"Hasretin küllerinden doğan her yangın, vuslatın serin sularında mühürlenir." Karan, yavaşça Işık'ı kucağına alarak, arkasındaki yaseminin çiçekleriyle dolu yatağa doğru yürümeye başladı ve çok nazikçe yatağa yatırdı. Işık, ipek çarşafların üzerinde, o siyah deri ve gümüş detaylı geceliğiyle dağılmış bir sanat eseri gibi duruyordu. Karan, Işık’ın üzerine öyle bir titizlikle eğildi ki; sanki karşısında canından çok sevdiği kadını değil de, dokunsa kırılacak porselenden bir mucize vardı. O devasa elleriyle Işık’ın yüzünü avuçladı, başparmağıyla alt dudağını hafifçe aşağı çekip o derin, vadi gibi yankılanan sesiyle fısıldadı: — "Gül güzelim... Eğer tek bir zerrenin canı yanarsa, dünyayı yakarım; buna kendim de dahilim. Sadece bana bırak kendini, sadece bana güven..." Karan Işık'ı hazırla

