğmişti? Neden bana hiçbir şey anlatmamıştı? Adımlarım birbirine dolandığında yere düştüm. Hayır, kabullenemiyordum. Bana sayısız kez yardım etmiş, başımı beladan kurtarmıştı. Notlarını paylaşmıştı, Mete'den, yangından kurtarmıştı. İnanamıyordum. Her şey önü

