17.bölüm

804 Kelimeler
"Baha yalvarırım biraz daha hızlı ol.!" Nermin hanım aramıştı. Annemin fenalaştığını ve ambulansı aradığını söylemişti. O sırada yanımda Baha vardı. Duyar duymaz onunla arabaya atladığımız gibi annemin yanına yol almıştık. Ev hastaneye yakındı. Baha elimden gelmek ne ki arabayı olabildiğince hızlı sürüyordu. Ama ben tatmin olamıyordum. Anneme biran önce ulaşmak istiyordum. Onu görmek istiyordum. Nasıl olduğunu kendi gözlerimle görmek ve ona yetişmek istiyordum. Mahallenin içine girdiğimizde bir kaç dakika sonra eve varmıştık. Evin önüne gelir gelmez kapıyı yumruklamaya başladım. Sanki acımı kapıdan çıkarıyordum. Nermin hanım kapıya yakın bir yerde olmalı hemen kapı açılmıştı. "Annem. O nasıl?" Nermin hanımı bırakıp yukarı kata çıktım. Sanırım ambulanstan hızlı gelmiştik. Bunun olma sebebi de vardı. Çalıştığım hastane eve yakındı. "Bir anda nefes alamamaya başladı. Şuan da güçlükle nefes alıyor. Ambulansı aradım henüz gelmedi." şu ambulansa yol vermeyenlere ifrit oluyordum. Sanki onların işi daha acildi. Sanki yetişecekleri yer daha önemli ve daha muhimdi. Onların beklettileri ambulansı kendi ailesinden birisi olmadığı için mi bekletiyorlardı? Geciken ambulans değildi ki! Ona yol vermeyenler yüzünden gecikiyor Du. Baha da benimle gelmişti. Koluna yapıştım. "Baha yalvarırım bir şey yap!" Ben fizik tedaviciydim. İstesemde yapacaklarım onun bilgisi kadar olmazdı. Nermin hanıma döndü. Baha sözlerimle anneme yürümüştü. Nefes ve nabız atışları kontrol ediyordu. "Ne kadar süredir böyle?" Nermin hanımda en az benim kadar endişeli görünüyordu. "yarım saat oldu. Atak geçiriyordu sandım. İğnesini yaptım ama etkisi olmadı. Bende ambulansı aradım. Peşi sırada Minel hanımı aradım." Baha annemin göğsündeki elbiseyi açtı. Annem sanki yaşamıyordu. Yüzündeki kan çekilmiş ve onda yaşam belirtisi pek yoktu. " Atak değil. " dedi Baha. Sersemledim. Tutanacak bir yer ararken evin duvarına tutundum. Ev üzerime üzerime geliyordu. Boğazımda ince bir sızı vardı. Ve sızı bana nefes aldırmıyordu. Annannemde böyle bir atağın sonunda yaşama gözlerini yummuştu. Baha kalp masajı yapmaya başladığında elimi göğsüme koydum. Annem ellerim arasından yitip gidiyordu. Baha her kalp masajının ardından annemin ağzını açıp soluk üflüyordu. Buraya geldiğimizde annem son nefesini vermişti. Bunun onun şu halinden bile anlıyordum. Baha defalarca kez kalp masajını yeniledi. Terin suyun içinde kalmıştı. Bir umut annem için uğraşıyordu. Aşağıdan acilden geldiklerini anladığımda içeri giren ambulans görevlileri ile geriye çekildim. Baha onlara durumu anlatıyordu. Teknik bilgim olmadığını bildiği için de konuşmalarını benim anlamayacağım şekilde söylüyordu. Görevlilerde bunu anlamış ve Bahanın dediklerini dinliyordu. Annem sedyeye alınca hızlıca indirdiler. İyi olmasam da bende onları takip ettim. Baha bana ambulansa binmememi söyleyince bindim. Nermin hanımda Baha ile gelecekti. Söylediğim gibi. Ambulansa istenilen hızda yol verilmiyordu. Siren çalıyordu buna rağmen ambulans bekletiliyordu. Bir saniyelerle yarışan biri içinde beklerken bir dakika bile ambulansın beklemesi için büyük olaydı. Bu konuda topluca yardımlaşmalı ve içerisindeki kendi yakınımız gibi acele etmeliydik. On beş dakika bile sürmeden hastanedeydik. Bizim hastane değildi. Daha yakına düşen bir hastanenin acilindeydik. Annem acilde ve acile yatışı gerçekleşmişti. Bahanın her tarafta tanıdıkları olduğu için annemle daha hızlı ilgileniyorlardı. İçim bu konuda rahattı. İçimin rahat olmadığı diğer bir konu Baha bana gerçeği söylemiyordu. Ellerim titriyordu. Vücudumun üzeri uyuşur gibi olmuştu. Bahaya bunu söylediğimde yüzünün aldığı hali biliyordum. Annem ailemden kalan tek kişiydi. Onun acısını yaşarken vücudum bu katlanılmaz acıya uyuşuklukla karşılık veriyordu. Bahada helak olmuştu. Annem ve benim aramda mekik dokuyordu. Birkaç dakika önce annemin yeni bir atak haberiyle Bahada doktorların yanına koşmuş tu. Beni durdurmak isteseler de burası acildi. Bende annemi göreceğim bir yerdeydim. Arkamdan bir el hissettim. İlk yardımıma koşan kişi Zuhal Di. Kızları yolda aramıştım. Şura içeri yeni girince bir anneme bir bana baktı. Bir an bile beklemeden yüzümü göğsüne gizleyince tuttuğum göz yaşlarını onun göğsüne akıtmaya başladım. Letafet ve Zennure hatta Halil abinin seslerini duydum. Annemin dıt sesleri kulağıma geliyordu. Bahanın sesi de öyle. Yükseltin diyordu. Şok veriyorlardı. Kulağımı kapatan kızlardan biriydi. Hangisi olduğunu bilmiyordum. Dördü de benimle birlikte ağlıyordu. Ben ise son sığınağım annemin gidişine ağlıyordum. Bir süre sonra tüm sesler kesildi. Annemin kalp atışını olmadığı için öten o lanet monitörde susturulmuştu. Kulağımın açılıp Şuranın önümden çekilmesi ile annemi gördüm. Baha sanki onun suçuymuş gibi yüzüme bakamıyordu. O elinden gelenin fazlasını yaptığını oysa biliyordum. Kızlar bana bakarlarken ben anneme bakıyordum. O an! İşte o an öyle bir feryat kopardım. Kızlar oldukları yerde dizleri üzerine çökerlerken ben "Anne." diye feryat ettim. Sanki beş yaşındaki kız çocuğuydum. Annem beni hem öksüz hem yetim bırakmış gibi çığlığımı basmıştım. Sesim bile yetişkin bir kıza ait değildi. Çaresiz ve kimsesiz kalan bir kızın sesiydi. "Başınız sağ olsun." bunu söyleyen doktoru duymayı istemedim. Başımı salladım. Dizlerimin canı kesilmişti. İçimdeki kan bile donup kalmıştı. Annemle bakışıyordum. Zaten bir süre sonra o üzerindeki beyaz örtüyü yüzüne çekti doktor. Gördükçe daha çok kötü oluyordum. Ama annemin üzerine o örtüyü çektiklerinde çok daha kötü oldum. Ben annemin nefes alışlarını sayardım. O Örtü anneme nefes aldırmazdı. Ben anneme çocuk gibi bakmıştım. Bir anne çocuğu için ne kadar önem verirse bende anneme felç geçirdiğinden sonra öyle bakmıştım. Hiçbir yanı tutmazken göz kapakları şükür örtünüyor diye dua ederdim. Şimdi. Şimdi gözleri ilelebet kapanmıştı. Annem artık beni duymuyordu. "Anne kızın öksüz kaldı."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE