Uzun, çok uzun zaman önce yaşadığım hayatın katlanılmaz olduğunu düşünüyordum. Bağlandığım her şey öyle ele avuca sığmaz, öyle kanatan cinstendi ki koca bir acı yumağına dönüşüyordum. İnsanın gözüne perde iniyor böyle zamanlarda. Kendimizden başka, içinde yuvarlandığımız bu acıdan başka her şeye kapatıyoruz gözlerimizi. Kulaklarımız bir tek kendi çığlıklarımızı duyuyor. Bu koca bencillik yakıyor bedenimizi. Sonra o koca yumakla beraber öyle bir yere çarpıyoruz ki, bizimle beraber başkaları da kan revan oluyor. Bizim aldığımız yaralar onunkilerin yanında küçük iç sızlatan bir kâğıt kesiği oluyor. Asıl çaresizlikte buradan sonra başlıyor işte. Kendi sızımızı dindiremediğimiz gibi en sevdiğimizin yarasına da çare olamıyoruz. İnsan, tam da o an ölmeye başlıyor. Bu anı içimden defalarca geçir

