Demir, direksiyonun başında gözlerini karanlığa dikmişti. Motorun hırıltısı, içinde büyüyen fırtınaya eşlik ediyordu. Yanında Ateş, arka koltukta Sarp vardı. Hedefleri belliydi: Şahin’in konağı. O konak, sadece düşmanın saklandığı bir yer değil, Demir’in karısı Ahsen ile doğmamış çocuğunun hayatını elinde tutan karanlık bir hapishaneydi. Demir’in gözlerinde tek bir düşünce vardı: Zamanla yarış. “Daha hızlı gitme, bu arabayı paramparça edeceksin!” dedi Ateş, gerginlikle ellerini koltuğun kenarına bastırarak. Demir dişlerini sıktı, gözleri kararmıştı. “Karımın orada ne hâlde olduğunu bilmiyorsun, Ateş! Bir saniye bile kaybedemem!” Araba karanlık orman yolunda şimşek gibi ilerlerken, birden Sarp’ın sesi yükseldi. “Dur, Demir! Yolda biri var!” Demir refleksle frene bastı. Lastiklerin çı

