41. Bölüm: Çizilen Sınırlar ve Kaçan Bakışlar Sabah, perdelerin arasından sızan solgun ışık Nilüfer’in yüzüne vurduğunda, ilk hissettiği şey huzur değil, suçluluk oldu. Gözlerini açmadan önce bile, dün gece koridorda, loş ışığın altında Volkan’ın omzuna yaslanan hâli gözlerinin önüne geldi. O sıcaklık, o sığınma… Derin bir nefes aldı, göğsündeki hafif sızıyı bastırmaya çalıştı. “Bu böyle devam edemez,” diye fısıldadı kendi kendine. Sesi odanın sessizliğinde yankılandı sanki. Yatağın kenarına oturup ayaklarını yere bıraktı. Zeminin serinliği bile zihnindeki kalabalığı dağıtmaya yetmedi. Birkaç saniye, ellerini yüzüne kapayıp öylece oturdu. Volkan’ın sözleri kulaklarının içinde dönüp duruyordu: “Bırak, biz de sana, güvenmeyi hatırlatalım.” Bu cümle, kalbinin orta yerine işlenmişti adet

