Burası o kadar güzel ki sanırım hayatımın geri kalanını burada geçirebilirim. Mis gibi havası gözünün aldığı her yer yeşillik. Cennetten bir köşe tabiri sanırım buraya çok uygun. Evin içine girdiğimiz de ahşabın o kokusu geldi. Karşılıklı iki kanepe küçük bir mutfak ve soba dışında bir şey yoktu. Diğer kapılar tuvalet ve banyo. Bir de yatak odası vardı. Huzur'u tarif edemem ama bu evi gösterebilirim sanırım. Her şeyden, herkesten uzak tam kafa dinlenecek bir yer. Kahveni yapıp, kitabını alıp saatlerce oturacaksın.. "Açıktın mı?" diye soran Kadir'e cevabım tabiki de evet olmuştu. Aslında kahvaltıyı yapıp çıkmıştık ama yine de acıktım. Belki de havasındandır bilemem. "Tamam o zaman ben sobayı yakayım, sana kendi ellerimle kuymak yapayım olur mu." "Ben de yardım edersem neden olmasın.."

