Efsun’un heyecanla parlayan gözlerine bakarak gülümsedim. Onun mutluluğunu paylaşmak istiyordum. Derin bir nefes alıp kendinden emin bir sesle, “Tamam o zaman,” dedim. “18. yaş gününü hep birlikte kutlayalım, ne dersin?” Sözlerim üzerine Efsun’un gözleri büyüdü, ağzı hafifçe aralandı. Şaşkınlığını gizlemeye çalışıyordu ama başaramıyordu. “Benim mi?” diye fısıldadı, sanki yanlış duymuş gibi. Gözlerimi kırpıştırarak gülümsedim. “Evet, senin.” Efsun, sanki çok gizli bir sırrı açıklıyormuş gibi, sesi alçalarak konuştu. “Lunam… Biz yardımcıların doğum günleri kutlanmaz. Kutlamazlar yani,” dedi, sesi biraz buruk çıktı. Kaşlarımı çatıp şaşkınlıkla ona baktım. “Ne? Ne saçmalık bu? Herkesin görevi farklı olabilir ama bu kimseyi daha aşağıda ya da daha yüksekte yapmaz,” dedim, sesimde belli beli

