Dev bir toplantı odası, karanlık ve kasvetli bir atmosferle donatılmış. Oda, büyük bir toplantı masası etrafında kümelenmiş liderlerle dolu. Masanın çevresi, güvenlik nedeniyle sıkı bir şekilde korunuyor. Odanın her köşesi, izleyenlerin en küçük hareketlerini bile görebilecek pozisyonda yerleştirilmiş korumalar tarafından tutulmuş. İki taraf arasında gerilim yüksek, herkes savaşın başlamasını bekliyor.
Toplantı başlamadan önce, her iki taraf da büyük bir dikkatle hazırlanmıştır. İlk grup, Mustafa Demiroğlu'nun liderliğindeki 10 lider, oğlu Hekta ve torunları Reha ve Zoya'dan oluşuyor. Bu grubun amacı, Ares Alfred ve kızı Hera Alfred’i ortadan kaldırmak ve liderliği kendi ellerine almak.
Diğer grup ise Ares Alfred, kızı Hera, korumaları Sandu ve iki oğlu Celasun ve Ceycey’den oluşuyor. Bu grup, Mustafa Demiroğlu’nun ve destekçilerinin güçlerini kırmayı ve rakiplerini tamamen yok etmeyi hedefliyor. Her iki taraf da toplantı için stratejilerini son detayına kadar hazırlamış durumda.
Savaş günü yaklaşırken, Hera Alfred’in stratejik planları tüm hazırlıkları gölgede bırakacak nitelikteydi. Toplantı odası, iki tarafın liderlerinin ve varislerinin toplandığı, gerginlik dolu bir atmosferdeydi. Silahlar, patlayıcılar ve diğer savaş teçhizatları masaların üzerinde ve etrafında dikkatlice yerleştirilmişti. Her iki taraf da savaşa hazır görünüyordu.
Hera, toplantının başlangıcında sessizce köşede duruyordu. Kendisinin ve korumalarının, toplantı masalarının etrafındaki korumaların dikkatini çekmesini istiyordu. Odanın bir köşesine konumlandırılmış dört koruma, Hera'nın emriyle adım adım harekete geçti. Bu korumalar, Hera'nın sinyaliyle liderlerin korumalarına yaklaşarak onları dikkatlice izlemeye başladılar.
Hera’nın bir işaretiyle, odanın arka köşesindeki korumalar, liderlerin korumalarına sinsi bir şekilde yaklaşarak onları etkisiz hale getirdiler. Liderlerin korumaları, silahlarını bellerinden çıkarmak zorunda kaldılar ve Hera'nın adamları tarafından silahları toplandı. Bu hareket, odanın içindeki gerginliği artırdı ve liderler arasında rahatsızlık yarattı.
Hera, liderlerin ve korumalarının gözleri önünde yavaşça ve dikkatlice kendine özgü bir şekilde sahneye çıktı. Liderlerin korumalarının silahsız hale gelmesi ve diğer korumaların liderlerin etrafında dikkatli bir şekilde konuşlanması, Hera'nın planının ilk aşamasının başarılı olduğunu gösterdi
Hera, liderlerin şaşkın bakışları arasında, masanın ortasına gelerek sesini yükseltir. Konuşması, odanın karanlık havasını daha da yoğunlaştırır.
Hera Alfred:(Sakin ama keskin bir sesle) “Beyler, dikkatle dinleyin. Şu an burada yaşananların hiçbiri planladığınız gibi gitmeyecek. Gerçek kimliğimi açıklamadan önce, şu anki durumunuzu görmenizi istiyorum.”
Hera'nın korumaları, toplantı masalarının üzerine tabletler yerleştirir. Her tabletin ekranında, liderlerin ve Mustafa Demiroğlu’nun varislerinin görüntüleri belirir. Varislerin başında, Hera'nın emrini bekleyen tetikçiler vardır. Ekrandaki görüntülerde, varislerin korku dolu yüzleri açıkça görülmektedir.
Hera Alfred:“Beni tanıdığınız ismi kullanarak, korku salmaya çalıştınız ama işte gerçek ortaya çıkıyor. Ben, Ares Alfred’in kızı değilim. Gerçek ismim Hayat Taro Kartaloğlu. Annem Zeyna Kurtoğlu ve babam Taro Kartaloğlu’nun kızıyım. Sizin baş lideriniz ve dış ticaret lideriniz olan kişilerin torunuyum infaz ettiğiniz ailemin intikamını almak üzere buradayım.”
Liderler bu açıklamayı duyduklarında, büyük bir şok ve endişe içinde kalır. Bazıları, Hera’nın gerçek kimliğine inanmakta zorluk çekerken, diğerleri korku içinde kalmıştır. Hera, soğukkanlılığını koruyarak konuşmasına devam eder.
Hera Alfred:“Sizler, ailemin katillerisiniz ve şimdi size iki seçenek sunuyorum. Birincisi, doğuştan hakkım olan dedem Mehmet Kurtoğlu dış ticaret liderlik postu..
İkincisi,yine doğuştan hakkım olan dedem Ahmed Kartaloğlu baş liderlik postu ve son olarak vaftiz baba'm Ares Alfred tarafından sonradan hak sahibi olduğum vaftiz dedem ve mafia çetelerinin ilk kurucularından olan Alfred DiSalvo ,tüm mafia liderlerinin gözetimden geçip onaylandığı postu..
Yani hakkım olan Taht artık veliahtın geri dönüşüyle yeni sahibine verilecek..
Ya bana itaat edip diz çökün ,ya da hepinizi kendi kanlarınızda boğmamı seyredin..
Şimdi önüzdeki belhelere Veliahtlığımı onayladığınız görmek istiyorum..
Liderler, varislerinin hayatı tehlikede olduğunu görünce panik içinde kalır. Korkuyla, önlerindeki tabletlerdeki belgeleri imzalamaya başlarlar. Bu belgeler, Hera’nın liderliğini ve kontrolünü kabul ettiklerini gösterir.
Hera, liderlerin son bir kez düşünmeleri için birkaç dakika süre tanır. Liderler, varislerinin ölümüne engel olabilmek için ne yapabileceklerini düşünürken, Hera'nın planı adım adım başarıya ulaşmaktadır.
Hera Alfred: (İmzalardan sonra) “Teşekkür ederim beyler. Şimdi size son yolculuğunuza uğurlayacağım. Aileme yaşattığınız cehennemde size ızdırap dolu bir zaman diliyorum.
Hera, bir el işareti yapar ve korumalar silahlarını ateşler. Masanın etrafındaki liderler ve Mustafa Demiroğlu'nun başları, aniden yere düşer. Kan masanın üzerine yayılır ve liderlerin cesetleri etrafa dağılır.
Oda, aniden bir sessizliğe bürünür. Kanlı bir kaos içinde, Hera'nın sessizliği ve kendine güveni odanın hakimiyetini sağlar. Hera, bu noktada liderliği tamamen ele geçirmiş ve savaşın seyrini değiştirmiştir. Kalan liderler ve varisler, Hera’nın egemenliğini kabul etmek zorunda kalır.
Geriye sadece Hera'nın zaferle dolu, soğukkanlı tavrı ve öteki tarafın kaybolmuş liderlerinin cesetleri kalır. Gece, kargaşa ve intikamın egemenliğinde sona ererken, Hera’nın planı kusursuz bir şekilde işlemiştir.
Hera, masanın üzerinde kanlı başları görünce soğuk bir gülümsemeyle belindeki silahı çıkarır. Hekta'nın önüne geçer ve silahın namlusunu Hekta’nın kafasına dayar. Her şeyin son noktasına geldiği bu an, her anı titizlikle planlanmış bir intikamın sembolüdür.
Hera’nın soğuk bakışları, Hekta’nın gözlerinde panik ve korku yaratır. Hekta, bu andan itibaren sadece ölümle karşı karşıya olduğunu bilir. Hera’nın parmakları tetikte, gözlerinde bir an bile titreme belirtisi yoktur.
Reha, kapıdan içeri hızlıca girer, gözlerinde umut ve çaresizlik karışımı bir ifade vardır. Hızla Hera’nın önüne geçer, ellerini yalvaran bir şekilde açar.
Reha:Sevgilim, lütfen, babamı bağışla. Ne olur, bunu yapma. Onun ölümünü göremem. Ne olursa olsun, o benim babam, ona zarar vermene izin veremem!
Hera, Reha’nın gözlerindeki çaresizliği, kalbinde bir etkisi olup olmadığını merak etmeksizin, gözlerinde sert bir ifadeyle cevap verir.
Hera:Hala anlamadın mı, seni aptal? Baban Zoya’yı aramıza sokarken, Celasun’a kendini aşık ettirip benden uzaklaştırmasını sağlamayı hedefliyordu. Bunu göremeyecek kadar salak mı sandı bizi? Ama bilmediği şey, onun oynadığı oyunu ben ilk karşılaştığımızda oynamaya başlamıştım. Karşılaşmamız tesadüf değildi, senaryo tamamen benim yazdığım bir oyundu. Şimdi sakın bana bilmiyormuş numarası yapma.
Hera, Reha’nın gözlerindeki umut ışığını söndürür ve silahı tekrar Hekta’ya doğru çevirir. Son bir kez bakar, derin bir nefes alır ve Hekta’nın kaderini mühürleyecek son kararı verirken, gözleri kararlı bir şekilde parlamaktadır.
Hera:“Üzgünüm ihtiyar, artık sobelendin.”
Hera, tetik parmağını hareket ettirir. Ancak, birdenbire elektrikler gider ve karanlık aniden odayı sarar. Reha, panik içinde babasının önüne geçerken, Hera’nın silahı ateş alır. O an, karanlıkta iki patlama sesi yankılanır.
Ambulans sesleri hızla yaklaşırken, odadaki kaos artar. Hemşireler ve sağlık ekipleri içeri girer. Bir hemşire, acil bir ses tonuyla bağırır:
Hemşire:Çabuk olun, bir ölü bir yaralımız var!
Reha, babasının kanlar içinde yatan bedeninin yanına düşer, gözleri dolu dolu, çaresizlik içinde Hekta’nın vücudunu tutar. Gözleri, Hera’nın soğuk ifadesiyle karşılaşırken, içinde derin bir öfke ve acı taşır. Hera’nın tavrı ise tamamen duygusuzdur.
Hera, tüm bu kaosun ortasında, amacına ulaşmanın verdiği zaferle rahatlamış gibi görünür. Yüzünde bir zafer gülümsemesi belirir.
Hera: “Bu gece, sizler tarihin karanlık köşelerine gömüldünüz. Yaptıklarınızın bedelini ödediniz. Bu işin sonu, benim zaferimle noktalanıyor.”
Ambulanslar olay yerine ulaşırken, Reha’nın feryatları ve acıları arasındaki sessizlik, Hera’nın karanlık intikam yolculuğunda nihai bir sona işaret eder. Hera, son bir bakışla Celasun tarafından yaralan Reha'ya son bir bakış atar ve ardından karanlıkta kaybolur