Hayatım ben düşünmeden şekil almaya başlamıştı su son bir haftadır. Artık hayatımın merkezinde sadece ben ve benim küçüklüğüm değil. En başta Meriç, abim Uras ve Aden girmişti. Hayatıma girer girmez ipleri sıkı sıkıya tutmuşlar ve onlara şekil vermeye başlamışlardı.
Şu son bir haftada yaşadıklarım kolay şeyler değildi. Bir abim olduğunu öğrenmiştim. Annemin ve babamın aslında beni terkmediğini değil de ölmüş olduklarını öğrenmiştim. Sonra ise belkide hayatıma son verecek bir tümör taşıdığımı öğrenmiştim. Bu bir hafta da yaşadığım mutluluğun belkide sonu olucak bir tümör.
'Lina' hayatımı değiştiren adamın sesinden ismimi duyduğumda bakışlarımı ona çevirmiştim. Gözleri kısılmış boş gözlerle bana bakıyordu.
'Yarın Amerika'ya gidicez' ağızımdan tek bir kelime çıkmazken onu sadece başıma onayladım. Düşüncülerim her zamanki gibi önümde duvarlar örmüştü ve beni yine hücrenin içine sıkıştırmıştı.
Yanımda oluşan çöküntü ile Meriç'e baktığımda o da bana bakıyordu.
'Suratını asma' boş bakışlarım Meriç'in yüz hatlarında gezinirken ne kadar yakışıklığı olduğunu bir kez daha farketmiştim.
'Elimde değil' bugün için de kurduğum belkide 10. cümlemdi. Yine her zaman ki gibi kendimi kitapların içine hapsetmiştim.
Meriç elimden tutup merdivenlere yönelmiştik. Gözlerim ellerimize kaydığında küçük ellerim onun elleri arasında kaybolmuştu.
Müzik aletlerinin bulunduğu odaya geldiğimizde Meriç piyanonun başına geçip benide yanında oturtmuştu. Bir kaç kere tuşlarda elini gezdirdiğinde bakışları bana döndüğün bir ritim oluşturduğu piyanoda sözlerine de başlamıştı.
Hep aynı sessizlikle geliyor gece...
Hep aynı yalan dolan masalları dinliyorum yine...
Hep aynı yüzler, hep aynı sesler peşimde...
Anlatamıyorum, inandıramıyorum kendime...
Sen benim yarım kalan cümlelerimsin...
Hiç söyleyemediğim, söylemediğim o sözlerim...
Sen benim hiç ısınmayan ellerimsin...
Hiç unutamayan, unutmayan o kalbim...
Her sözü ruhuma dokunan şarkının sözlerine bende eşlik etmeye başladığımda Meriç susmuş ve beni dinliyordu.
Sen benim eksik kalan yerimsin...
Kapattığım pencereler, güneşlere çektiğim o perdelerim...
Sen benim hiç sevmediğim sessizliğimsin...
Kaybettiğim yolum, korktuğum karanlık, hiç tutamadığım o yeminlerim...
Uzun bir piyano sesinden sonra odada ikimizin sesi yankılandığında belkide içimizde ki bütün duyguları şarkıyla anlatmayı tercih etmiştik. Bu şarkı bizim dile getiremediğimiz duygularımızı barındırıyordu belki.
Sen benim terk ettiğim şehirlerimsin...
Düştüğüm çukur, uzanan ellerim, hiç tutunamadığım gidenlerim...
Sen benim kovulduğum cennetimsin!
Eğdiğim yüzüm, sövdüğüm aydınlığa hiç açamadığım gözlerim.
İkimizde sustuğumuzda Meriç yine piyonoyu çalmaya devam ediyordu. Bir süre bir melodi üzerinde devam ettiğinde şarkıyı bitirmişti. Gözlerim piyanonun üzerinde ki siyah beyaz tuşlara kayarken Meriç'in bakışlarının üzerimde ki yoğunluğunu hissedebiliyordum.
'Sesimizin uyumunu seviyorum Lina'
********
Dün Meriç ile birlikte piyano söyledikten sonra Meriç çalışma odasına gitmiş be bir daha çıkmamıştı. Bende Meriç'in kitaplarla doldurduğu odada kendimi kitap okumaya kaptırmıştım.
Bugün ise Meriç sabah şirkete gitmiş ve işlerini halletmişti. Şimdi ise Sevda Hanım'ın hazırladığı valizi korumalar arabaya yerleştirmişti ve şimdi abimlere veda edicektim. Aslında tam veda da sayılmazdı. Çünkü biz gittikten sonra iki gün sonra abimlerde gelecekti.
'Halacım yine mi gidiyorsun' Uras dudaklarını büzmüş bana bakarken onu kucağıma alıp kokusunu içime çekmiştim.
'Bitanem iki gün sonra sende yanımıza geleceksin' kucağımdan inip Aden’in arkasına geçtiğinde kollarını çiçek yapmıştı. Gözleri dolu dolu bakarken benim de gözlerim dolmuştu bile.
'Bitanem ama böyle yaparsan ben üzülürüm.'
'Uras hadi ama annecim iki gün sonra halanın yanında gideceğiz biz de zaten' Uras burnunu çekip bana kollarını açtığında dizlerimin üzerinde çöküp kollarımı küçük bedenine dolamıştım.
Uras'la sarıldıktan sonra Aden'le sarıldığımda gözleri dolmuştu.
'Eve ilk geldiğimde her yerde fotoğraflarını görmüştüm. İlk başta Miraç'ın sevdiği kişi olarak düşünmüştüm seni. ' gülümseyip Aden'den ayrıldığımda abimin kollarının arasına girdim. Saçlarına öpücük kondurduğunda ağlamaya başlamıştım.
Abim beni kendinden uzaklaştırıp yüzümü ellerinin arasına aldığında gözlerimin içine bakıp dolan gözleri ile gülümsedi.
'Miniğim' alnından öptüğünde onlardan iki gün için olsa da belkide onların düşünmek bile istemediği tümör yüzünden bir daha göremeyebilirdim.
Onlara el sallayıp Meriç'in yanına gittiğimde uzattığı elini hiç düşünmeden tutmuştum.
Arabaya bindiğimizde el sallayıp ordan uzaklaşmıştık. Başımı camdan tarafa çevirip hala akan göz yaşlarımı sildiğimde Meriç radyoyu açmıştı.
Uzun bir yolculuktan sonra hava limanına geldiğimizde Meriç arabadan inip elimi tutmuştu. Korumalar valizleri taşırken bir kaçı bizim güvenliğimizi sağlıyordu. Meriç elimi hiç bırakmazken elini biraz daha sıktım. Meriç'in özel uçağı ile gidiceğimiz için her şey hazırdı. Ben önde merdivenlerden çıkarken Meriç'te elimi bırakmış belimden hafif itiyordu.
Uçağın özel koltuklarından birine oturduğumda Meriç'te yanıma oturmuştu.
Pilotun sesinden sonra Meriç üzerime eğilip kemeri takmıştı. O üzerime edildiğine burnuma gelen kokusu ile adeta büyülenmiştim. Bir adam bu kadar harika kokabilir miydi?
Uçağa ilk defa binmemden dolayı korkum tavan yaparken koltuğun koltuklarına tırnaklarımı geçirmiştim adeta. Elimin üstüne konulan ve küçük ellerimi sarmalayan ellerin sahibine baktığımda Meriç güven dolu bir bakışla bana bakıyordu. Elleri hala ellerimdeyden sonunda korkum biraz daha azaldığında camdan dışarı bakmıştım. Bulutların üzerinde süzülüyorduk adeta. Belime dolanan kollarla sert bir göğüse yaslandığımda başım Meriç'in göğsüne değiyordu.
'Meriç napıyorsun'
'Uyu Lina' Meriç el işaretiyle hostesi çağırdığında yanımıza gelen kadın bana bakıp
'Efendim jetin yatağının yeni düzenledik. Hanımefendi oraya yatabilir'
'Bunu sana sorduğumuzu hatırlamıyorum. İçerden bir battaniye getir ve sonra gözüme gözükme' Meriç'in sert sesi ile hostesin yüzü düşerken yanımızdan ayrılmıştı.
'Meriç sanırım yatağa yatsam daha iyi olucak' kalkmak için hareket yapamadan Meriç'in kolları vücudumu daha çok sararken
'Uyu dedim Lina' başımı sallayıp kolları arasında daha çok sığındığımda başka bir hostesin getirdiği battaniyeyi üzerime örtmüştü. Meriç'in kokusu ile iyice mayıştığımda gözlerimi kapattım.
Meriç Arslanoğlu'nun ağızından yazılıcak bir bölüm isteyenler var mı?