Gonca bana sarılacakken "Yine sarılma merasimi olmasın lan. Çekilmiyor." dedim. Bu dediğim bizimkilerin yüzünde tebessüm oluşturmuştu.
"Bu pezevengin burada ne işi var?" diye soran Doğukan ile ona baktım. Sinirle Sarp'a bakıyordu.
"Beni şu getirmiş hastaneye." dedim Selim'i göstererek. "Benim bir ismim olduğunun farkındasın değil mi?" diye soran Selim'e göz devirdim.
"Birde senin ismini mi ezberleyecektim." dedim umursamazca. "Didişmeyi bırakın da neden ameliyat olduğunu anlat." dedi Cemre.
"Ya şimdi ben bu dört piçin hakkından geldim falan neyse sonra bir baktım altı yedi kişi daha geldi. İşte ben bunları bir dövüyorum böyle görseniz sıfatları kaydı. Son iki üç adam kalmış falan ben bir arkamı döndüm. Bıçağı sapladı bana. Tabi ben durur muyum. Bıçağı çıkardım bana saplayan çocuğun gözüne sokup çıkardım sonra diğerini boynunu kestim." derken Didem sözümü kesti.
"Kısaca bıçaklandın yani." dedi. "Öyle de diyebiliriz." dedim. "Rabia ben gerçekten özür dilerim benim yüzümden oldu hepsi." diyen Gonca ile göz devirdim.
"Niye senin yüzünden olsun ki?" diye sordu Yiğit. "O adamlar bana yavşayınca Rabia olaya el atmıştı." dedi Gonca.
"Kim lan o yavşaklar!" diye sinirle çıkışan Doğukan ile anında Gonca ile Doğukan'ı shipledim.
Tek Doğukan değil Sarp da sinirden yumruklarını sıkmıştı. İşte bu durum iyicene eğlenceli oluyordu.
"Ben üçünü öldürüp birisini yaraladım diğerlerini dövdüm ama yaşayanlar hala var. Bilincim kapanmasaydı hepsini bıçaklardım ya." dedim.
"Ben onlar kaçarken vurdum." diyen Selim ile "Adamsın lan!" dedim. Yiğit çatık kaşlarla bana bakıyordu. Kıskanmış mıydı o?
Doğukan Selimlere "Hadi siz yavaştan yol alın." dedi. Selim ve Sarp hastane odasından hiçbir şey demeden çıktılar.
Ama Sarp'ın Gonca'ya çaktırmadan attığı bakışı yakalamadım değil. Bu konuyu sonra konuşacaktık.
"Yine başını belaya sokmayı becerdin ya seni alkışlıyorum." dedi Berke. "Teşekkürler." dedim ve yapmacık bir şekilde gülümsedim.