Karşısında dağ gibi adamın bir yaprak gibi yere yığılışını gören Selim ismini haykırarak yanına koştu. Onun bağırması ile sekreteri İrem içeri koştu, gördüğü manzara ile dona kaldı. "İrem çabuk Kutay'a haber ver" 'Allah'ın ne salak bir adamım ben. Kızın düştüğünü söyledim, kim bilir aklından ne görüntüler geçti de bayıldı. Hadi oğlum aç gözlerini ne olur' Selim bir yandan Levent'i ayıltmaya çalışırken bir yandan Doğan'ı aradı. Ne yapacağını bilemiyordu basireti bağlandı, belki Doğan ona yardım edebilirdi, bir yol gösterirdi. Kutay aldığı telefon ile saniye durmadı, koşmaya başladı. Soluk almayı unutmuş yüreği acıyordu. Levent'e bir şey olma düşüncesi bile delirtiyordu. Tüm gücünü bacaklarına vermiş bir an önce abisine ulaşmaya çalışırken bu yolun uzunluğunu şimdiye kadar hiç fark etmem

