Sabaha karşı sızırak uyuya kaldığım salondaki kanepe üzerinde, telefonumun ısrarla çalmasıyla uyandım. Uyansam da hala daha içkinin tesiri altında olunca, kafam sepet gibi bir halde yattığım kanepenin önüne de duran sehpaya uyuşuk bir şekilde uzanarak telefonu aldım ve boğuk çıkan sesimle telefonu öyle cevapladım. "Alo?" "Demir!.... Pınar..." arayan Nihal'di ve ben Nihal heyecan içinde Pınar'ın adını söyleyince bir anda korkuyla kapılıp, önce hızla yattığım yerden doğruldum. Sonra da telaşla konuşmasına müsaade etmeden "Pınar mı? Ne oldu Pınar'a, Nihal ne?" diyerek bağırdım. "Dur Demir sakin ol, Pınar gayet iyi, üstelik şu an evinde, gayet sağlıklı" dedi hızla beni sakinleştirmek için, ama ben Pınar'ın evde olduğunu duyunca bırak sakinleşmeyi daha çok heyecanlanıp hızla ayağa fırladım ve

