"Nereye gidiyoruz?" "Cehennemin dibine." "Yani evine gidiyoruz desene şuna." Anında ters bakışları beni bulunca sonu hüsranla biten kelime oyunuma da son verdim. Daha yeni çözüme ulaşmış vaka kafamı iyice allak bullak etmişken birini daha kaldıramazdım. Konuşmaya devam ettim sinir olsa da; "Tam olarak evime bu yoldan gitmiyoruz. Beni kesmeyi mi planlıyorsun ıssız yerlere götürerek?" Onu sinir edeceğimi bildiğimden durmadan soru sormaya devam ediyordum. Cevat sabır dilenircesine derin bir nefes aldı. "Seni kesmek istesem ıssız yerlere götürmeme gerek kalmaz. Bir cinayetin üzeri nasıl örtülür çok iyi biliyorum." Yutkunarak Cevat'ın konuşmasını dinledikten sonra cevap verecek cesaretimi de kaybettim. Son zamanlarda aksi, sinirli ve korkunç olmaya başlamıştı. Kaderime razı gelerek sessiz

