ASLAN... Çiğdem’in anlattıkları beynimin içinde infilak etti. Cümle cümle, sessiz patlamalar hâlinde. Her kelime beni biraz daha boşluğa çekti. O an... tarif edemem. Bir çığlık gibi yankılandı içimde. Boğazımda kocaman bir düğüm vardı. Gözüm açık, kulaklarım sağlamdı ama sanki dünya bulanıklaşmış, sesler yankılanmıştı. Bir an, hücrenin derinliklerinde kalmış eski bir benliğim çırpınmaya başladı. Hülya'nın yüzü geldi gözümün önüne... ama hemen ardından Nilüfer'in gözyaşları. O an ayırt edemedim hangi kadın daha çok acı çekmişti. Ama bildiğim tek şey vardı. Nilüfer'in acısını silmek zorundaydım. Bir daha kimse ona dokunamayacaktı. Dokunursa, ellerini koparırdım. “Bir insan… nasıl böyle şeytanlaşabilir?” Sessizce fısıldadım. Nasıl... çocuk yaşta bir kıza yılanla birlikte sandıkta cehennem

