Gece yarısını çoktan geçmişti, şehrin uğultusu yavaş yavaş azalmış, sokak lambalarının solgun ışıkları dar sokaklara vururken Seyfo kendi evinin salonunda tek başına oturuyordu; evin içi dağınıktı, masa üzerinde yarısı boşalmış bir şişe rakı, yanında gelişi güzel bırakılmış bir bardak ve yere düşmüş birkaç sigara izmariti vardı, hava ağırdı, dumanla ve içki kokusuyla dolmuştu. Koltuğa yayılmış halde oturuyordu, sırtı kamburlaşmış, dirseklerini dizlerine dayamış, başını öne eğmişti; elinde tuttuğu bardak hafif hafif titriyordu, ama titremenin sebebi soğuk değildi, içindeki kırgınlık ve öfkenin karışımıydı. Karşısındaki sehpanın üzerinde küçük bir fotoğraf duruyordu. Bade’nin fotoğrafı. Beyaz önlüğü üzerindeydi, saçları omuzlarına dökülmüş, gözlerinde o kendinden emin bakış vardı; gülüms

