Gözlerimi araladığımda oldukça sıcak hissediyordum. Alnım terlemiş, saçlarım tenime yapışmıştı. Yattığım yerden hızla doğruldum. Burada uyuya mı kalmıştım? Elimle ceplerimi kontrol ettim ve pantolonumun cebine sıkışmış telefonumu buldum. Saat beş buçuktu. Güneş doğmamış, gün aymamıştı bile. O neredeydi? Ayaklarımı koltuktan yere uzatarak üstümdeki pikeyi kenara ittim ve ayağa kalktım. O da mı uyuyordu? Adımlarım evde ilerleyerek onun odasının önünde durduğunda duraksadım ve onun tanıdık, odadan dışarı taşan sesini dinledim bir süre. Uyumuyordu, telefonda öfkeli bir sesle biriyle tartışıyordu. "Hala mı?" diye bağırdı. "Nasıl bir şey anlatmaz?!" Kapı kolunu hızla indirerek aniden odaya daldım ve karşısında dikildim. Beni gördüğünde öfkeli gözlerini yüzüme çevirmiş, kaşları çatılmıştı. "Ke

