"Uygar!" diye seslendim etrafa bakınarak. Önümü bile zor gördüğüm bu karanlık sokakta onu nasıl bulacaktım? Neden onun elini bırakmıştım ki kaybolacağımı bile bile? Derinlere boyanmış gecenin gökyüzüne doğru kaydı bakışlarım. Yıldızlar bana hiç yardımcı olmuyorlardı, biraz ışıldadalar Uygar'ı bulabilecektim belki de. Hiç olmadıkları kadar uzaktı bu gece gökyüzü. "Uygar, neredesin?" diye mırıldandım arkama doğru dönüp korkak bakışlar atarak. O, karanlık bir adamdı ve karanlığı seviyordu. Sevdiği şeyin içinde saklanmayı çok iyi başaran bir adam vardı karşımda. Nasıl bulacaktım onu? Ellerimi yıldızların ışıldamalarına bulaştırmak ister gibi yukarı kaldırdım. Dokunamadığım gecenin gökyüzünde, yüzlerce parlayan yıldızlar vardı. Onun karanlığını yıldızlar bile aydınlatamıyorken, küçük bir kız

