Kırılmış kalpler vardı etrafta. Hiç umursamadan üzerine basıp geçtiğimiz. Canı acır mı diye hiç düşünmediğimiz. Sanki kendimiz hiç kaybetmiycez gibi sürekli üzeriz. Parçalara ayrılan kalpleri yerle bir eder bırakırız. Ama ölümü hiç düşünmeyiz. Her an ölebileciğimizi unuturuz. Kalplerini kırarız, zarar veririz olur da bir gün ellerimizin arasından gideceğini düşünmeyiz. Aslında ölüm o kadar yakınımızdaydı ki. Şimdi olduğu gibi. Sevdiğim adam elimden tutmuş bizi binadan çıkartırken içerde kalan insanları düşünüyordum. Abim, Aden, Giray abi, Elisa o binadan çıkmışmıydılar bilmiyordum. Binadan çıktığımız an Meriç'in çekiştirdiği bir yere gittiğimiz de dönüp binaya baktım. O ara büyük bir ses ve birden yükselen ateş ile çığlık atmıştım. 'Linaa' Meriç bedenimi sararken. 'Abi

