NİLÜFER... Odamın kapısını kapattığım an, içimdeki yangın kapanan kapıyla birlikte içeri hapsoldu. Sırtımı kapıya yasladım. Kalbim sanki göğsümden dışarı çıkacakmış gibi atıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Avluda ne yaptım ben? Ne dedim? Birden yere çöktüm. Avuçlarımı yüzüme kapattım. Ben… ben ne dedim ya diye fısıldadım kendi kendime. Sanki başkasının ağzından çıkmıştı o kelimeler. Ama hayır… hayır, o bendim. Sinirden gözüm döndü. Elif’e bağırmak mesele değildi. Hatta düğün iptalini ilan etmem bile! Zaten olması gereken oydu. Ama... Ama o cümle... O lanet cümle! "Girdiysem de nikâhlı kocamın koynuna girdim!" Konaktakiler bizim ayrı odalarda kaldığımızı biliyordu. Ama ya bilmeyenler? Kapının önünde bizi dinleyen onca insan vardı. Ya şimdi ağızdan ağıza dolaşırsa? “Nilüfer o gece Aslan

