Augusta’nın anlatımı ile James ile Simon ve Ekim’in kalesine gelişimizin üzerinden bir hafta geçmişti. Bu süre zarfında belirsizlik ve huzursuzluk üzerime kara bir bulut gibi çökmüştü. Gerçekten tehlikede miydik, yoksa bu sadece benim içimde büyüyen bir korkudan mı ibaretti, anlayamıyordum. Aklımda tek bir düşünce vardı: Bebeğimi kucağıma alıp bu karanlık, soğuk gerçeklikten uzakta, huzurlu bir yere sığınmak. Ama bunu gerçekleştirmek imkânsızdı, çünkü her şey zincirlenmiş gibiydi; özgürlüğüm, hayallerim, hatta geleceğim. Kraliyeti hiçbir zaman sevemedim. Doğduğum andan itibaren bana sunulan bu ihtişam dolu hayat, bana hep soğuk ve anlamsız gelmişti. Kraliyet ailesinin bir parçası olmak bir ayrıcalık sayılabilirdi, ama benim için bir yükten öteye gidemedi. Herkes ihtişamlı baloları, görke

