Bazı şeyleri yaşamaktan kaçamıyoruz maalesef. Mesela, ölüme çok yaklaşmadan ölebileceğimize inanmıyoruz. Bilmemek değil bu. Her insanın bir gün öleceğini, bedeninin toprağa karışacağını elbet biliyoruz. Hayatın gereğinin bu olduğunun da farkındayız. Ama sanki ölüm bize dokunmayacakmış gibi hissediyoruz. Bu hissiyat ölüm bize yüzünün sadece bir kısmını gösterinceye kadar sürüyor. İlk o zaman anlayabiliyoruz bizim de diğer insanlardan bir farkımız olmadığını. Bu dünyaya bizim de veda etmeyi bilmemiz gerektiğini öğreniyoruz. Bunda ne kadar başarılı oluyoruz ya da olabiliyor muyuz bilinmez ama en azından bundan kaçamayacağımızı öğreniyoruz. İşte, şu an da yıllardır benim köşe bucak kaçtığım ama bir yanımında delicesine hasret kaldığı bir anı yaşayacağımı biliyorum. Bu anın şifa olan yanı kada

