Şüphe

1502 Kelimeler
Sürüm iyice büyümüştü artık. Sürüme her yeni üye eklendiğinde kendimi daha güçlü hissediyordum, bu fiziksel anlamda beni etkiliyordu. Amor sabah uyandığında beni solgun görmüş ve benim için çok endişelenmiş olmalıydı ki yüz ifadesi her şeyi ifade ediyordu. Yaşlanıyordum sanki, yüzüm deki derinin rengi değişmiş, pul gibi dökülüyordu. Amor'un kanını emmemek için kendimi zor tutuyordum. Amor tuvalete girdiği esnada, dolaba doğru yaklaştım fakat bana iyi gelecek hiçbir şey yoktu, camdan dışarıya kafamı çıkardım etrafta bir hayvan var mı diye hem kokluyor hem de gözetliyordum. Susamıştım uzun zamandır avlanmıyordum, Amor evdeyken onu bu şekilde bırakıp çıkmam imkansızdı, gitmesini bekliyordum fakat hiç gitmeye niyeti yok gibi duruyordu. Tam da o esnada yanıma gelip beni bu halde bırakmak istemediğini bu gün gitmeyeceğini söyledi. Kalırsa daha kötü olacaktım iyi olacağıma söz verdim ve onu bir şekilde göndermeyi başardım. Amor evden çıkar çıkmaz hemen ormana gitmiştim, Amor evde bir şeyini unutup geri dönmüş benim evde olmadığımı görünce de daha çok merak etmişti, ben ise ne telefonumu yanıma almıştım ne de başka bir şey. Eve geldiğimde Amor kanepede oturmuş endişeli şekilde beni bekliyordu, onu karşımda görünce biraz şaşırdım iyi olduğumu görünce içi rahatlamıştı. Ama içinde bir şüphe vardı bunu duyuyordum. Bu sefer susuzluğumu gidermem çok uzun sürmüştü. Ve saatlerce oturmuş öylece beni bekliyordu. Hayatımda başka biri olduğunu düşünmesi imkansızdı, o halde başka ne yapabilirdim ki. Hastaneye gidip serum takındığımı daha sonra yıllık iğnemi vurulduğumu, çıktıktan sonra direk eve geldiğimi söyledim. Her sene hastaneye gittiğimi iğne olduğumu bu sene ise biraz geciktirdiğim için böyle olduğumu söyledim. Bana inanmıştı, bir dahakine kendimi bu kadar zor duruma sokacak kadar beklemeyecektim. Bu seferlik ucuz yırtmıştım. Benimle ilgilenmeye başladı, değer veriyordu bana, gözlerinde bana bir şey olacak korkusunu görebiliyordum. Akşam için bir randevusunun olduğunu benimde gelmemi istediğini söyledi, önemli bir yemek olacaktı heyecanlanmıştı, gözlerinin içi gülüyor şarkı söylüyordu sürekli. Beni biriyle tanıştıracaktı, bunu duyunca bende heyecanlanmıştım. İlk defa Amor'un çevresinden biriyle tanışacaktım ve bu tanışacağım kişi kıymet verdiği bir kişi olduğu belliydi. Güzelce giyindik, tam bir çift gibi. Saat yaklaşıyordu, hiç bir şey söylemiyordu bu beni daha da heyecanlandırıyordu. Yemeğe gittikten on dakika sonra oldukça yakışıklı bir genç masamıza doğru yaklaştı, Amor ayağa kalktı ve sarıldı öyle güzel sarıldı ki, gözleri dolmuştu neredeyse ağlayacaktı. Bana döndü bu benim biricik kardeşim Alucard dedi sarıldık beni de sevdiğim kadın diye tanıttı. Biricik lafı sanki küçük bir çocuğu tanıtıyordu bana ama Alucard oldukça büyüktü. Uzun süre olmamıştı biz tanışalı ama ilişkimiz birden ciddileşmiş ve birbirimizi hep tanıyormuşuz gibi hissediyordum. Alucard şaşkınlıkla baktı bize iki zıt karakterdik biz ama böylesine bir uyum daha önce görülmemişti. Birbirini çok seven ama yıllarca uzak kalmak zorunda bırakılmış iki çocuk adam oturuyordu yanımda. İkisinin yüreğinde de ağır yaralar vardı, bunu soramazdım masamız o kadar neşeliydi ki bunu bozmak istemiyordum. Yemekten sonra Alucard'ı eve davet ettik, bizimle gelmeyi kabul etmişti. Evde içmek için birkaç bir şey aldık, sohbet koyu olacağa benziyordu. Eve geldiğimizde Alucard şömineyi yaktı yere oturduk minik bir hazırlık. Üzerimizi değiştirdik, Alucar'a abisinin kıyafetlerinden giymişti. Kardeşliklerini kıskanmıştım. Benim hiç kardeşim olmamıştı, gerçek bir kardeşten söz ediyorum. Onlar gibi bende yalnız büyümüştüm ve hep bir özlem içindeydim. Gerçek bir aileydi karşımdaki birbirlerine bakışları, şakalaşmaları çok özenilesi bir şeydi. Hafif hafif içkilerimizi yudumluyorduk, Alucard beni merak etmişti ki sorular sormaya başladı, abisi gibi düşünceli bir insandı sorularından ve sorma şeklinden anlayabilirsiniz bunu. Böyle erkekler kalmış mıydı gerçekten? Amor içeriye gitti ve bir albüm getirdi, albümü açtığımızda babası kendisinin ve kardeşinin fotoğrafları vardı. Bazı fotoğraflar kesilmişti eksik bir yapboz parçası gibiydi. İkisi de sarhoş olmuştu, Alucard fotoğrafların eksik parçasının annesini olduğunu fark ettiğinde ağlamaya başladı, tıpkı minik bir çocuk gibi. Abisine öfkelenmişti ama onunda haklı sebepleri vardı. Herkesin acısı kendisine ağır geliyordu. Şüphe insanın içini kemiren çok sinsi bir duygudur. Ve Amor benden şüphe duyacak bir insan değildi. Çünkü ben ona bu şüpheyi asla hissettirmeyecek tim. Onu ne kadar sevdiğini görebiliyordu. Günler geçiyordu, ona bağladım her geçen gün artıyordu. Biraz mesafe ihtiyacımız vardı açıkçası ne yapacağımı bilmiyordum. Birbirimizden uzak kalmak iyi geleceğini düşünmüştüm çünkü ondan sakladığım şeyler vardı. Birkaç günlüğüne şehir dışına çıkmaya karar verdim. Ayrılacağımı söylediğimde yani şehirden ayrılacağını söylediğimde ama ürün bana verdiği tepki biraz fazla gelmişti bana. Onu terk etmem den korkuyordu. Daha önce terk edilme durumunu yaşayan bir insan Özellikle bu bir çocuksa ileriki yaşlarında da bunu her zaman içinde barındıracak tır, çünkü en çok değer verdiği kişi yani annesi onu terk etmişti. Ama ben bu terkedişin asla bir dönüş olmayacağını düşünmemiştim çünkü dönüşlerim her zaman onu olacaktı onu seviyordum. Bu bir terkediş olmadığını sadece biraz zamana ihtiyacım olduğunu, dönmenin çok uzun sürmeyeceğini onu anlatmak için eve çağırdım. Eve geldiğinde üzgün görünüyordu. Ellerini ellerimin içine aldım ve onu kanepeye oturttum. İçinde bir titreme vardı korkuyordu sanırım. Yersiz bir korku sayılmazdı içindeki terkedilme korkusu uydu bu ama yanlış düşünüyordu. Ona biraz işlerimin olduğunu ve geri döneceğimi sadece bunun ikimiz için de iyi olacağını söyledim. Odaya gidip birkaç parça eşyamı aldım hepsini toplamıştım. Bu yüzden biraz sevinmişti tüm eşyalarımı alacağımı görseydi Eğer işte o zaman geri dönüşü olmayan bir yola girecektik. Eşyalarımı küçük bir el çantasına yerleştirdikten sonra onunla vedalaşmak için yanına gittim. Bana eğer geri dönüşünün varsa bu vedalaşmak benim için bir anlam ifade ediyor hem de çok büyük bir anlam ifade ediyor dedi. Çünkü annesi ona daha etmeden gitmişti, tek bir söz bile söylememişti. Sarıldım vedalardan hoşlanmıyorum bu Bir Veda sayılmıyorordu gerçi bu yüzden kısa kestim bu durumu. Dudağına bir öpücük kondurup durgun gözlerine öpücüklerle doldurup, yüzündeki bozgun ifadeye baş parmaklarımla kenara doğru kaydırarak bir tebessüm bırakmaya çalıştım kendimce yüzünde nokta bana acı dolu gözlerle bakıyordu iliyordu geri geleceğimi fakat korkuyordu. Bana vermiş olduğu yedek anahtarı da yanına alır ev ben usulca çıktım. Aslında şehri terk etmeyecektim sadece birkaç günlüğüne Carlı'nın yanına gidecektim. Sadece amor'un biraz yalnız kalmaya ihtiyacı vardı en azından bu düşüncelerden sayılabilmesi için. Carl'ın evine geldiğimde ilk işimi kanepeye oturmak ve uzun uzun düşünmek oldu. Kan oldukça değişik bir insandı gerçi artık bur vampir di insan demek ağız alışkanlığı yapmış da ben de sadece. Evine bir sürü değişik bitki koymuştu oturduğum kanepede etraf fak göz atarken hiç çiçek çok dikkatimi çekti. Çiçeğe yaklaştım ve ona dokunduğumda içinin bol sıvılı olduğunu fark ettim. Hoşuma gitmişti bu çiçek eve geri dönerken bundan 1 adet isteyecektim ondan. Carl'ın ailesi ona hep kötü davranmıştı istenmeyen bir çocuk olmuştu. Bu yüzden bunun burukluğunu hep yaşıyordu Birgül sürekli bir şeylere ait olmak istiyordu ait olma düşüncesi onu huzurlu hissettiriyordu. Biraz dağınık bir gençti. Benim de pek toplu olduğum söylenemez ama Amor sayesinde düzenli bir birey olmayı öğrenmiştim. Yanımda getirdiğim eşyalarımı çantamdan hiç çıkarmadım. Amor dan ayrı kaldığım süre boyunca sürümü daha fazla genişletecektim bunun için bolca vaktim vardı. Her zamanki gibi bir vampirin safkan bir vampirin dönüşümünü gerçekleştirdiği insan vampirli en yakın olan tür dü. Bu yüzden bana en sadık olan aile bireyim Carl dı. Karlı arayıp yanıma gelmesini söyledim. Yanıma geldiğinde birkaç dosya bulunmuş olacak ki elinde bir çantayla geldi. Çantanın içinde değişik evraklar vardı. Bu evrakların içinde çok eski yüzyıllarda vampir hırkanın dünyada olduğunu ve insan neslinin tehlike altında olduğu yazıyordu. Bunları nereden bulmuştu ki bu bizim için önemli bir detay olmuştu. Eğer bir insan bunu şu an araştırıyor ise dünyada olmamız bu kadar kolay olmayacaktı. Bu işin peşine düşme leydim bu evraklar bize nereden ulaşmıştı. Çantayı alıp her zamanki mekan da olsa gidip orada yok etmemiz gerekiyordu. Öncesinde içinde yazılı olan şeyleri merak edip okumaya koyuldum. Yazan şeyler o kadar ilginçti ki, aslında Jugador'un bana anlattıklarından aslında tüm mantar ırkını anlattıklarından farklıydı. İnsan nesli tükenmek üzere olduğu için değil vampir ırkının aslında tükenmek üzere olduğundan dolayı dünyayı terk etmek zorunda kaldıkları yazıyordu. Ama böyle bir şey imkansız geliyordu vampirler ölümsüzdür çünkü. Bunları üzerinde bir değişiklik olduğunda emindim. Tamam Jugador a**** yalancı Vampirin tekiydi ona güvenme yordum hiçbir zaman ama burada yazılanlar kadar da değildi. Evrakları artık yok etmenin zamanı gelmişti. Küçük bir tenekenin içinde bir ateş yaktık, ve evrak çantasını ateşin içine bıraktık. Çanta orada yanmaya başlarken o sırada hamurun bize yönlendiririm iş olduğu öğrencilerin birkaçı yanımıza geldi ve onları dönüşüm için dönüşüm odasına aldık nokta yaklaşık o gün 6 kişiye dönüştürmeyi başarmış sayılırım. Ama bunun için iki gün beklememiz gerekiyor de emin olmadan önce. 1 kişi 2 kişi 3 kişi 4 kişi derken 6 kişiyi tamamlamış tık. Geri dönüp Ateş söndüğünü fark ettiğimde çantanın hala yanmadan orada duruyor olması çok ilgimizi çekmişti. Bu imkansızdı ateşin yapmayacağı bir şey yoktu benim gözümde. Bir Vampire bile en fazla zarar verecek olan şey özel camdan sonra tabii ki de bir ateşti. Bu kadar basit bir şey ölümsüzlüğü nasıl yok edebilir ki? İşte düşündüğünüz kadar da basit değil de Ateş bizim için. Evrakların yanmamasının sebebi Çantaydı. Güzel bir kumaştan yapılmıştı daha çok büyülü Bir kumaşa benziyordu. Ben vampir ırkını bu kadar hafife almalarına karşı bir vampirdim. Üstünlüğümün üstüne üstünlük tanımıyordum. İyi ki de bu evrak konusu burada kapanmayacak tı. Ama elimden daha fazla bir şey gelmiyordu bu konuda çünkü asıl yapmam gereken işler başımdan aşkın da. Aradan 2 gün geçti 2 gün geçmesine rağmen sürü epey artmıştı. Normal sürümün 4 katına ulaşmıştım. Bu illeri bir tarihte bir savaş olursa beni koruyacağı sevdiklerimi koruyacağı anlamına geliyordu. Bu yüzden bunun için gece gündüz çabalıyor duk.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE