Yıllar geçti… Vadinin taş yolları artık savaşın izlerini taşımıyordu; aksine, her bir taş, geçmişin acılarının ardından yeniden doğmuş bir yaşamın simgesiydi. Köyler genişlemiş, tarlalar bereketle dolmuş, kuşlar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şarkılar söyleyerek vadiyi selamlıyordu. Saray, altın işlemeleri ve zarif taş duvarlarıyla hala görkemli görünüyordu, ama en büyük zenginliği halkın huzuru ve mutluluğuydu. James ve Augusta, sarayın balkonunda durup vadiyi izliyorlardı. Minik bebekleri, artık birkaç yaşına gelmiş, parlak gözleriyle etrafa bakıyor, gülüşleri vadinin taş yollarına yankılanıyordu. İki küçük çocuk, güvenle ve neşeyle bahçede koşuyor, birbirlerine el sallıyor ve taş yolların üzerinde minik ayak izleri bırakıyordu. James, Augusta’nın elini tuttu, gözlerini çocuklarına ç

