Bölüm 15

973 Kelimeler
Hayat garipti. Tam her şeyden vazgeçmişken yeniden hayata tutunmak garipti. Ben her şeyden vazgeçmiştim. Kendimden vazgeçmiştim. 'Lina' Meriç'in sesi ile kendime geldiğimde arabanın durduğunu anlamıştım. Meriç'e bir şey söylemeden kapımı açtığımda Meriç'in de kapısının açılma sesi gelmişti. Arabadan inip yanıma geldiğinde elini uzatmıştı. Elini tuttuğumda belimden tutup beni kendine çekti. Alnıma bir buse kondurdu. 'iyi misin güzelim' başımı sallayıp Meriç'i onayladığımda gülümsedi. Yanımıza gelen abimlerle birlikte gözlerim bütün yakışıklılığı ve tatlılığı ile Uras'a kaymıştı. 'bitanem bu ne yakışıklılık' Uras dişlerini gösterip kocaman gülümsedi. Abim yanımıza geldiğinde alnımdan öpüp Meriç'e döndü. 'Kapının orda magazinciler var. Büyük ihtimalle Lina'nın kim olduğu ile sorular sorulacak. Artık herkes doğruyu öğrenebilir' Meriç başını sallayıp bana baktığında gözlerimi kaçırdım. Bakışlarım Aden'le buluştuğunda yüzünde ki sıcak bir gülümseme ile bana baktı. Bende gülümsediğimde Meriç elimi bırakıp belimden tutmuştu. Boynuma bir öpücük kondurdu. Ben öpücüğünün etkisinden çıkamazken yürümeye başlamıştı bile. Karşımıza çıkan magazinciler ile flaşlar patlayıp sorular yönetildiğinde korumalar önümüze geçmişti. 'Meriç Bey yanınız da ki bayan sevgiliniz mi?' ' Miraç Bey bir kardeşiniz olduğu doğru mu?' Sorular beynimde yankılanırken bu insanların ne ara bu kadar şey öğrendiği konusunda şaşırmıştım. Abim ve Meriç durduğunda abim bana baktı. Diyecek bir sözüm yoktu çünkü bugünden sonra her şey ortaya çıkacaktı. 'Evet doğru.' Abim gülümseyip elini bana uzattığında elini tuttum. 'Kardeşim Lina Bolatlı.' hemen ardından bana yöneltilen mikrofonla geri adım attım. 'Lina Hanım bunca zamandır neredeydiniz?' 'Meriç Bey ile sevgili misiniz?' Sorulan sorular karşısında ne diyeceğimi bilemesemde Belime dolanan kollarla rahatlamıştım. Meriç gülümseyip yanağıma bir öpücük kondurdu. 'nişanlımı rahat bırakın' ben hala olayın şokunu atlatamazken gelen sorular beynimi allak bullak etmişti. Bu olanlar şuan fazlaydı. Daha düne kadar kimsesiz biriyken şimdi bir abim ve kendini nişanlım olarak tanıtan bu adam. Ayaklarım benden bağımsız Meriç'in gittiği yöne giderken Meriç'e baktım. Yakışıklıydı. Hem de fazlasıyla yakışıklıydı. Bu adam yıllarca beni sevmişti. Ben ise onun sevgisinden habersiz büyümüştüm. 'Hala' duyduğum sesle düşüncelerimden kurtulduğumda Uras'a baktım. Babasının kucağında bana seslenirken Meriç'in elini bırakıp abimden Uras'ı aldım. Yanaklarına bir öpücük kondurduğumda kucağımdan alınmıştı. 'meriç kaşları çatık bana bakarken 'benim kucağımda sev seveceksin. Elbisen yukarı çıkıp millete bacaklarını gösterme' kaşlarım hayretle yukarı kalkarken elbiseme baktım. Diz kapaklarımı geçen bir elbise en fazla ne kadar yukarı çıkabilir diye bir düşünce ile karşı karşıya kaldığımda düşüncemi yine Uras’ ın sesi bölmüştü. 'Meriç amca halamı kıskandı' Uras kıkırdayıp abimin kucağına gittiğinde Meriç'de elini yine belime koymuştu. 'Meriç Allah aşkına diz kapaklarımın altında biten bir elbise ne kadar yukarı çıkabilir' Meriç kaşları yeniden çattığında 'güzelim önemli olan benim için seni kimsenin görmemesi. Ama onu daha başaramadım. ' 'beni buraya getiren sendin hatırlatırım' Meriç burnumu sıkıp tekrar bıraktığında 'her şeyede bir cevabı var' gülümseyip ona baktığımda yükselip yanağını öptüm. Meriç şaşkın bir şekilde suratıma baktığında kıkırdadım. 'rujum yanağına bulaştı' yüzünde ki sinsi gülümseme ile bana baktığında beni tutup bir yere çekti. Sırtım duvarla buluştuğunda dudaklarıma örtünen dudakları ile napıcağımı bilemesemde karşılık vermeye başlamıştım. Bir süre sonra ikimizde nefessiz kalıp dudaklarımızı ayırdığında Meriç'e baktım. Yüzünde ki gülümseme ile dudaklarımı sildiğinde 'işte şimdi tam oldu' ne dediğini sonradan anladığım için Meriç'e baktığımda o hala yüzünde oluşan pis sırıtışıyla bana bakıyordu. 'çok adisin' 'fena mı oldu işte şu dudaklarında ki tabakadan kurtuldun' Meriç'i arkamda bırakıp çıktığımda ilerde bulunan kalabalığa ilerledim. Arkamdan hemen biri belime sarıldığında karnına dirseğimi geçirdim. 'güzelim elin çok ağır be' 'sus Meriç' Meriç başını salladığında içeri girmiştik. Gösterişli ve kalabalık bir yerdi. Bütün bakışlar bize döndüğünde Meriç'e biraz daha sokuldum. Kalabalıktan nefret ediyordum. Meriç abimlerin yanına ilerlediğinde üstümüzde olan bakışları umursamamaya çalıştım. Meriç sandalyemi çekip oturmaya yardım ettiğinde kendiside yanıma oturmuştu. Uras hemen kucağıma oturduğunda gülümseyip yanağını öptüm. 'Hala' 'efendim bitanem' Uras kıkırdayıp yanağıma öpücük kondurdu. 'biliyor musun? Annem bana bitanem dediği zaman babam anneme kızıyor' kaşlarım çatıldığında abime döndüm. 'ne var kızım. Benim karım sevgi sözcüklerini sadece bana söyleyebilir. Uras'a sadece meleğim falan desin işte.' Şok olmuş bir şekilde abime bakarken o aldırmamıştı bile. 'ben sana bitanem derim.' Uras gülümseyip Meriç'e döndüğünde bende döndüm. Kaşlarını çatmış bir yere bakıyordu. 'Meriç' sinirli bakışları bana döndüğünde ürpermiştim. Kahverengi gözleri koyulaşmış ve her an karşısındaki kişiyi öldürecekmiş gibi duruyordu. 'Meriç sen iyi misin?' 'iyim güzelim' ellerimi ellerinin arasına aldığında öptü. 'lan abisi var yanında hödük herif. İnsan azcık terbiyeli olur.' Meriç tek kaşını kaldırıp abime baktığında 'bunu bana sen mi söylüyorsun.' Ne ima ettiğini anlamasamda abim ağızının içinde bir küfür savurup Aden'e döndüğünde Meriç kahkaha atmıştı. Aden ise kızardığı için abimin kolları arasında saklanırken bende güldüm. Meriç Uras'ı kucağımdan alıp yan sandalyeye koyduğunda elimden tutup dans edenlerin arasına getirmişti. 'Meriç' hiçbir söz söylemeden alınlarımızı birleştirdiğinde gözlerinin içine baktım. Renksiz hayaller dolu, dökülen gözyaslarim Ezikligi kalbimde, yasanmis tüm asklarin Tüm aci anilari, bana birakip gitme Beni bana ver artik, pesinden sürükleme Dudaklarımın üzerinde hareket eden dudakları değilde söylediği şarkının sözleri kalbime işlerken bende onun gibi fısıldamaya başlamıştım. Duymak istiyorum, duymak istiyorum Kalbimde ruhunu, duymak istiyorum Görmek istiyorum, görmek istiyorum Gözünde gözünü, görmek istiyorum Kimse yoktu sanki yanımızda Meriç ve ben bir odaya kapatılmıştık. Dışardan gelen sesler yoktu. Bizi izleyen kimse yoktu mesela. Sadece o ve ben bir fanusun içine kapanmış birbirimizin hayatlarında yaşamayı öğretiyorduk birbirimize. Incitme kalbimi, birakip gitme Sana kendimi verdim, beni yok etme Ne olur suskun durma, bir şeyler söyle Karanligin içinde kaybolma öyle Ben sustuğumda Meriç tekrar şarkıyı söylemeye başlamıştı. Ben ise o sözlerde kaybolmuştum. Ağızımı açıp tek bir cümle çıkmıyordu dudaklarımdan ne kadar da yabancılaşmıştı herşey. Duyabilsem kalbini, okuyabilsem seni Sessiz feryatlarini, aci agitlarini Tüm haykırışlarını, hissetmek istiyorum Sana yaklaşıp senle, ölmek istiyorum Gözümden bir damla yaş Meriç'in yüzüne düşerken gülümsedi. Duymak istiyorum, duymak istiyorum Kalbimde ruhunu, duymak istiyorum Görmek istiyorum, görmek istiyorum Gözünde gözünü, görmek istiyorum Incitme kalbimi, birakip gitme Sana kendimi verdim, beni yok etme Ne olur suskun durma, bir şeyler söyle Karanligin içinde kaybolma öyle Meriç şarkının bitmesiyle gözlerimin içine baktığında gülümsedim. 'Seni seviyorum Meriç. Seni hep seveceğim. Seni bırakmayacağım. Ama sende beni bırakma olur mu?' ağlamamdan dolayı kısık çıkan sesim ile Meriç Belime sımsıkı sarılmıştı. 'seni asla bırakmam.’ Umarım beğenirsiniz
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE