Bu yaşına kadar hevesi kursağında devlet kuracak kadar büyüyüp kalmış biriydim ben. Neye özenip, niyetlendiysem; etrafımda dönüp dolaşmış, olacakmış kadar yaklaşmış fakat bana avcumu yalatmaktan öteye asla geçmemişti. Ne çocukluğumu, ne de ergenliğimi içi rahat, keyfi tıkırında yaşayamamıştım. Yediğim önümde, yemediğim arkamda, karnım tok, sırtım pek, istediği her oyuncağa sahip olan, hali vakti yerindeki ailesinin; istediği her şeyi aldığı ama mutluluğunu satın alamadığı garip bir faniydi Şule. Sonra aniden bir şey oldu. Dünya tersine dönmedi belki ama Şule'nin talihi döndü birden. O talih ona cesaret, feraset, zarafet, letafet ve bir adet de Eray getirdi. O ne güzel dönüştü öyle Talih bey. Aklımızı başımızdan aldınız... Yurt genelinde mevsim bahara dönmüş ancak Ankara'da; yazı görene ka

