ORMANDAKİ NEFES

437 Kelimeler
Gökyüzünde yükselen Ay'ın ormanın tüm çirkinliklerini aydınlattığı bir gecede kız çocuğu ormanda küçük sepeti ile dolaşıyordu. Sağdan soldan bulduğu otları ve mantarları teker teker sökerek sepetine atmaya devam etti. Ormanın ortasında büyük bir açıklığa geldiğinde göz bebekleri mutluluktan kocaman oldu. Etrafta onlarca mantar vardı, toplayabileceğinden çok fazla. Hemen sepetindeki otları bir kenara atarak sadece mantarları toplamaya başladı. Yüzündeki tatlı tebessüm ile mantarları nazikçe ve dikkatlice yerlerinden sökmeye başladı. Elbette ormanın tüm çirkinlikleri onu izliyordu. Kimisi onun mutluluğundan iğreniyordu bile. Fakat kötü haberi veren periler oldu. Her gece yaptıkları gibi tekrar şaka olsun diye birbirlerini parçaladıkları bir gecede küçük kıza yaklaşmakta olan kötülüğü kahkaha ile haber verdiler. Küçük kız mantarları toplamaya devam ederken ilerideki çalılardan bir ses duydu. Ciğerlerinin içinden gürleyen bir yaratık, günlerdir yemek yememiş ve kana susamış bir varlık. Kız birden yerinde dondu kaldı. Her zaman av olanın verdiği tepkiydi bu, yerinde donup kalmak. Yerden tuttuğu mantarı yavaşça sökerken aynı anda kafasını da yukarı kaldırdı. Çalıların hemen önünden gözlerinin içine bakan bir çift parlayan göz.. Ay ışığı yaratığın gözlerine öyle çok vuruyordu ki gözlerinin olması gereken yerde ne olduğu bile belli olmuyordu. Kız ne olacağını anlamıştı. Keskin dişler damaklardan yukarı iyice çekildiğinde kızın ağzından birkaç kelime dökülmeye başladı. Aynı anda yaratıkta kızın boynuna atladı. Kızın sözleri yarıda kesildiğinde geriye kalan ise etrafa bakan boş mavi gözler ve keskin dişler ile parçalanmış boğazından akan koyu kırmızı kandı. Yaratık doymak nedir bilmeden kızı yemeye başladı. Aynı anda perilerde kızın altın sarısı saçlarını derisiyle beraber yerinden söküyordu. Onlar için bu eğlenceden başka hiçbir şey değildi elbette. Tek amaçları kızın altın sarısı saçlarından kendilerine güzel elbiseler yapmaktı. Perilerden kimisi kızın saçlarını yolarken kimisi ise dişlerini sökmeye başladı. Orman açtı, ormanın doymak bilmeyen bir açlığı vardı. Aradan dakikalar geçti. Yaratık çoktan kızın yarısını yemişti ki ormanın derinlerinden başka bir ses duyuldu. Başka bir yaratık, en büyüğü değil fakat çoğundan daha büyük. Bir geyiğin boynuzlarına, bir keçinin kafasına sahip keskin sarı dişlerle kaplanmış ağzı olan üç metre boyunda bir Eldwyn.. Yaratık kızı hala yerken ağaçların arasından beliren bu yırtıcı ile karşı karşıya geldi. Tek seçeneği kızın cesedini bırakmaktı. Kızın cesedini bırakarak birkaç metre geriye çekildi. Kafasını yere eğerek karşısındaki yaratığa kimin parton olduğunu açıkça söyledi. Diğer yaratık yavaşça ağaçları geçti, kızdan geriye kalanları keskin pençelerinin arasına alarak oradan uzaklaştı. Periler yaratığın bu hareketini görünce kahkaha atmaya başladılar. Yaratık ise aniden yere yığıldı. Ölmekte olan bir köpeğin çıkardığı sesleri çıkarıyordu, inlemesinden tüm orman nasibini alıyordu. Periler aniden panik olmaya başladı. Kızın dişlerini ellerinde gezdiren periler aniden onları yere attı.. Toprak aniden hareket etmeye başladı, kızdan geriye kalan kan ve perilerin etrafa fırllattığı dişler de toprak tarafından yutuldu. Artık kızdan geriye hiçbir şey kalmamıştı..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE