Alfa Kral olarak saraya yaklaşırken içimi saran huzursuzluk dalgası bir anda yerini tarifsiz bir acıya bıraktı. Kalbim göğsümden sökülüyormuşçasına çırpındı, bacaklarımın bağı çözüldü, dünya durdu. Ciğerlerim nefes almayı reddetti, sanki bir gümüş bıçakla canlı canlı doğranıyordum. Çektiğim acıyı tarif edecek kelimeler yoktu; içimdeki boşluk, ruhumun en karanlık köşelerini dahi yutacak kadar büyüktü. Eş bağım… kopmuştu. Eylül gitmişti. Ölmüştü. O an kurdum ve Lycan’ım da fark etti olanları. İçimdeki hayvani tarafım, bu yıkımı kabullenmeyi reddetti. Gökyüzüne doğru başımı kaldırıp acının en derininden gelen, içimi parçalayan bir uluma saldım. Ormanda yankılanan bu feryat, yalnızca bana ait değildi; her bir hücremin haykırışıydı. O kadar keskin, o kadar yıkıcıydı ki ormanda yaşayan her ca

